Toplam Okunma 0
Bebek küvetin içerisinde sırt üstü uzanmış. Yetişkin bir sağ el bebeğin sırtından tutuyor, sol el ise  bebeğin karnının üzerinde duruyor.

Merhaba dostlar. Bu ay annelik tecrübelerimden hareketle seslenmek istedim sizlere. Gerek sosyal medya üzerinden gerekse arayarak birçok anne ya da anne adayı bebeğini nasıl banyo yaptırabileceğini soruyor. Bu ara bu sorular çok sıklaşınca, dilimin döndüğünce kendi yöntemlerimden bahsetmek istedim.

 

Bebekler doğduktan sonra, halk arasında “göbek düşmesi” denilen ve annesi ile bağını sağlayan kordonun parçası bebişin göbeğinden kopmadan banyo yaptırılması konusunda iki farklı görüş var. Bazı doktorlar, kordon parçasının üzerine doğrudan su dökülmediği sürece herhangi bir sakınca olmadığını söylerken bazı doktorlar ise önermiyor. Çağan’ın çocuk doktoru da göbeği düşene kadar banyo önermedi. Bu dönem bebeğe göre değişiyor. Bazı bebeklerde ilk 7 gün içinde düşerken bazı bebeklerde bu süre 15 güne kadar uzayabiliyor. Bu dönemde banyo yaptıramadığımız için bebeğimizin vücudunu silmemiz gerekiyor. Bunun için ılık bir su hazırlıyoruz. Suyun sıcaklığını, kolumuzun dirsek kısmını suya batırarak ölçüyoruz. Dirseğimizi yakmayacak ılıklıkta bir su olması gerekiyor. Bebişimizin kıyafetlerini çıkarıyoruz ve temiz bir havlunun üzerine yatırıyoruz bebişimizi. Sonra, bebek temizleme pamukları ya da yumuşak pamuklu bir bezden elde ettiğimiz birkaç parçayı yanımıza alıyoruz. Bezleri suya batırıp o nazik kuşların vücutlarını bir güzel siliyoruz. Havluya sarıp güzelce kuruluyoruz. Ben, Çağan doğmadan önce birçok bebek mağazasında bulabileceğiniz ve bebeğin başına geçen bir kapüşonu olan, diğer yeri ise bir battaniyeye benzeyen havlulardan kullanıyordum. Gerçekten çok rahat oluyordu. Vücudunun kuru olduğundan emin olduktan sonra bezini takıyoruz. Bazı bezlerde göbek kısmına gelen yer oyuk ve kordon parçası boşta kalabiliyor. Ancak kullandığınız bezde böyle bir oyuk yoksa mutlaka bezin bebeğin göbeğine gelen yerini dışa doğru katlayarak kordon parçasının dışarıda kalmasını ve bebeğin beziyle temas etmesini önlememiz gerekiyor. Aksi halde enfeksiyon kapabilir ve bu da hiç istemediğimiz sonuçlara yol açar. Kordon bakımı için farklı dezenfektanlar var. Ben sprey halde olanını tercih etmiştim. Kullanması daha kolaydı. Bir elinizle kordonun bulunduğu yeri hissettikten sonra, diğer elinizdeki antiseptik spreyi yaklaştırıp bir ya da iki kez fıslattığınızda, bebişinizin göbek bakımını da yapmış olacaksınız. Ben bu dönemde “hastane çıkışı” denilen setlerde bulunan önden bağlamalı bodylerden kullandım. Ceket gibi bir atlet düşünün, bebeğin kaburga kemiklerinin bitiminde yer alan iplerden önünü bağlıyorsunuz ve böylece diğer atletlerde olduğu gibi kordon üzerine bir baskı olmadığı için hava almasını sağlıyorsunuz. Ancak bunlardan fazlaca edinmenizi tavsiye ederim. Çünkü setlerin içinde iki ya da üç tane çıkıyor ve yeni doğan bebişlerin üstlerinin hızlı kirlendiği düşünüldüğünde, yeterli gelmeyebilir. Tüm bebek mağazalarında “yeni doğan atleti” diye satılıyor. Ben fazladan beş tane daha almıştım.

 

Bebişinizin göbeği düştü ve artık minik kuşunuzu özgürce banyo yaptırabilecek zamana geldiğinizde, bebişiniz Çağan gibi suyu çok seviyorsa hayatınızın en eğlenceli banyolarına hazır olun. Ben fileli bebek küvetlerinden almıştım ki kim icat ettiyse, buradan minnetlerimi yolluyorum. Minyatür bir küvet düşünün. Ortasına benimkinde 6 noktadan bağlanan bir file geriliyordu. Filenin uçlarında tırnaklar var ve siz o tırnakları küvetin kenarlarına sıkıca yerleştiriyorsunuz. Bu nokta çok önemli. Bebişinizi bu filenin üzerine yatıracağınız için o tırnakların tam oturduğundan ve filenin sağlamca küvete tutunduğundan emin olmalısınız. Bir kova ve bir de saplı masrafa olarak tabir edilen küçük kova edinin ki bunlar genelde set olarak satılıyor. İçeriğinden emin olduğunuz bir şampuanınız olsun, bir de ben hep gerçek deniz süngerinden yapılmış lif kullandım. Ancak lifi sürekli kullanmanıza gerek yok. Hatta bebişiniz hareketlenip etrafı keşfe çıkana kadar her gün banyo yaptırdığınızı farz edersek, haftada bir kullanmanız bile yeterli olur.

 

Bebişinizin temiz kıyafetleri ve bir tane temiz bezini, banyodan sonra minik kuşunuzu giydireceğiniz yerde hazır tutmanız işinizi kolaylaştırır. Havluyu ise banyo biter bitmez elinizi uzattığınızda alabileceğiniz bir yakınlıkta tutun. Öncelikle küvetinizi, bebişinizi banyo yaptıracağınız yere getirin. Sonra suyu hazırlayın ve söylediğim gibi dirseğinizle suyun ılıklığını kontrol edin. Şampuanı, lifi de hazırladıysanız eğlence başlasın.

 

Bebeğinizi filenin üzerine yatırın. Burada çok önemli bir noktayı daha hatırlatayım, filenin kuru olduğundan emin olun. Islak fileye yatınca ıslak nedeniyle soğuyan file vücutlarına değince, duyabileceğiniz en güçlü çığlıkları duyarsınız. O nedenle, fileyi ya da küvetini önceden ıslatmak gibi bir hata yapmayın. Genelde filelerin küvetin bir ucuna gelen yeri hafif yüksekte kalıyor. Buraya başını yerleştirmeniz iyi olacaktır. Bir elinizi bebişinizin boynunun olduğu yere koyup diğer elinizdeki suyu boynundan aşağıya doğru dökün ve vücudunu ıslatın. Sonra şampuanıyla bir güzel yıkayın. Tabii bu arada ellerini kollarını hareket ettirip göbüşünü minik dokunuşlarla gıdıklamayı ve eğlenmeyi unutmayın. Yoksa çok şey kaçırırsınız. Sonra, yine bir elinizi boynunun olduğu yere koyup diğer elinizle suyu dökün ve bebişinizi durulayın. Ben bu aşamada önce suyu dökeceğim noktayı tespit ettikten sonra, işaretçi elimi de durulama için kullanıyordum. Bir elimle suyu dökerken diğer elimle yavaş yavaş ve göğsünden ayaklarına doğru ovarak durulamayı tamamlıyordum. Bu şekilde yukarıdan aşağıya doğru durulama işlemi yaparsanız, ağzına ya da burnuna su kaçırma riskiniz de ortadan kalkar. Durulama işlemi bitince, elinizi ıslatın ve yüzünü silin. Bu aşamada elinizde çok su kalmamasına dikkat edin. Çünkü kalan su yüzüne aniden dökülünce, ağza ya da buruna kaçma ihtimali olabilir.

 

Şimdi bebişinizi ters çevirin ve sırt bölgesini de aynı şekilde yıkayın. Herkesin korkulu rüyası baş yıkama ise bence o kadar abartılacak bir şey değil. Bu arada bebeğinizi ters çevirdiğinizde, kafasının sağa ya da sola dönük durduğundan emin olun ki ağzı burnu fileye değmesin ve bebişiniz sizin yerinize fileyi emmeye çalışmasın. Bebişinizin kulaklarının bulunduğu yere bir elinizi kapatıp diğer elinizle çok yavaşça saçlarının olduğu bölgeyi ıslatın. Burada suyu çok yavaş dökmek, herhangi bir boğulma riskini ortadan kaldıracaktır. Sonra birkaç damla şampuan alın ve çok nazik hareketlerle saç bölgesine sürün. Bebeklerin “bıngıldak” diye isimlendirilen bölgeleri başlarında bulunduğundan ve buralar henüz kapanmadığından, her türlü darbeye açıktır. O nedenle, başını yıkarken son derece yavaş olmak ve nazikçe dokunmak çok önemlidir. Sonra, yine bir elinizle kulağını kapatın ve suyu yavaşça dökmeye başlayın. Ben bu aşamada da yine işaretçi elimi ilk sudan sonra kaldırıyordum ve kulaklarından başının arkasına doğru saçlı bölgesini duruluyordum.

 

Son olarak, kovada kalan suyu, bebeğinizi tekrar çevirdikten sonra göbeğinden ayaklarına doğru boca edin. Bunu çok seviyorlar. Minik kuşu havlusuna yatırın ve işte öpüp koklamaya, sarıp sarmalamaya hazır bir balık ellerinizde. Bebek yağı ile masaj yapmak çok iyi geliyor ve rahatlatıyor. Tavsiye ederim.

 

Çağan tek başına oturmaya başladıktan sonra ise ben tüm bebek mağazalarında olan ve bir klozete benzeyen, arkalıklı lazımlık taburelerden aldım. Ona oturtarak banyoda duş aldırıyorum. Bu aşamada da havlusunu hemen elimi uzatınca ulaşabileceğim bir yere koyuyorum. Duşun akış hızını oldukça yavaş ayarlıyorum. Önce vücudunu ıslatıp sonra şampuanıyla yıkadıktan sonra, duşu her yerinde dolaştırıp diğer elimle de duruluyorum. Elbette duşu kendisi de tutuyor ve eğlence dozu kat kat artıyor.

 

Tüm çocuklarımızın sağlıkla, mutlulukla, aydınlık, özgür, eşit, adil ve erişilebilir bir dünyaya büyümeleri ümidiyle.


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.