Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Ölünce Özgürleşen Engelliler

Yazar: Deniz Aydemir Döke

Toplam okunma: 684

daydemird@gmail.com

Sayı 50, Nisan 2018

 

Sağlamcılığın sonucu olarak insanlar engelli olmayı hayatlarında başlarına gelebilecek en kötü olay olarak karşılarlar. Engelli olmak muhteşem bir şeydir falan diyecek değilim. Sağlamcılık ve getirdikleri nedeniyle engelli bir insanın hayatı zorlaşıyor. Ama bu zor olan hayatların zor olması yeti yitiminden ziyade, toplumun engelliyi aşağı görmesi ve engelli haklarının, erişilebilirlik başta olmak üzere, tam olarak hayata geçememesi ya da kâğıt üzerinde kalmasından kaynaklanıyor. Sağlamcılığın temel düşüncelerinin arasında engelli olarak yaşamayı yaşamaya değer bir hayat olarak görmemek var. Bu düşünce sağlamcıların kafasında engelliler için ölümü bir kurtuluş haline getiriyor. Böyle olunca da ölen engelli tüm dertlerinden, engelliliğe olan mahkûmiyetinden kurtulup özgürleşiyor.

Engelli olmaktansa ölmek mesajı, ya da engelli olarak yaşamaya değmez mesajı sürekli olarak medya aracılığıyla veriliyor insanlara. Örneğin 2016 yılında yayımlanan Me Before You adlı bir filmde, deliler gibi zengin olan bir adamın bir kaza geçirip omurilik felci olduktan sonra bir türlü tekerlekli sandalye ile yaşama fikrine alışamaması ve ölümü tercih etmesi romantik bir biçimde ele alınmış. Bunun gibi başka bir sürü örnek bulmak mümkün. Engelli olan bireylerin illa yas tutması, sahip olmadıkları için üzülmesi bekleniyor. Eğer engelli tam aksine mutlu ise bu seferde mutluluğu garipseniyor, inkâr içinde olmakla yaftalanıyor.

Bildiğiniz gibi geçen ay teorik fizikçi, muhteşem bilim insanı Stephen Hawking öldü ve biz yukarıda anlattığım düşünce biçimini Amerikan medyasında ve sosyal medyada gözlemledik. İnsanlar Hawking’in sandalyesinden kurtulduğunu yazdı, arkada tekerlekli sandalye olan Hawking ayakta ve yıldızlara bakar halde resmedildi, artık özgür dendi. Yok yanlışları var, adam özgür değil ölü, tanrıyla arası pek iyi değildi diye bilindiğinden herhangi bir rahmete bile kavuşmadı zannımca, zaman mekan içinde vardı, artık yok. Kendisiyle ilgili yapılan haberlerde, yaptığı bilimle öne çıkmak isteyen ve alanında çığır açan bilim adamını tekerlekli sandalyesine indirgeyiverdiler bir anda, öldü ve kurtuldu moduna girdiler.

Yani anlayacağınız engelliler ölünce özgürleşmiyor, engelli olmaktan kurtulmuyor, sadece herkes gibi ölüyor...

 

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş