Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Bu Sefer Ciddiyim

Yazar: Mihri İlke Çeperli

Toplam okunma: 1562

homoibretus@gmail.com

 

Merhaba insanlar ve insan olduğunu zannedenler. “Olduğunu zannedenler” diyorum çünkü şu son Özgecan vahşetinde sözüm ona insanlık gösterisi yapmaya çalışanların içinde nasıl birer cani barındırdığını görmüş oldum.

Çok şey yazıldı çizildi bu konuda. Tweet atıp geçenler oldu, adını taşlara yazanlar oldu. Klavye şövalyeleri kol gezdi. Sizler bu yazıyı okurken esamesi okunmuyor. Neden? Bir insanın vahşice katledilmesi “demode” oldu değil mi?

Bu yazımda sakat aktivizmi yapmıyorum diye kızacak ve hayal kırıklığına uğrayacak sakatlar çıkarsa onlara sözüm: Her yıl yüzlerce kadın öldürülürken, tecavüze uğrarken, taciz edilirken benim derdimin “Acaba okurumu hangi önyargıyla güldürsem?” olmasını nasıl beklediniz?

Neyse, bu yazımda, “Sakatlara ah vah edeceğinize çözüm üretin.” mottosunda olanların bile ne denli vicdan mastürbasyonu yapabildiğini örnekleriyle anlatacağım. Aslında sadece sakatlar değil, neredeyse tüm toplum vicdan mastürbasyonu yaptı. Feminist aktivizm de karambole gitti.

Başlayalım madem:

1) İdam Edelim O Caniyi Ööööö: İdam cezası getirdiğinizde şiddeti önlemeyecek, Özgecan’ın katiline “Al kardeşim Özgecan’ı bırak, sana Ahmet’i verelim onu doğra.” diyeceksiniz. Ne sandınız? İnsan öldürme isteği olan biri bu işten para kazanabileceğini bilse bu işe girmez mi? Bir de olayın şu boyutu var: Cemiyet hayatının önde gelen ailelerinden birinin evladı yaptı bunu diyelim, aile çocuğu kulağından tutup ölüme mi götürür, yoksa ailesine kan parası verdiği bir varoş gencini mi?

Kaldı ki Hindistan'da idam var da n’oluyor? Daha birkaç yıl önce toplu taşıma aracında 6 kişinin tecavüz ettiği, vajinasına demir çubuk sokarak işkence ettiği genç kadın neydi o zaman?

 

2) Her gün birkaç cinayet haberi gazetede çıkarken neden sadece Özgecan? Bir insana şiddet uygulanmasının bu kadar tepki görebilmesi için olayın Stephen King romanlarını andıracak vahşette olması mı gerek? Hem neden tek bir simge üzerinden gidip genel olarak kadına şiddet diyoruz da insana şiddet üzerinden gitmiyoruz?

3) Sanki dünyada bir grup cani varmış da “Acaba bugün kimi doğrasam?” kafasındaymış gibi davranıp o caniyi toplumdan soyutlamalar oldu. Elbette ki herkesin rutin olarak cinayet işlediği bir dünyada yaşamıyoruz. Fakat neden bir insanın bu noktaya gelmesinin arkasındaki faktörleri, yani Hrant Dink’in karısı Rakel Dink’in deyimiyle “bir bebekten bir katil yaratan karanlığı” sorgulamıyoruz? “Erkek yapar elinin kiri.” “Erkek dediğin sert olur.” “Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etme.” “Erkek adam ağlamaz, çok gülmez, sert durur, sevgisini belli etmez, kodu mu oturtur.” laflarıyla büyüyen bir insanın şiddet eğilimi taşıması olasılığı çok yüksektir. Dayağın cennetten çıkma olduğu bir kültüre sahip toplumlardaki her bir birey, bu vahşet tablosuna birer fırça darbesi atmıştır.

Hatta çok daha ilginç bir şey söyleyeyim mi size? Bu şiddet, güç ilişkisinden; güç ilişkisi de sınıflı toplum yapısından gelir. Dikkat ettiyseniz bu şiddet olayları hep emekçi sınıfta oluyor. "Zenginler bunu yapmaz." demiyorum hemen köpürmeyin. Emekçi sınıf ezilen sınıftır ve ezilen insan ezen olabilme fırsatı bulabildiği durumda (baba, abi, koca olduğunda) asıl ezene biriktirdiği öfkesini eyleme döker. Kas gücü gerektiren işte çalışan ve kuvvetlenen erkeğin görece daha zayıf karısına, kızına ve kız kardeşine uyguladığı şiddetin temeli budur.

4) "Masum kızcağız, tertemiz genç, hatta açılmamış gül goncası."

"Özgecan mini etek giyebilirdi, alkollü olabilirdi hatta sevgilisi olabilirdi. Nitekim katil verdiği ifadede "Kızı aldığım yerde bir erkeğe sarıldı, vedalaştı" diyerek Özgecan'a örtülen masumiyet perdesini yırtmaya ve bu sayede uğradığı linci hafifletmeye de çalıştı. Karşındaki insan çıplaksa, bakire değilse veya bir erkeğe sarılabilecek kadar "yollu" ise tecavüzü makbul öyle mi?

Kimse haksız yere öldürüldüğünü kanıtlamak için sizin kafanızdaki masum melek fantezilerini alevlendirmek zorunda değil.

5) Unutulan bir nokta daha: Eğer bu taciz tecavüz vakalarını inceleyecek olursak (özellikle devletin koruyamadıklarını) büyük bir çoğunluğu ya kırsal kesimdedir ya da kentlerin varoşlarında. NEEE? Elit semtlerde psikopatlar dolaşmaz mı? HAHHAHAHHAAHAHA! Devlet koruması olmasa şirket koruması var. Sen bir Ümit Boyner’e laf at da göreyim neler oluyor. (Laf at dedim diye gidip laf atma kadına, atarsan hayatın kayar.) “Nasıl olsa sen bir İlke Çeperli’sin taciz etmişler kimin umurunda kimsin ki lan sen?” Bu dünyada hayatta kalabilmek için illa kalantor mu olmak lazım?

6) Katille ilgili çok ciddi fanteziler çıktı. Valla ben ürktüm onlarla bir dalga geçersem neler olur bilemedim. Bence bu insanların da sağı solu belli olmaz. Onlar da aynısını yapabilir.

Bir de dikkatinizi çekerim, Özgecan'dan sonra 20 kadın daha öldürüldü. Ne dersiniz, onların katilleri Özgecan'ın katiline sövüp saymış mıdır?

7) Aynısını anasına yapalım. Oldu! YUH! Sanki bunu yapınca bir kadına yapmış olmayacaksın. “Aynısını anana yapsınlar.” diye empati mi olur lan?

Bir de şu sokmalı çıkarmalı "ceza" önerileri nedir ya? Onun götüne sokalım, anasının amına koyalım bilmem ne. Cinselliği bir ceza veya eziyet şekli olarak gören zihniyet tecavüz eylemini gerçekleştiriyor. Tecavüzün tek kaynağı cinsel arzu değil. Karşındaki kişiye acı çektirme şekli olarak onun "amına veya götüne koyuyorsun." Tıpkı bu katil için söylenen götünü sikelim cümlesinin onunla anal seks yapma isteğiyle hiçbir alakası olmadığı gibi.

8) Tacizle mücadele edilirken "sakatlara yönelik cinsel taciz" gerçeğini dile getirmiştim ve sakat kadın arkadaşların başına gelen olaylardan örnekler vermiştim. En acısı da sakat kadınların sessizliği oldu. İlla birinin kevgire çevrilmesi lazım sesimizin çıkması için?

Neyse, sorunun kökenine inmeye çalışanlar da az da olsa var. Onların haklı mücadelelerinin DAİMA yanındayım. Kuru gürültücüler uzak dursun.

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş