Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Aylar Sonra Yeniden

Yazar: Gülcan Altun

Toplam okunma: 1079

guleycane@gmail.com

Haziran 2016

 

Merhaba sevgili okuyucu;

Geçtiğimiz sayıda Ankara Engelsiz Filmler Festivali'nin bu yılki organizasyonu hakkında bilgiler vermiş, bu ay için de söz konusu organizasyonu düzenleyen Puruli Kültür Sanat hakkında yazacağımı duyurmuştum. Ancak ne yazık ki 2016 ile birlikte yakamı bir türlü bırakmayan sağlık sorunlarım nedeniyle yeterince araştırma yapamadım ve bu konuyu bir başka sayıda ele almak üzere erteledim. Verdiğim sözü tutamadığımdan ötürü hepinizden özür dilerim.

Uzun zamandır rafa kaldırdığım sesli betimlemeli film değerlendirmelerinden yapmaya karar verdim bu sayıda. Seçim yaparken de yeni betimlenmiş bir film olmasını istedim. Dolayısıyla GETEM'in aylık paylaştığı eser listesine baktım ve ilk dikkatimi çeken yılların ölümsüz yapımı Salak Milyoner'i derhal indirdim.

Bu ve benzeri filmler, birçoğumuzun tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağı, hemen hemen her seferinde aynı tadı aldığımız filmler bence.

Geçen gün Betimleme Tartışmaları grubunda bir arkadaş eski filmlerin daha çok konuşma ağırlıklı olduğunu buna karşılık yeni çekim filmlerde çoğu anlatının görsel sahneler ve vücut diliyle yansıtıldığını söylüyordu. Bu nedenle betimlenecek filmleri seçerken yeni filmlerin değerlendirilmesini istiyordu. İletiyi okuduğumda ona hak verdim. Ancak bu filmi izlediğimde "doğru, haklı ama gene de eski çekimlerde de öyle sahneler var ki filmin anlaşılabilirliği için bu görsel sahnelerin bilinmesi gerekiyor" diye düşündüm.

 

Önce film hakkında kısa bilgi vereyim. 1974 yılının filminin yönetmeni Ertem Eğilmez. Senaryosunu Sadık Şendil yazmış. Komedi dalında sınıflandırılan filmde Kemal Sunal, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Halit Akçatepe, Meral Zeren, Münir Özkul, Adile Naşit, Perran Kutman, Oya Alasya, Hulusi Kentmen ve Ali Şen gibi dev isimler rol alıyor. Bu arada ilginç gelen bir ayrıntı: Benim için filmlerin en dikkat çekici bölümlerinden biri film sonunda ekranda akan film emekçilerinin sıralandığı bölüm. Henüz betimleme değerlendirmesine geçmedim ama bu bölüm çok güzel bir şekilde seslendirilmiş sesli betimlemeli versiyonda da. Ancak baba rolündeki Ali Şen sayılmıyordu. Hatta merak ettim, acaba kimdi baba rolündeki oyuncu diye. Merakımı GETEM'deki tanıtım ayrıntıları giderdi. Babayı, Ali Şen'in oynadığını öğrenmiş oldum.

Filmde, ölüm döşeğindeki babalarının son nefesinde dört oğluna söylediği altınların peşine düşen kahramanlarımızın yaşadıkları anlatılıyor.

Şimdi değerlendirmeye geçelim. Yukarıda da söylediğim gibi yeni bir filmi değerlendirmek istedim. Çünkü GETEM'i incelerken dikkatimi çeken bir husus da bazı filmlerin iki kere betimlenmiş olduğuydu. Demek ki betimlemeciler bile ilk filmlerin deneyimsizliğini zamanla fark edip gün geçtikçe gelişerek daha nitelikli yapmaya başlıyorlardı bu işi. Her geçen gün kazanılan deneyimler ve yapılan son kontrollerle bir körün bakış açısıyla betimlemelerin değerlendirilmesi tabiri caizse betimleme işine çağ atlatmış kanımca.

Betimlemenin metin yazarı Aynur Çelebi, seslendiren Ayşegül Kalkan. Filmin alt yazı ve işaret dili çevirileri de mevcut. Alt Yazı Hatice Başpınar, işaret dili çevirisi ise Volkan Kurt tarafından gerçekleştirilmiş. Teknik desteklerini Vukar Abdurahimov ve Onur Erbil'in verdiği filmde Beliz Coşar, Fulya Akbaba ile GETEM’deki listede adı geçmeyen Samet Demirtaş son kontrolleri yapmışlar. Hepsinin ellerine, emeklerine sağlık.

Öncelikle belirtmek isterim ki betimlemeden çok zevk aldım. Kahramanların tanıtımları, mekân anlatıları ve tüm bunların betimlenmesinde kelimeler çok iyi seçilmiş. Ayşegül Kalkan'ın sesi ise filme cuk oturmuş resmen. Ayrıca betimleme ve replikler arası ses dengesi ve montajlama gayet güzel ayarlanmış.

 

Yine de bu kadarı da kadı kızında da olur kabilinden dikkatimi çeken birkaç detayı yazmak isterim.

Salak Milyoner, hepimizin bildiği, yıllar boyunca her seferinde aynı heyecanla izlenen filmlerden biri demiştik ya, dolayısıyla bir Kemal Sunal, bir Metin Akpınar veya Zeki Alasya ve diğerlerinin her biri bilinen oyuncular olduğundan sesli betimleme kuralları hiç değilse bu nevi filmler için rafa kaldırılarak tamamen görselliğe dayanan başlangıç sahnelerinde mesela damadın "Kemal Sunal" olduğu belirtilemez miydi diye düşündüm ben. Çünkü sonuçta izleyen görenler her birini kimin oynadığını açıkça görebiliyorlar. Ama bir kez daha üstüne basmak isterim ki karakterlerin fiziki yapıları ve içinde bulundukları durumlar, bakışları gibi ayrıntılar çok iyi yansıtılmış.

Yukarıdakine benzer bir eleştiriyi daha yazmak isterim. Betimlemede "kaytan bıyıklı adam fenalaştı" yerine; "kaytan bıyıklı babaları fenalaştı ya da babaları olduğu anlaşılan kaytan bıyıklı adam fenalaştı" denilebilirdi. Bu sayede artık kimin kim olduğunu yavaş yavaş tanıdığımız oyunculardan hangisinin baba olduğunu daha net anlayabilirdik. Böylesi kör izleyici için daha iyi olurdu kanısındayım.

Babalarının ölümü ardından kardeşler dut ağacının dibini kazmaya gittiklerinde gece mi gündüz mü olduğu söylenmiyor. Oysa önem arz eden pek çok sahnede bu ayrıntı olması gerektiği gibi verilmiş. Bu sahnede de ben bu ayrıntının önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sonuçta gizli bir iş yapıyorlar. Köy yerinde gündüz vakti fazla dedikoduya açık bir şey olurdu. Zaten repliklerde de rahmetli Zeki Alasya’nın sesi; "Köyde kimse duymayacak haaa!" diye uyarıyor.

Henüz dörde bölünmemiş tek parça halindeki haritayı çalmak isteyen Hayret'in olduğu sahnede, olanı biteni betimlemenin ilerlemesi ile anlayabiliyoruz. Sahnenin betimlemesinin başında hepsinin bir şekilde uyuduğu ya da en azından uyur gözüktüğü hızlıca vurgulanmalıydı bence.

Genelevde basılmalarının ardından düştükleri karakolda komiser kahramanlarımızı azarlarken; " hele sen bir de yeni evliyim diyordun", der ve sonrasında sesli betimleme seslendirmeni, "Himmet kaşlarını kaldırarak Saffet'i işaret etti" diyor. Komiser replikteki sözleri kime karşı söylüyordu ki acaba? Mesela ben ilk izlediğimde onun direk Saffet'e söylendiğini düşündüm. Daha dikkatli dinleyince, yani betimlemeyi tam duyunca söylenenden başkasına, büyük ihtimalle Himmet'e söylendiği sonucuna vardım. .

Yıllarca yarı anlayıp yarı anlamadan izlediğimiz filmleri, çok daha nitelikli, sıkılmadan, gerilmeden dinleyebilmek ne güzel bir duygu. Teşekkürler SEBEDER.

 

 

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş