Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Kuzey İrlanda ve Engellilik

Yazar: Pınar Yavuz

Toplam okunma: 1604

pinyav@gmail.com

 

2009 yılında Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Avrupa Gönüllü Hizmeti projesi kapsamında Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta evsizler için hizmet veren bir dernekte 10 ay çalışmak üzere kabul almıştım.

Kuzey İrlanda; İngiltere, Galler ve İskoçya ile birlikte Birleşik Krallık’ı oluşturan dört ülkeden bir tanesi. Bir başka deyişle, pek çok insanın sandığı gibi resmi adı İrlanda Cumhuriyeti olan ülke değil ama onun kuzey komşusu. Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık’ı oluşturan dört ülke içinde yüzölçümü ve nüfus açısından en küçüğü. Son yapılan sayıma göre nüfusu 1.810.000 civarında. En büyük şehri aynı zamanda başkenti de olan Belfast.  Resmi dili İngilizce, İrlanda’ca da resmi olarak tanınmış bir azınlık dili statüsünde.

Kaldığım süre boyunca Kuzey İrlanda ile ilgili izlenimlerimin genel olarak çok olumlu olduğunu söyleyebilirim. İnsanları çok sıcakkanlı. Türklere karşı pozitifler. Tanıştığım ve Türkiye’den geldiğimi duyan hemen herkesin yüzünde bir gülümseme beliriyordu veya bir akrabasının ya da kendisinin Türkiye’de tatile gelmiş olduğunu söylüyorlardı desem herhalde abartmış olmam. Genel olarak güneşin kendini pek göstermediği bir ülke olduğu için tatillerde Türkiye onlara çok cazip geliyor.

Kuzey İrlanda’da evsizler projesinde gönüllü olarak çalışırken benim gibi pek çok başka ülkeden gönüllü hizmet yapmaya gelmiş arkadaşlarla tanıştım. Kimisi Kızıl Haç için oradaydı kimisi ülkenin politik geçmişinden dolayı önemli bir yer tutan barış eğitimi çalışmaları için, kimisi Afrika’daki gelişmemiş bölgelere dikiş makinesi vs gibi araçları tamir ederek gönderen bir kuruluş için… Aynı zamanda engellilik konusunda çalışan derneklerde görev yapan arkadaşlar vardı. Onlardan bir tanesi Slovenya’dan gelen Polona’ydı. Polona bir metabolizma rahatsızlığı olan ve cilde, saçlara, göze rengini veren melanin pigmentinin vücutta yeterli miktarda bulunmamasından kaynaklanan Albino hastalığına sahipti. Onunla yaptığımız sohbetlerden birinde Royal National Institute of the Blind (RNIB) Ulusal Kraliyet Körler Akademisi için gönüllü olduğunu duyunca hem çok heyecanlanmış hem de bu dernekten daha önce haberdar olmadığım için hayıflanmıştım.  

Polona, RNIB’de görme engelli yetişkin gruplara çalışmalarında destek veriyordu. Kısa süre sonra gönüllü hizmeti sona ereceği için ülkesine döneceğini ve yeni gönüllü gelene kadar 3 ay kimsenin bulunmayacağını söyleyince kabul ettikleri takdirde ben gönüllü olmak istediğimi söyledim. Bu konuşmadan kısa süre sonra Polona beni arayarak Etkinlik Sorumlusu Olive ismindeki RNIB yetkilisinin benimle görüşmek istediğini iletti.

RNIB’nin şehrin merkezindeki belediye binasının arkasında bulunan ofislerine gittim. Burası oldukça büyük bir mekândı. Giriş bölümünde görme engelli kişilerin kullandığı destek teknolojilerinin sergilendiği ve satışının yapıldığı bir alan vardı. Olive’le tanıştım ve şu an Belfast’ta neler yaptığım ve RNIB’de neler yapabileceğimle ilgili konuştuk. Olive bana gönüllü olarak çalışabilmem için doldurmam gereken bir takım evraklar verdi. Sonrasında tekrar iletişim kurmak üzere ayrıldık. İlk izlenimlerim gayet olumluydu.

Kendi çalıştığım kuruluşla da görüşüp engellilik çalışmalarına özellikle ilgili duyduğumu ve RNIB’deki bu imkânın benim için çok güzel bir fırsat olduğunu söyleyince onlar da bana haftada bir gün 2,5 saat RNIB için çalışma izni verdiler.

Olive, Belfast’ın önemli sanat galerinden biri olan Ormeau Bath Gallery’de her iki haftada bir cuma günleri bir sanatçının liderliğinde görme engelli yetişkin gruba yönelik gerçekleştirilecek olan workshop’a asistan olarak katılım desteği vermemi istedi. Öncesinde sanat workshop’ında görev alacak sanatçıların, galeri çalışanlarının ve benim katıldığım bir görsel farkındalık eğitimine alındık. Bu eğitimde Olive öncelikle orada çok popüler olan ve quiz show denen bilgi yarışması tadındaki bir etkinlikle Kuzey İrlanda’daki engellilik konusunda bir takım istatistiki bilgiler verdi. Bu yazıyı hazırlarken Olive’le yazıştım. Bana gönderdiği ve en güncel olan 2011 istatistiklerine göre Kuzey İrlanda’da 30.862 kişi total ya da kısmı görme kaybı yaşıyor. Bu, tüm Kuzey İrlanda nüfusunun % 1.7 sini oluşturuyor. Başkent Belfast, total  ya da kısmı görme kaybı olan insanların toplam ülke nüfusunun % 2’sine denk geldiği 6.729 kişi ile en yüksek oranla yaşadığı şehir. Ayrıca Kuzey İrlanda’da körlere rehberlik yapan 100 tane rehber köpek var ve bununla ilgili bir dernek de bulunuyor.

Dönelim görsel farkındalık eğitimine, Olive’in verdiği bilgilerden sonra Shauna ismindeki RNIB’de gönüllü olarak çalışan görme engelli bir kişi de aramıza katıldı ve kendi deneyimlerinden bahsetti. Ayrıca görme engelli bir kişiye, örneğin yolda destek verirken nelere dikkat etmemiz gerektiği gibi konularda uygulamalı bir çalışma yaptık.

Ardından sanat galerisindeki buluşmalar başladı. Öncelikle RNIB’nin özel minibüsüyle Alan ismindeki şoförümüzle çalışmaya katılan tüm katılımcılar tek tek evlerinden alınıyordu. Katılımcılar yaşları 50 ila 70 arasında değişen, total ya da kısmi görme kaybı olan kişilerdi. Ardından sanat galerisine varıp oradaki sanatçının önderliğinde kimi zaman çamurdan bir heykel çalışması, kimi zaman farklı objelerle değişik ürünler ortaya çıkarıyorlardı. Tüm bu esnada çok güzel bir sohbet de gerçekleşiyordu tabii. Ardından katılımcılar tek tek evlerine bırakılıyordu bir sonraki buluşmada tekrar görüşmek üzere. Bu arada katılımcılardan her çalışmada sembolik bir ücret olarak 1 pound alınıyordu. Aynı grupla birlikte oyun oynamaya ve hareket etmeye yönelik çalışmaların yapıldığı birkaç başka etkinliğe daha katıldım. Orada da farklı oyunlar ya da chair based exercise olarak adlandırılan oturduğunuz yerde hareket ederek yapılan bir tür egzersizlerle kişilerdeki hareket becerisini güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalar yapılıyordu.

RNIB’deki 3 aylık tecrübem benim için gerçekten unutulmazdı. Hem oradaki sistemin ucundan da olsa içinde yer almak hem de görme engelli kişilerle birebir çalışma imkânı bulmak benim için önemliydi. Fakat içlerinde daha fazla yer alabilmek için yaptığım diğer çabalar sonuçsuz kaldığı için çok derin ve kapsayıcı bir bilgiye maalesef sahip olamadım ki RNIB tüm Birleşik Krallık düzeyinde çalışan bu konudaki önemli derneklerden biriydi.

Belfast’taki engellilikle ilgili izlenimlerime gelecek olursak örneğin sokakların ya da binaların engelli kişilerin bağımsız hareket edebilmesi için oldukça uygun olduğunu söyleyebilirim. Ne adım atmanızı güçleştirecek yüksek kaldırımlar, ne yolun ortasına dikilmiş bir ağaç ya da park edilmiş bir araba, ne de benzer başka bir şeyi gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Her gün mutlaka tekerlekli sandalyedeki en az bir kişiyi sokakta tek başına rahatlıkla ilerlerken görmek mümkündü. Ayrıca her gün rehber köpeği eşliğinde yürüyen bir görme engelli 40 yaşlarında bir bey vardı. Daha önce Türkiye’de hiç rehber köpek görmediğim için epey ilgimi çekmişti ama yanına gidip konuşmaya hep çekindim. Onun dışında dikkatimi çeken başka bir konuda örneğin sinemaya gittiğimde mutlaka tekerlekli sandalye kullanıcıları için ayrılmış, iki ya da üç tekerlekli sandalye kullanıcısının da aynı anda film izleyebileceği salonlar vardı. Öyle göstermelik de değil, gayet geniş alanlar sağlanmıştı. Üyesi olduğum kütüphanenin sesli kitaplar için ayrılmış özel büyük bir bölüm vardı. Bir kere girdiğim mağazada aldığım kıyafeti denemek için bir kabine girdiğimdeyse ilk önce kabinin büyüklüğü karşısında şaşırıp yanlış bir yere girdiğimi sanmış ama daha sonra ilgili işareti ve tutunma yerini görünce bunun tekerlekli sandalye kullanıcısı için özel düzenlenmiş bir kabin olduğunu anlamıştım. Türkiye’de böyle bir kabin gördüğümü hiç hatırlamıyorum mesela. Ayrıca otobüslerin istisnasız hepsi tekerlekli sandalye kullanıcıları için uygundu. Fakat sesli uyarı sistemi yoktu. Yazıyı hazırlarken internette yaptığım bir araştırmada 2015 yılı itibariyle bu sistemin otobüslere kurulmaya başlandığı ve tüm otobüslere getirilmesi için bir imza kampanyası başlattıklarını gördüm. Orada da görme engellilik konusunda çalışan derneklerin çabaları sonucunda bu noktaya gelindiği de anlaşılıyordu haberden. O zaman ne diyoruz; engelsiz, eşit ve erişilebilir bir hayat için mücadeleye her yerde devam.

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş