Yazılarda Ara

81. Sayı: Kasım 2020

, | Yıl: 2020, | Ay: Kasım
Editörler: Meral Sözen
Yazım Denetimi: Gülcan Altun, Canan Çam Yücel.
Web Sorumlusu: Can Deniz Balkaya, Ramazan Derin
Yayınlayan: Engelsiz Erişim Derneği


İletişim Bilgileri


E-Posta:
eeehdergi@engelsizerisim.com

Merhaba sevgili dostlar.



Bu yıl pandemi her şeyi olduğu gibi festivalimizi ve dolayısıyla Dergimizin özel sayısını da etkiledi. Festivalimiz gibi özel sayımız da bu yıl sizlere kasım ayından “Merhaba” dedi.



Yine festival gibi bir sayımız var. Haydi bir göz atalım.

İlk olarak 7. Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivalinin iz düşümleri yansıdı dergimizin sayfalarına. Sevgili Meral Sözen’in kaleminden okuyoruz.

Okumayı özlediğimiz kalemlerden birisi olan Beyza Ünal, “Şimdinin böyle olacağını bilseydim, aynı seçimleri yapmaya devam eder miydim?” diyor ve 60’ıncı sayıdan sesleniyor bizlere, “Sorular Sorular” diyerek.

Bazen başladığımız mücadeleler, aynı yeti farklılığını yaşadığımız arkadaşlarımız tarafından öylesine baltalanıyor ki, bu nedenle çuvaldızı kendimize yöneltmemiz gerektiğini ve böylece yapılan hatanın farkına belki varabileceğimizi söylüyor, Sevgi Mart Göcen 71’inci sayıdan. 76’ncı sayıdan seslendiği yazısında, “Gel Birbirimizde Kendimizi Arayalım” diyor Burak Sarı, ve temizleyerek ayrık otlarını, kendimizi keşfedip; farklılıklarımızla büyük bir orman yaratmanın hayalini kuruyor,

Ahlakçılığın bir ahlaksızlık olabileceğini düşünmüş müydünüz hiç? Söz konusu olan, dergimiz yazarlarından Meral Sözen’in kalemi ise kendinizi sorgulamanın en derin sularında bulmanız işten bile değildir. işte 76’ncı sayıdan seslendiği “Vicdanın Reddi ve Bir Ahlaksızlık Olarak Ahlakçılık” başlıklı yazısıyla dalıyoruz o sulara.

Toplum davranışları yeti farklılığı olanlara bir konfor alanı mı sağlıyor? Peki bu alanın sağladığı dokunulmazlık, yeti farklılığı olanlar için ne gibi sonuçlar doğuruyor? Engin Yılmaz “Burak ve Meral’e Cevap: Gönüllü Esaret” başlıklı yazısıyla 76’ncı sayıdan sesleniyor bizlere ve oluşturulan dokunulmazlığın sonuçlarını ortaya koyuyor.

Konfor alanını sorgulayan bir başka yazı da konuk yazarımız Habil Bozkurt’tan geliyor. “Konfor Alanı Ne Kadar Konforlu?” başlıklı yazısıyla, 78’inci sayıda anlatıyor düşüncelerini.

Bir anne adayı için bebeğini beklediği süreç, yaşamının en eşsiz ve mükemmel dönemidir. Ancak kör bir anne adayıysanız; bu süreç de toplumun önyargıları ve ötekileştirmeleri ile sizin için kabuslu bir hale gelebilir. İşte Dilek Başar Açlan, minik kızı Ela Hipatya’yı beklerken yaşadığı anlamsızlıkları paylaşıyor bizlerle.

Konuk yazarlarımızdan İbrahim Akıncı; yeti farklılığı olan anne babaların çocuklarının, toplumun normal nitelemesinde yer alan ebeveynlerin çocukları gibi olmasının, toplum tarafından kabullenilemediğini anlatarak; bir başka ötekileştirme öyküsü seriyor gözler önüne.

Dünyanın en meraklı varlıklarıdır çocuklar ve ne kadar doğru yönlendirilirlerse, gelecek dünya için o kadar güzel işler yapılmış olur. Canan çam yücel, “Minik Meraklılara Körlüğü Anlatmak” başlıklı yazısı ile çocuklara körlüğü en doğru açıklamanın yollarını paylaşıyor bizlerle.

Bir başka yeti farklılığı ise öğrenme güçlüğü. Dergimiz konuk yazarlarından Şenel Akyıldırım, “Öğrenme Güçlüğü ve Örselenmek” başlıklı yazısı ile öğrenme güçlüğüne ışık tutup; yaşadığı anılarla ihtiyacı olanlara farklı bir perspektif kazandırıyor.

“İnsan Olmanın Doğal Sonucu” başlıklı yazısıyla, TV programlarının eş erişim anlayışına muhteşem bir mantık dersi veriyor Gülcan Altun. Hala okumadıysanız;

sizin için özel sayımızda.

Sesli Betimleme Derneği hayatımıza girdikten sonra, tiyatro, film, dizi, bale ve birçok sanat eseri izlemenin anlamı tamamıyla değişti bizler için. İşte Nurşen Sunar Korkmaz, yaşadığı deneyimi paylaşıyor, “Siz hiç böyle bale izlediniz mi?” diyerek.

‘Öteki Kadınların Edebiyatı’ karantina günlerinde harika bir proje olarak ortaya çıktı. Elbette bu güzel projenin Dergimiz sayfalarında yer alması gerekiyordu. Kitabın editörlerinden Zozan Çetin’in yazısını okuduktan sonra, kitabı incelemek için can atacağınıza eminiz.

Özlediğimiz kalemlerden birisiydi sevgili Pınar Yavuz ve bir kısa filmden, Balık ve Ben’den, hareket ederek; hayatta tek bir doğruya inananların çizdiği portrenin bizi yıldırmaması gerektiğini fısıldıyor kulaklarımıza.

Uçağa bindiniz, kucağınızda minik prensesiniz… Ve klasik süreçlerden sonra ikramlar başladı. Herkes istediğini özgürce seçebilirken; servis yapan hostes tarafından size verilen çayı dökmeden içemeyeceğiniz düşünülüyor ve çay olduğu bile söylenmiyor. Yok, yok şaka yapmıyoruz. Yine dergimizin özlenen kalemlerinden Elif Emir Öksüz yaşamış bu olayı ve “Köre Çay Yok” başlıklı yazısıyla aktarmış bizlere.

Kim ne yaparsa yapsın biz buradayız. Hayatın tam ortasında ve sonuna kadar mücadelenin içinde. Bir körün bağımsızlık sembolleridir 3 B işte bu 3 B’den biri olan ‘bilişim’den sonuna kadar faydalanabilmenin yollarından birisi de sağlam ve iyi bir bilgisayar seçebilmektir. O zaman buyurun teknoloji köşemizin sahiplerinden Ramazan Derin’in

yazısına.

3 B’den bilişim sayesinde online öğrenme platformlarının kapıları da açılıyor. Bilişim köşemizin diğer sahibi Can Deniz Balkaya ise UDEMY platformundan söz ediyor bizlere.

Ev işlerinin sıkıcı olduğunu mu söylediler sizlere? O zaman onlara Murat Kefeli’nin dergimizde yer alan yazı dizisinden söz etmelisiniz. Bir ipucu vermesi için serinin ilk yazısına bu özel sayımızda yer vermeyi uygun bulduk.

Yeti farklılıklarının bir engel teşkil etmediğini, herkesin aynı işleri hep aynı yöntemlerle yapmak zorunda olmadığını her türlü yöntemi kullanarak anlatmaya çalışıyoruz. İşte konuk yazarımız Mustafa İşçier bir orta oyunu olan Karagöz ile Hacivat’tan hareket etmiş bu kez. Ne diyelim belki bu yöntem amacına ulaşır.

Başta da söylemiştik ya festival gibi bir sayı diye. İşte eşitlikten erişilebilirliğe ve engelsiz bir hayat hayaline, kah önümüze çıkan engellerden, kah bulduğumuz yöntemlerden söz ederek; geldik bir özel sayının daha tanıtımının sonuna. Bizde ne hayal biter ne çözüm yöntemi. Bu yıl 7’ncisini yaptık Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali’mizin. Ama inanıyoruz ki içimizden ömrü vefa edenlerle, çok daha eşit, erişilebilir ve engelsiz günlerde 70’incisi de yapılacak ve denecek ki “İyi ki yakılmış o kıvılcım. İyi ki taşınmış o meşale. İyi ki düşülmüş tarihe o notlar.” İşte o iyi kilerin bir tanesinde bir harf olmayı başarabilirsek, ne mutlu bize. Biz yüklenip yeni hayallerimizi, alıp yeni haritalarımızı yola çıktık bile 82’nci sayımızı hazırlamak için. O zaman o sayfalarda görüşmek üzere.

Sesli Dinle