Toplam Okunma 0

Ne zaman mikro saldırganlıklarla ilgili bir eğitim ya da konuşma versem, sorulan sorulardan biridir “Peki ne yapmalı?“ Neler yapılabileceği arasındaki seçeneklerden biri de hiçbir şey yapmamaktır. Bu seçenek ideal olan değildir ama sıklıkla da olur. “Peki neden insanlar hiçbir şey yapmaz?” sorusuna yanıt olarak Sue ve arkadaşları dört neden öne sürüyor.

 

Mikro saldırıya tepki vermek için en büyük ön koşul, mikro saldırıyı fark etmektir. Mikro saldırılar genelde bilinç dışında, otomatik tepkiler gibi oluşun, masum gibi görünen ancak ima ettiği mesaj nedeniyle maruz kalan kişiye zarar veren, toplumsal önyargılar ve eşitsizlikleri yansıtan durum ve olaylardır. Burada iki ifade çok önemli; genelde bilinç dışında olması ve masum görünmesi. Öyle ki bazen saldırıya maruz kalan kişi bile mikro saldırıyı fark etmeyebilir. Yani umarsızlık, bilinçsizlik ya da mikro saldırının örtük yapısı nedeniyle mikro saldırılar göz ardı edilebilir.

 

Tepki verilmemesinin bir başka nedeni de mikro saldırıların etkisinin azımsanmasıdır. Yani burada kişi saldırıyı fark eder ancak abartmaktan korktuğu için ya da “Aman canım ne olmuş sormadan yardım ettiyse, adam iyi niyetli işte” gibi bir düşünce nedeniyle tepki vermemeyi seçebilir. Buna “pireyi deve yapıyorsun tepkisine neden olmaktan korkmak” diyebiliriz. Yani bu tam olarak körlerin istenmeyen yardımı reddettiklerinde karşılaştıkları hem kör hem nankör tepkisidir. “Aman canım sen de çok alıngansın, ne var canım çayının şekerini ben atıysam, sana da iyilik yaramıyor…” Burada kişi hem mikro saldırıyı yaşar hem de fazla alıngan olmakla suçlanır yani saldırının etkisi azımsanır ve kişinin hissettikleri ya da yaşadıkları da gerçek değilmiş muamelesi görür. Ancak sanılanın aksine, mikro saldırılar maruz kalan kişilerin psikolojik ve fiziksel iyi olma hallerini etkilemekte ve eğitim ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda ayrımcı ve eşitliksiz uygulamalara neden olmaktadır.

Tepki vermekten çekinmenin üçüncü nedeni de muhabbete limon sıkmaktan kaçınmak.  Bir başka deyişle, o anki harmoniyi bozmak istememek ve çatışmadan kaçınmaktır. Sue bunu sosyal normlarda kibarlık protokolü şeklinde anlatıyor. Yani akrabalarla olan akşam yemeğinde havadan sudan, işten güçten konuşmak kabul görürken misafirleri rahatsız edecek konuşmalardan kaçınılır. Siz akraba buluşmasında teyzeniz Mualla Hanım’a, “Teyze ben hariç bütün kuzenlerin sevgililerini merak ettin ama bana sevgilim olup olmadığını bile sormadın” diyemezsiniz, derseniz o anki huzursuzluk sizi oyunbozan haline getirir. Hatta Mualla teyze size küsebilir, düğününüzde altın bile takmayabilir! Daha kötüsü anneniz bile size tepki gösterebilir, sivri olmakla suçlanır ve istenmeyen kişi haline gelirsiniz.

Tepkisiz kalmanın en son nedeni de tepkiniz sonucunda başınıza neler gelebileceğinden çekinmektir. İnsanlar önyargılı olduklarını duymak istemez, hele de bu önyargı açıktan açığa değil de mikro saldırı yoluyla yansıtıldıysa. Dolayısıyla mikro saldırıya tepki verecek olan kişi, bir risk değerlendirmesi yapar. Özellikle mikro saldırıyı yapan kişi sizin üstünüz ya da sizin üzerinizde kontrolü olan bir kişiyse, yüzleştirme sonucunda olabilecekler daha riskli hale gelir. Yani işin ilk gününde yeni işe başlayan dört aday memurla (ben, diğerleri işe başlayan üç engelsiz arkadaş), toplantı yapan müdür size “Senin de sesin güzelmiş, sen santralde çalış en iyisi” dediğinde, “Ben psikolog olarak atandım, santralde çalışmak istemiyorum, işimi yapmak istiyorum” dediğinizde, altı ay boyunca yer gösterilmeden misafir sandalyesinde oturmak üzere işe gidip geleceğinizi, işyerindeki arkadaşlarınızın size vebalı muamelesi yapabileceğini göze almanız gerekiyor.

 

Özetle, mikro saldırılara verilen yaygın bir tepki, tepki vermemektir. Bu durumun dört nedenini; mikro saldırıyı fark etmemek, etkilerini azımsamak, çatışmadan kaçınmak ve olası sonuçları göze alamamaktan bahsettim bu yazıda. Peki tepki vermeyi seçtiğimiz durumlarda neler yapabiliriz? Eğer biz mikro saldırının hedefi değil de bizzat yapan ya da gözlemleyen kişiysek ne yapmalı?

 

Yazarın notu:

 

Bu konuyla ilgili yazdığım ilk üç yazıya aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

 

YARDIM EDİN MİKRO SALDIRAYA UĞRUYORUM - EEEH ...

 

Mikro Saldırganlıklarda İkinci Perde

 

Mikro Saldırganlıklarda Üçüncü Perde

 

Kaynaklar:

 

Sue, D. W., Calle, C. Z., Mendez, N., Alsaidi, S., & Glaeser, E. (2020). Microintervention strategies: What you can do to disarm and dismantle individual and systemic racism and bias. John Wiley & Sons.


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.