Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Bil Bakalım Ben Kimim?

Yazar: Merve Karakol

Toplam okunma: 2314

mervekarakol@msn.com

Günümüzde birçok yer ve zamanda, engellilerin günlük hayatlarını kolaylaştıran tekerlekli sandalye, baston ya da işitme cihazı gibi, yani onların olmazsa olmazları bağış yapanlar ya da toplayanlar tarafından ihtiyaç sahiplerine dramatik yollarla reklam kokan hareketlerle dağıtılır.
Hayır, yapanlar ve vesile olanlar, çevrelerindeki taktirleri de topladıktan sonra, büyük bir vicdan rahatlığıyla yardım ettikleri engellilerin dışarı çıkmalarını, okullarına gitmelerini ve kendi alışverişlerini yapmalarını beklemeye başlarlar. Aynı kişiler, dışarıya çıkan engelliyi bir güzel uzaktan süzdükten sonra, “Vah canım ne de yakışıklı bir adammış ama topallıyor.” “Ay kıza bak hiç bir şeyi yok gibi gözüküyor ama sağır baksana.” “Ah canım ne de tatlı kız ama sakatmış ya.”  veya “Ben adamı görüyor sanıyordum meğerse körmüş.” gibi cümleleri kurarak yollarına kaldıkları yerden devam ederler.
Bu söylemlere yaşamınız boyunca ya işitmişsinizdir ya da bizzat kendiniz söylemişsinizdir. Engelli olduktan ve tekrar sosyalleşmeye başladıktan sonra, çoğu kez bu tür acıma cümlelerini duydum, üzüldüm, incindim, ağladım ve insanlardan nefret ettim... Ama bir zaman geldi, bu duygularımın yerini kendimi savunma, duymazlıktan gelme ve gülüp geçme dürtüsü aldı. Bu söylemlere bağışıklık kazanmış olsam da, özellikle görme engelimden dolayı birçok trajikomik olayla karşılaşıyorum. Mesela, düğün yada cenaze evine gittiğimde, tanıdık tanımadık insanlarla aynı ortama girdiğimde içimi fena bir gerginlik kaplıyor. Bundan önceki yaşadığım tecrübelere dayanarak biliyorum ki, yine kendini sesinden tanımak zorunda olduğumu zanneden kişi, yüksek sesle ve bir öğretmenin öğrencisine “sorduğu soruyu bilecek mi acaba” edasıyla “Merhaba Merve beni tanıdın mı? “ diyerek bütün tüylerimi diken diken ediyor. İsmini hatırlasam iyi hoş da, bir de karşımdakini çıkaramadığım zaman sıkılarak “Yok” deyip, ismini söylemesini bekliyorum. O da adını söyleyip muhabbet etmek için karşımda dikiliyor. Takdir edersiniz ki, bu psikolojiden sonra sohbeti sürdür sürdürebilirsen... En kötüsü de hararetli bir muhabbetin içindeyken, birinin gelip yanımdakilere selam verdikten sonra bana dönüp beş yaşındaki çocuğa konuşuyormuş gibi “Bil bakalım ben kimim?”demesi. Bu soruyu duyunca cinlerim tepeme çıkıyor. En mide bulandırıcı olan tarafı, sert bir üslupla ismini söyleyerek söze başladığımda, sanki bir milyon liralık soruyu bilmişim gibi hayrete düşerek, “Oy maşallah nasıl da bildi.”diyerek sevincini bana sarılarak göstermesi oluyor. Nasıl ki telefonla arayan kişilerin kim olduğunu ortamdaki gürültüden, dalgınlıktan ya da uzun süre sesini duymadığınız için çıkaramıyorsanız, görmeyenler de daha önce tanışmış olsalar bile her duydukları kişiyı seslerinden her zaman tanıyamayabilirler. Yukarıdaki sevinç gösterisini biri size telefonda yapmış olsa, yüzünüzdeki ifadeyi görmek isterdim.  Hele bazıları var ki görmediğimi bile bile hiç konuşmadan, sadece dokunup kim olduğunu anlamamı bekliyor. Bu kategoriye girenleri satırlara dökmek bile istemiyorum çünkü gereken cevabı fazlasıyla veriyorum... Sosyal varlıklar olan biz insanlar, yüz yüze iletişim kurarken verilmek istenen mesajın alıcıya doğru ve etkili bir şekilde iletilebilmesi için ses tonu, beden dili, jest ve mimiklerden yararlanırız. Ama görme engelli biri ile iletişim kurduğunuzda iş klasik metotlardan biraz farklı işliyor. Bizler daha çok sesin tonuna, nasıl vurgulandığına ve kişinin kurduğu cümlelerle neyi anlatmak istediğine bakıyoruz. Bu yüzden sesteki tonlama, görme engelli kişiler için daha fazla önem arz ediyor. Nasıl ki karanlık bir yerde duymayan birisi dudak okuyamadığı ya da işaret dilini göremediği için iletişim kuramazsa, görmeyen insanlar da sizi duymadan iletişim kuramaz.
İyilik meleklerine ve çokbilmişlere sesleniyorum; biz görme engelliler uzaylı yaratıklar değiliz. Öncelikle körlük ve zihinsel yetersizliğin arasında bir bağlantı var mıdır yok mudur bunu araştırın, sonra da bizlerle ona göre iletişim kurmayı deneyin.

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş