Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Amerika Birleşik Devletlerinde Engelli Yüksek Öğrenim öğrencisi olmak

Yazar: Deniz Aydemir Döke

Toplam okunma: 2649

daydemird@gmail.com

 

Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde, ilk niyetim sizlere ABD’deki üniversitelerin engelli öğrenci hizmetlerinden bahsetmekti, sonra hikâyeyi biraz daha başa sardım ve buralarda yüksek lisans öğrencisi olma sürecini anlatmaya karar verdim. Bu yazı daha çok benim deneyimlerimden öğrendiğim şeyler üzerine kurulu. Umarım merak edenlere bir fikir verebilir.

Eğer ABD’de yüksek lisans ya da doktora yapmak istiyorsanız, iki temel sınava girmeniz gerekiyor. Bunlardan birisi Graduat Record Exemınatıon (GRE), diğeri de Test of English as a Forren Language (TOEFL). Bazı alanlarda bunlardan başka sınav sonuçları gerekebilir ya da her program GRE sonucu istemeyebilir. Türkiye’de bu sınavları alabilmek için engelli öğrencilerin sınav başvuru formunu doldurması gerekiyor. Ben başvurduğumda form baya karışık gelmişti ve en sancılı kısmı da yüzlerce lira vermeden, yani muayenehaneye gitmeden, devlet hastanesinde çalışan bir göz doktoru bulup sonrada ona meramımı anlatmak oldu. Anladığınız üzere, formda görme engelli olduğunuzun bir doktor tarafından onaylanması gerekiyor, yeni formlarda engelliliği onaylama olayını, üniversitelerdeki engelli öğrenci birimleri de yapabiliyor sanırım. Formda ne gibi makul uyumlaştırmalar istediğinizi belirtiyorsunuz. Bunlar Okuyucu, yazıcı, yüzde yüze kadar ek süre, büyük baskı veya GRE’nin kâğıt biçimindeki sınavı için sadece şekilli soruların şekillerinin Braille kopyası gibi. Ben sınavlara 2011 yılının sonunda girdim ve o zaman Türkiye’de ekran okuyucu ya da kabartma olarak sınav alamıyorduk. Yeri gelmişken bu GRE ve TOEFL hem bilgisayar ortamında hem de kâğıda basılı bir şekilde alınabiliyor. TOEFL’ın elektronik ortamda alınanı TOEFL IBT oluyor ve kâğıda basılı olandan farklı bir biçimde puanlandırılıyor. Neyse Bu sınavlar için olan başvuruyu tamamlayınca Amerika’daki ETS denilen kuruma gönderiyorsunuz. Sınav başvurunuzu sınava gireceğiniz tarihten en az üç ay önce yapın, hatta mümkünse daha bile önce yapmakta fayda var. Uyumlaştırmalarınız ETS tarafından onaylanınca size bir e-posta geliyor, adayın bilgisi de yanlış hatırlamıyorsam Belçika’ya gidiyor. Türkiye’de ETS tarafından düzenlenen tüm sınavlar Belçika’daki merkeze bağlı. Sonra bu yurtdışındaki merkezle sınav gününü belirlemek için iletişime geçiliyor. Eğer sınavı bilgisayar ortamında alacaksanız, sizin sınava girdiğiniz günde sınav merkezinde başka sınav olmaması gerekiyor. Bu nedenle sizin sınava girmek istediğiniz şehirde size de uyan boş bir gün bulunuyor. Sonra da sınavı uygulayacak merkez sizinle iletişime geçiyor ve gidip sınavınızı oluyorsunuz. Burada hatırladığım kadarıyla normal süreci yazdım, benimki maalesef böyle gelişmedi. Bir de şunu paylaşmakta fayda görüyorum, sınavınızı okuyacak kişi, Türkiye’de olduğunuzu unutmayın, Okuma konusunda herhangi bir eğitim almamış oluyor. Sadece okurken dikkat etmesi gereken şeylerle ilgili bir e-posta alıyor. Benim GRE sınavımı okuyan kişi, yanlışlıkla sınavı kapattı, sınav iptal oldu. Okuyucum mütercime tercüman olduğundan İngilizce okumak konusunda bir sıkıntı yoktu; ama şekilli soruları görünce nasıl anlatacağını kestiremiyordu. İkinci GRE sınavımı kâğıda basılı aldım, bu sefer şekiller tanımlı ve ayrı bir kitapçıkta kabartmalı olarak geldi. İlk sınavdan sonra çıkarttığım patırtı yüzünden ikinci seferki sınavıma okuyucu olarak İngilizce okuyabilen bir mühendis geldi. TOEFL sınavı da ayrı bir macera oldu. Ben TOEFL IBT sınavına başvurduğum halde, ETS bana kâğıtta basılı TOEFL sınavı vermeye karar vermiş. Bu durumu fark edince sınav türünü değiştirip tekrar sınav tarihi almam en az bir ay kadar sürmüştü. GRE’de çıkarttığım patırtıdan ötürü TOEFL sınavıma gerçek bir İngiliz bulmuşlar okuyucu olarak. Kızcağızın sınavın nasıl bir şey olduğundan haberi bile yoktu. Siz “aa buldun da bunuyorsun” diyeceksiniz ama bu sefer de okuyucumun gerçek İngiliz aksanını anlamak bir dert olmuştu.

Neyse bir şekilde sınav sürecini atlatınca, üniversitelere başvurunuzu yapabiliyorsunuz. Genellikle ABD’deki üniversitelerin sonbahar dönemi için başvuru tarihleri, aralık ayı ortası ya da ocak ayı başında doluyor. Bu tarihten önce sınav sonuçlarınızın elinizde olması, başvurduğunuz bölümden bir hocayla yazışmış olmanız ve başvuruda istenen özgeçmiş ve niyet mektubu gibi belgeleri hazırlamış olmanız gerekiyor. Başvuru yapmak epey masraflı oluyor, sınavları alabilmek için birkaç yüz Dolarcık ödemeniz gerekiyor.  TOEFL ve GRE’ye girdiğinizde hangi programlara başvuracağınızı biliyorsanız, sınavları alırken dolduracağınız bir formla sonuçlarınızı üç üniversiteye ücretsiz olarak gönderebiliyorsunuz. Eğer siz üçten fazla üniversiteye başvuracaksanız, göndereceğiniz her sınav sonucu için de ayrıca para ödüyorsunuz, ama burada bitmiyor, başvurduğunuz tüm programlara resmi transkriptinizi posta yoluyla gönderiyorsunuz, tabi o eğer İngilizce değilse, bir tercüme bürosuna çeviri parası ödüyorsunuz ve başvurduğunuz her program için üniversiteye de başvuru parası ödüyorsunuz. Sınavlara girdik, paraları bayıldık, bitmek bilmeyen başvuru belgelerini tamamladık, sırada ne mi var? En sıkıcı kısım; beklemek. Önce tüm başvuru belgeleri inceleniyor, eksik olanlar veya sınav sonuçları bekleneni karşılamayanlar oracıkta eleniyor. Bunun ne kadar süreceği bölüme bağlı. Benim bölümümün son başvuru tarihi 15 Aralıktı, hocam 19 Aralık’ta beni arayıp ön elemeyi geçtiğimi söyledi. Genelde bu süre daha uzun olur ve eğer mülakata çağrılmayacaksanız size hiç dönmeyebilirler de.

Buradan sonrası benim bölümüme özgü durumlar, başka programlar başka süreçler gerektirebilir. Mülakat tarihi belli oldu. Uluslararası öğrencilerin mülakatı Skype’ta yapılabiliyor; ama mülakata gelenler kabul almakta daha şanslı oluyor. Ben zaten State College’ta yaşadığım için şanslıydım. Bölüm sekreteri mülakat gününde kullanılacak her şeyi bana önceden e-posta olarak gönderdi. Bu her şey ne derseniz; bütün günün programı, mülakatta kimlerle hangi odalarda görüşeceğim, bölümü tanıtan broşürler falan filan. Burada yaşamanın avantajını kullanarak bölüm binasını tanımak için sekreterden yardım istedim. Genel olarak mülakatın yapılacağı katı tanıdım, Tuvaletlerin ve sabah ilk buluşulacak odanın yerini öğrendim. Yazma becerilerimizi ölçmek için ayrı bir kompozisyon gibi bir şey yazmamızı istiyorlardı, Ben bunun için ek süre istedim. Ek süreyi mülakat programına oturtamadılar, bana soruyu mülakattan bir önceki gün e-posta olarak saat tam 9’da gönderdiler ve cevabını da belirlenen saate geri istediler. Mülakattan bir önceki akşam yerleşkedeki bir otelde resepsiyon düzenlediler, böylece adaylar birbirini tanımış oldu, hem de hocalar kendilerini bize tanıttılar. Ertesi gün hazırlandım, makyajımı yaptım, saçlarımı düzleştirdim, elbisemi ve topuklu çizmelerimi giyip düştüm yola.

Mülakat sabah 9’dan akşam 4’e kadar sürdü. Bu süreçte, iki kere ikişer hocayla yaklaşık yarımşar saat mülakata alındım. Sorular neden bu bölümü istediğim, ne gibi güçlü yönlerim olduğu, bölüme ne katabileceğim, şimdiye kadarki akademik ve uygulama deneyimlerimin neler olduğu, bölümle ilgili sorum olup olmadığı, bir de psikolojik danışma alanında güncel sorunların ne olduğu gibi şeyler üzerinden ilerledi. Bizim bölüme özgü olan bir şey daha vardı, tüm adaylar, doktora öğrencileri tarafından da mülakata alındı. Yani toplam dört mülakata girdim.

Bunun dışında yarım saatlik bir seans izleyip, psikolojik danışmanın ne gibi beceriler kullandığını yazmamızı istediler. Ben kendi dizüstü Bilgisayarımı yanımda götürdüm ve yazdıklarımı e-posta eki olarak sekretere gönderdim. Günün sonunda doktora öğrencileri kendi arabalarıyla bize yerleşkeyi tanıtılar ve hep beraber yemeğe gittik. Eve geldiğimde kendimi suyu sıkılmış portakal gibi hissediyordum.

Sonra nasıl mı ilerledi bu süreç; yoksa burada uluslar arası kör bir öğrenci olmak nasıl oluyor diye merak mı ediyorsunuz? O zaman kasım sayımızda görüşürüz.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş