Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Bu Sabah Bir Misafirimiz Var

Yazar: Bahar Yavuz

Toplam okunma: 919

psybahar@gmail.com

Sayı 41, Temmuz 2017

 

Bir kitabı okumak, içinde bir yığın eylemi, anıyı, beklentiyi, hikâyeyi barındıran bir kelime dizisinin var ettiği bir dünyaya misafir olmaktır.  Görmeyen bir birey içinse, tüm hatırlamaların üstüne -Braille okuyabilme şansına erişenler için- noktaların hissi, dinlediğimiz sesli kitapların okuyanlarının sesiyle beraber arka planı, CD ya da kasetin dokusu, online kütüphanelerin katalogunun ekran okuyucu sesiyle canlanışı demek.  Braille baskı kitaplarımı gece uyandığımda kimse tarafından fark edilmeden okuduğum çocukluk günlerim, sayfalardaki noktaların netliği kadar ulaşılabilir geliyor şu an. Yahut küçükken kasetten dinlediğimiz "Bir Şeftali Bin Şeftali"'nin kurgusu, içinde kendimi kolaylıkla bulabilmemi sağlayacak kadar yakın. Oysa bizim jenerasyon bile, öncekilerden bir dünya kitap okuma macerası dinlemiştir, bizim anlatacaklarımızı bir kenara koyarak...

 

Kimilerimizin yazar, yayınevi veya çevirmen seçer gibi okuyucu seçmesi hiç şaşırtıcı değil aslında. Bir anlamda o sözcüklere, satırlara, karakterlere, betimlemelere, arka planlara, kurgulara can veren seslerin rengi, iniş çıkışları, vurguları ve duraklama/uzatmalarla daha birçok nitelik/niceliği kulaklarımıza ulaşan kitaplara can veriyor. Biz de o okuyucuları en özel dakikalarımıza, yaşam alanımıza, hayallerimize konuk ediyor, birçok kimseden farklı bir yere koyuyoruz.

 

Kitaplar ile seslerin bu verimli ilişkisinin farkında olan bir grup heyecanlı okurun başlattığı, ben bu satırları yazarken 39. sayısına ulaşan bir akım Sesimiz Kitap ismiyle doğdu. Yıllardır okuyucu olmayı görme haliyle beraber andığımızdan, Sesimiz Kitap'ın seslendirmenlerinin bu kalıbı yıkmakta bir adım oluşu çok heyecan verici. Çoğunluğu görmeyenlerden oluşan EEEH Dergi ekibi olarak biz,  ilk sayılarından itibaren yazılarımızın kendi sesimizle de ulaşmasına gayret ederken, böyle adımların da beklentisiyle bir anlamda geleceğe göz kırpıyorduk.

Başlangıçta kendi aralarında sevdikleri pasajları paylaşan mini bir arkadaş grubu iken,  her sabah mail kutularımıza gönderdikleri bir pasajla bize "günaydın" diyen Bir Yudum Kitap ekibinden haberdar olup kendileri de her günü sevdikleri kitaplardan seçtikleri, sınırlandırılması olmayan pasajlar ve arkalarına koydukları müziklerle taçlandırmaya karar veriyorlar. Bir Yudum Kitap için söz konusu ekibin sitelerine gidip mail adresinizi girmeniz ve her gün üstünde mini bir mesajla yayınevi, yazarı ve sayfa bilgileri de verilen bir pasajı mail kutunuzda bulmanız mümkün. Sesimiz Kitap ise, bu fikrin yalnızca pasaj kısmından bir ortaklığa sahip. Geri kalan kısım emek koyanların yaratıcılığı ve birlikte çalışma özverisiyle şekilleniyor.

 

Sesimiz Kitap Youtube kanalında bir sabah sesiyle veya seçtiği pasajla var olmak isteyen herkes, metnini veya okuma kaydını

sesimizkitap@gmail.com

adresine ulaştırıp bu dinamik ekibin bir parçası haline gelebiliyor. Pasajın yayınlanıp yayınlanmayacağı da fikrin çıktığı arkadaşlarımızın inisiyatifinde ama bugüne kadar zaten keyif alarak hazırlanan bir şeyi reddetmiş olduklarını hatırlamıyorum. Bu işi her adımıyla ciddiye alıp, içine sanat tutkusunu, sevgisini ve maharetini de katan sıcacık ekibimiz, bir reklam metnine dönen bu yazıyı kaleme alarak size ulaştırma isteğimi diri tutan bir emeği ortaya koyuyorlar. Belki buradan https://www.youtube.com/watch?v=7fy8H1v5Nrg

kanala göz atmak size fikir verecektir. Ufak bir bilgilendirme gerekirse, her günün bölümünün kulaklarımıza ulaşmadan evvel, ait olduğu kitaptan seçilmesi, seslendirilmesi ve arkasına metinle uyumlu bir müzikle önüne mini bir tanıtımın eklenmesi gerekiyor ki bu kısımda Ayşe (Adıyaman) ya da Fahrettin (Sadıç)'ın sesini duyuyoruz.

 

Şiir seslendirmeyi çok seven, meselenin görüp görmemekle bir alakasının olmadığını düşünen bir okur olarak ben de şu ana kadar iki pasajı seslendirerek katkı sunmaya çalıştım tabii ki. Belki de daha çok sesi, özellikle de Voiceover'ıyla, Jaws'uyla, yapabiliyorsa Brailleden okumasıyla bu keyifli işe ortak olabilecek insanları bu akıma davet etmenin bana bu denli heyecan vermesinin nedeni kendi tecrübemin damağımda bıraktığı tattır. Bu yüzden, inanıyorum ki bizde farklı anlamlar kazanan kitapların unutamadığımız bölümlerini kendi sesimizle yeniden okumak ya da okutmak, kitapla kurduğumuz ilişkiye bir anlam daha ekleyecektir.

Ve şunu zevkle söyleyebiliyorum ki, en ufağından en büyüğüne kadar üretmek istediğimiz her yerde, tatmak istediğimiz her güzellikte farklılığımızla her geçen gün daha çok var oluyoruz, olacağız..

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş