Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Teşekkür

Yazar: Sevgi Mart

Toplam okunma: 250

sevgi.mart@gmail.com

Sayı 50, Nisan 2018

 

Merhaba arkadaşlar, bu ay, aslında çok uzun zaman önce yapmam gereken bir şeyi yapmak ve hayatıma birçok güzellik katan insanlara teşekkür etmek istiyorum. Aslında bu insanlar, sadece benim değil; eminim birçoğumuzun hayatına dokundular.

Öncelikle, sesli kütüphane kurucularından ve çalışanlarından başlayalım. Şimdi düşünün, kitap okumayı deli gibi seven bir kız. Bu kızın çocukluğu, anneannesinin ve babaannesinin anlattığı masallarla, anılarla, bilmecelerle geçtiği için, sürekli okuma açlığı çekiyor. Ailesi, annesi, babası, kardeşleri fırsat buldukça bir şeyleri sesli okuyorlar ona ama bunlar, bu kızı kesmiyor. İstiyor ki; canı ne zaman isterse kitaplara ulaşabilsin; geceleri uykusu kaçtığında, gündüzleri canı hayaller âlemine dalmak istediğinde, aklına takılan bir konuyu kafasında çözmek istediğinde… Ancak, Braille basılmış kitap neredeyse yok. Dolayısıyla, kitaplar ona masal ülkelerinin peri kızları gibi geliyor. Sonra bir gün, TÜRGÖK adında bir sesli kütüphane keşfediyor. Ancak, buradan gelecek kitapları da beklemek ayrı bir dert oluyor. Üstelik ayda sadece üç kitap alınabilmesi de ona kısıtlayıcı geliyor. Çünkü, bir yandan yüksek lisansını yaparken; bir yandan da akademik bilgilerle dolan kafasını, hayaller âleminin coşkun sularında yıkayıp; arındırmak istiyor. Tam bu dönemde, bir gün annesinin okuduğu bir gazetede, Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı GETEM’in haberine rastlıyorlar. İşte o andan itibaren; bu kızın hayatına yeni bir anlam geliyor. Ne zaman, hangi kitaba isterse ulaşabilmek; istediğini istediği kadar dinleyip; sonra istediği zaman tekrar geri dönebilmek. Muhteşem bir dünya geliyor ona.

Bu kız benim arkadaşlar. Şimdi sizlerin nezdinde, başta GETEM olmak üzere; tüm sesli kütüphanelerin kurucularına, çalışanlarına, gönüllü okuyucularına, kitap tarayıcılarına, kısacası, o eserlerin bizim kulağımıza ulaşmasında emeği geçen herkese minnetlerimi sunmak istiyorum. Gerçekten, yaptıkları iş o kadar önemli ki; düşünün, evimizin rahat ortamında, bir yolculukta, bekleme odalarında, akla gelebilecek her yerde, sadece birkaç tıkla, istediğimiz kitaba ulaşıp; hoşça vakit geçirebiliyor, bir konu hakkındaki merakımızı giderebiliyor ya da hiç bilmediğimiz birçok yeni bilgi ve deneyim kazanıyoruz.

Ya SEBEDER. Onun hayatıma kazandırdıklarını anlatmak istesem; bir kitap yazabilirim herhalde. Sinema filmlerinin, dizilerin, sadece yarısını takip edebildiğimi, SEBEDER sayesinde anladım. Engellilere film ve dizi zevkini sonuna kadar yaşatmak isteyen ve bu amaçla hayallerinin peşinden koşan bir grup güzel insanın, bize bu gün sunduklarını anlatmaya kelimeler yetmez herhalde. Eminim hepimiz, sevdiğimiz bir dizi televizyonda oynarken ya da sinemaya gittiğimizde film izlerken; yanımızdakilere; “Şuanda ne oluyor? Kim geldi? O sesler nereden çıkıyor? Neden öyle tepki verdin ne oldu ki?” gibi sorular sormuşuzdur. Sözlerin yetmediği yerde, izlediğimiz şeye biraz daha anlam katabilmek ve ondan biraz daha fazla zevk alabilmek için. Ancak, şimdi, SEBEDER sayesinde, kulaklıklarımızı takıp; seyir mahremiyetimiz içinde, erişilebilirliği hak gören tüm yapımcıların ürettikleri eserleri, büyük bir zevkle takip edebiliyoruz. Hatta bana öyle bir durum oldu ki; birisiyle bir şey konuşurken ya da bir toplantıdayken veya birilerine bir şeyler anlatıyor, eğitim veriyorken; “Keşke şuan SEBEDER’den birisi yanımda olsa ve bana bu insanların mimiklerini, davranışlarını betimlese.” diye düşünüyorum.

O insanlar, inançlarının ve hayallerinin peşinden giderek; bize, bu gün, belki de bundan on yıl önce “İmkânsız” diye düşündüğümüz güzellikleri yaşatıyorlar. Sadece film ve dizilerle kalmadı bu çalışma elbette. Tablolar, binalar, bayraklar, broşürler, afişler, paralar, tiyatro ve bale eserleri ve aklıma gelmeyen daha bir sürü yapıt da SEBEDER sayesinde artık bizler için erişilebilir. Bir ülkenin para birimini düşündüğümde, kafamda bir imge oluşuyorsa; bir sanat eseri ya da ünlü bir binadan bahsedilirken, fikir yürütebiliyorsam; siz güzel insanların sayesindedir. Bu nedenle, metin yazarından seslendirenine, son kontrolünü yapandan, montaj uzmanına, her birinize ayrı ayrı sonsuz minnetlerimle.

Bu günlerde, SEBEDER’in emeklerini yıpratmaya çalışan ya da o emekleri dikkate almayan; yapılan işin önemini göremeyen bazı yayın kuruluşları var. SEBEDER’in gecesini gündüzüne katarak hazırladığı Betimleme Versiyonlarını yayına almakta ihmalkâr davranan; ya da betimleme yaptırmak istemeyen kuruluşlar. Umarım, betimlemenin ve erişilebilirliğin bizler için ne anlama geldiğini bir an önce anlarsınız ve sizlerde, hem bizim hem de SEBEDER’i oluşturan tüm güzel insanların hayallerini paylaşabilirsiniz.

Hem sesli kütüphanelerimiz hem de SEBEDER’in hep bizimle hep hayatımızda olması ve tatlı dokunuşlarını yaşamımızdan eksik etmemesi dileklerimle; tekrar teşekkürler.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş