Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Rol Model Kadınlar

Yazar: Eylem Yurtsever

Toplam okunma: 2651

eylemyurtsever@gmail.com

                                                          

Merhaba,

Bu yazımda, daha önce üzerinde durmadığım bir konu olan feminizm hakkında, okuduğum bir kitaptan sonra düşündüklerimi paylaşmak istiyorum.

Sözkonusu kitap Bell Hooks’un “Feminizm Herkes İçindir” adlı kitabı. Yazar siyahi bir kadın. Kitapta kadınların, özellikle siyahi kadınların haklarından söz ediyor. Özetle; beyaz kadınlar bile siyahi kadınların üzerlerinde otorite kurmaya çalışıyor ve kimse feminizmin hakkını vermiyor.

Yazar muhteşem bir giriş yapıyor kitaba. İnsanlar feminizmden bucak bucak kaçar oldu; çünkü bizler feminizmi cinsiyetçilikle karıştırdık. Erkeklerin kadınlara yaptığını biz kendimize yaptık. Böylece insanlar bir fark göremediler ve soğudular bana kalırsa.

Bu kitabı okuduktan sonra feminizm üzerine düşündüğümde, kadın rol modellerimizin olması gerektiği kanaatine vardım; çünkü ne kadar konuşursak konuşalım, feminizmi, ya da kendimizi gerçekleştirmenin ne olabileceğini, karşımızda bir örnek olmadığı zaman tam olarak kavrayamayacağız. Aklıma hemen yazılarımda birkaç kez örneğini verdiğim kadın, Sabriye Tenberken geldi. Onun “Yolum Tibet’e Düştü” adlı kitabını okumak hayatımda bir dönüm noktasıydı. Evet… O kadın benim istediğim birçok şeyi yapmıştı. Çok iyi bir at binicisiydi, cesurdu. Riske atılmayı seviyordu… Uzak Doğuya gitmişti. İnsanların hayatlarını etkilemişti.

Benim hayatımı da…

O zamana kadar hep bir hayal olarak kalmış Japonca öğrenme isteğimi eyleme geçirmemi sağladı Sabriye Tenberken’in o kitabı. Evet, belki de bu kitabın desteğiyle şimdi Japonca öğreniyorum. Sabriye Tenberken, bana ta Almanya’dan seslendi ve bir nevi zihin dostum oluverdi.  Elbette ben onun yaptığı her şeyi taklit etmek gibi bir misyon edinmiyorum. O sadece benim için bir rol model…

Halis Kuralay’ın yazdığı çizgi romanı biliyorsunuzdur. “Fati’nin Maceraları” serisi… Kör bir çocuk olan Fati birçok şeyi yapmaktadır. Bisiklete binmekte, yüzmekte… vb. birçok şeyi kör olduğu halde yapmaktadır. Bu gören çocuklar için körlerin bir şeyleri nasıl yaptığını öğrenmeleri açısından kılavuz niteliğinde olmasının yanı sıra, kör çocuklar için Fati bir rol model de olabilir.

Birçok insanın, bir engelli olduğumuzdan dolayı  “yapamazsın” dediği bir yerde, bana kalırsa rol modellere ihtiyacımız var. Elbette rol modeller olmazsa hiçbir şey yapamayız diye bir şey sözkonusu bile değil; ancak kulaklar olmalı ki boynuzlar onları geçmek için kendilerini zorlasınlar...

Elbette kimse rol model olmak için kendisini zorlayamaz ya da her hareketini bunun için hesaplayamaz; ama bazen düşünüyorum. Neden başarı hikâyelerinde hep erkekler var? Neden bir sürü başarılı kadın varken biz kadınlar bunları rol model edinmeyelim? Satranca çalışırken “Satrançta Kazandıran Oyun Felsefesi” adlı bir kitabın girişinde yer alan “Satranç ve Kadınlar”  adlı bölümünü okuduğumda, yazarın oyuncudan bahsederken he (erkekler için o) zamirini kullanacağını, kadınların kusura bakmaması gerektiğini, erkeklere oranla kadın satranççıların çok az olduğunu söylüyor.

Belki bunun bir nedeni vardır. Gerçekten de kadınlar başarılı olamasa bile, hiç yüreklendiren bir başlangıç değil bence… Bu girişle en başta dışlanmış olmuyor mu kadınlar? Gerçi bölümün sonunda “Bu durumu değiştirmeleri için dünyadaki tüm kadınları cesaretlendirmek istiyorum.” gibi bir şey yazmış yazar… Bu bölümü okuduğumda merak ettim. Acaba bir kadın hiç kitap yazmış mıdır satranç ile ilgili? Yazmışsa nasıl yazmıştır?

Bu konuda rol model edineceğimiz birçok kadın olabilir. Hatta bir kadın kendisi rol model olmak için olmasa da iyi olmak için çalıştıktan sonra rol model olabilir. Açıkçası ben kitabı okuduktan sonra “Çok iyi olmak için oynamıyorum. Satrancın zevkine varmak amacındayım; ama bu adamın yaptığı şeyi, yani satranç oyuncusuna “he” takısını kullanmayı de çok uygun bulmuyorum.” diye düşünmüştüm.

Gerçi müsabakalarda genel kategorisine bayanlar da girse ayrıca bayanlar kategorisi de yer alıyor. Bu da ilginç bir durum.

Velhasıl, kadınların rol model olarak kendi cinsiyetlerine mensup kişileri bulup seçmesinin, kendilerini gerçekleştirmelerinde büyük oranda yararlı olacağını düşünüyorum. Hatta erkeklere de bu örneklerin gösterilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bence başarılı kadınlar az değil, sadece az görünüyorlar o kadar.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş