Toplam Okunma 0
Bu görsel, akşam saatlerinde, şehir merkezindeki kalabalık bir caddeyi gösteriyor. Sokak, yüksek binalar ve yanıp sönen neon tabelalarla dolu. Önde ve ortada, çeşitli yaş ve etnik kökenlerden oluşan kalabalık insan grubu yürürken görünüyor. Arka planda ise gün batımının turuncu tonları binaların arasında parlıyor.

Merhabalar, sevgili okuyucu. 

 

Uzun zaman oldu dergimize yazmayalı. Sağ olsun, sevgili yazarlarımız hemen hemen her konuya değiniyorlar. Ben de tam aklıma gelen konuyu daha güzel bir anlatımla okuyunca Yazmaktan vaz geçip yeni konu aramaya başlıyorum. Bu yazımda hepinizin kanayan ve   tuzlanan yarasına bir parmak da ben basmak istedim. Eh, merak ettiniz tabi acısını ortaklaşa duyumsadığımız yaramızın ne olduğunu. 

 

İki cümle: 

Beni tanıdın mı?  

Bakalım beni tanıyacak mısın?  

Bil bakalım ben kimim? 

 

İşte sevgili halkımızın kurduğu bu sihirli cümleler üzerine dertleşmek istiyorum sizlerle. Kör olup da bu sorularla karşılaşmayanımız yoktur diye düşünüyorum. Şimdi biraz irdeleyelim.

 

Beni tanıdın mı? 

Evet seni tanıyorum. İnsanlarla iletişimi tamamen sese dayanan kör bir bireye elinle dokunup seni tanımasını bekleyen mantıksız bir insansın  sen. 

 

Seni tanıdım.  

Bende olmayan görme yetisini üstünlük aracı olarak kullanan, hiçbir niteliğin olmadığı halde beni kendi yargılarına mahkûm edensin sen. 

 

Seni tanıyorum. 

Haddin olmadığı halde müdahalelerinle, saçma komutlarınla başkalarının sınırlarını ihlal etme hakkını kendinde görensin sen.

 

Seni tanıyorum. 

İnsanı insan olarak görmeyen, kendi inançlarını tatmin eden, karşındaki yeti farklıyı bir yardım nesnesi olarak görensin sen. 

 

Seni tanıyorum.  

Kendin gibi cehalet yüklü zihinlerin peşinden koşmayı, cehalete kul olmayı marifet sanansın sen.

 

Senin kim olduğunu biliyorum.

İnsan olmaktan doğan en temel haklarını arayamayan, ancak senden farklı yetileri olan insanlara ibretlik düşünce tarzınla ibretlik davranansın sen.

 

Seni tanıyorum. 

Yirmi beşinde kendini öldürüp, yetmişinde toprağa  gömülensin sen.

 

Seni tanıyorum.

Çay ocaklarında, kahve köşelerinde sürekli ülkenin sorunlarından yakınan ancak hiçbir çözümü olmayan, içtiğin bir bardak çayın filizlerine yaşamını mahkûm edensin sen.

 

Seni tanıyorum.

Seni sömürenleri, senin emeğinle padişahlı kuranları baş tacı edip, senden farklı özellikleri olan insanlara ayrımcılık edensin sen.

 

Seni o kadar iyi tanıyorum ki sayfalarca yazabilirim cehaletinle bana ve kendine ödettiğin bedeli. Artık senin kim olduğunu bildiğime göre ikimizde iki eşit insan olarak konuşabiliriz. Senin de beni tanımanı istiyorum 

 

Mesela karşılaştığımız yaşam alanlarında bireysel alanıma, kaşıma, gözüme, aksayan yanlarıma saldırmaktan vazgeç. 

Sokakta karşılaştığımızda bana yardım nesnesi muamelesi yapmaktan vazgeç. 

Toplu yaşam alanlarında eşimin, çocuğumun yüzüne hayretle bakıp onların gözünde beni etiketlemekten vazgeç. 

 

Eğer içtenlikle beni tanımak istiyorsan bende senin gibi etten  kemikten var edilmiş bir insanım.

Farklılıklarıma fiziki yapıma saldırmak yerine gel insan insana insanca konuşalım. Seni de beni de bu çarkın içine sıkıştıranlarla omuz omuza mücadele edelim. İnan bana beni o zaman gerçek anlamda tanıyacaksın ve çok seveceksin.

 

Son olarak sevgili sağlamcı anlayış ben diyorum ki gel ilişkilerimizi bu caanım ülkede eşit yurttaşlık temelinde oluşturalım. Emin ol çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmaz. İlkel yollarla birbirimizi tanımaya kalkışmayacağımız güzel günlere özlemle.


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.