Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

ABD’de Engelli Yüksek Öğrenim Öğrencisi Olmak II

Yazar: Deniz Aydemir Döke

Toplam okunma: 1973

daydemird@gmail.com

 

Geçen ay tam işin heyecanlı kısmında kalmıştım. Hemen kaldığım yerden devam ediyorum. Mülakattan sonra ikinci bekleme dönemi başlıyor, bu bekleme dönemi biraz daha heyecanlı oluyor; çünkü mülakata çağrıldığınız için kabul almak konusunda umutlanıyorsunuz. Bu beklemenin ne kadar süreceği bölümden bölüme değişir. Benim başvurduğum bölüm, başvuru sürecini çok yapılandırılmış bir şekilde yürüttüğü için ben mülakattan iki hafta sonra sonucu öğrendim. Nerede ve ne halde öğrendiğim ve neden doğru düzgün sevinemediğim tamamen başka bir hikâye.

 

Biraz Amerika’daki yüksek eğitim sürecinden bahsetmek istiyorum. Burada eğitim paralı, öyle böyle değil, babası kendisine gemicik değilse bile ne bileyim son model araba falan alamayanların, kendi kendilerine karşılayabilecekleri bir miktar değil. Yabancı öğrenci olduğunuzdan ödemeniz gereken miktar da artıyor. Türkiye’den buraya burslu gelmenin yolları da var tabii. Bu burslar genelde bağlayıcı oluyor ve eğitiminiz bittiğinde ülkenize dönüp, yurtdışında burslu okuduğunuz sürenin iki katı kadar zorunlu hizmet yapmanız gerekiyor. Ben bu burslara başvurmadım. Bağlayıcı oluşu korkuttu beni. Eğer sosyal bilimler üzerinde mastır yapmak istiyorsanız genellikle kendi ülkenizden burslu olmanız ya da kendi eğitim masraflarınızı kendiniz karşılamanız gerekiyor. Doktora yapan öğrenciler bilime katkı veren kişiler olarak görüldükleri ve esasında bölümlerin amelesi oldukları için, doktorada işin rengi değişiyor. Eğer doktora yapacaksanız yine ülkenizden bir yerlerden burslu olmanız  başvurduğunuz bölüme kabul almanızı kolaylaştırır. Ancak benim gibi hem çulsuz hem burssuzsanız, sizi kabul eden hocanın ya da bölümün eğitim masraflarınızı karşılaması gerekiyor. Bu durumda bölüm veya sizi kabul eden hoca, sizin harç ücretinizi yatırıyor, size iyi kötü bir asistanlık işi veriyor ve sağlık sigortanız da ödeniyor. Kampüs içinde yarı zamanlı bir iş bulup çalışmak, bölümünüzün ya da hocanızın gerekli parası olmadığında kendi ders ücretinizi bir süre karşılamak da bazı doktora öğrencilerinin izlediği yöntemler arasında. Ben Türkiye’den burs almadığım için tüm masraflarımı benim bölümüm karşılıyor. Bu nedenden ötürü uluslararası öğrencilerin özellikle sosyal bilimlerde (bu bölümler endüstriden nemalanmadığından) kabul alması zor. Eğer sosyal bilimlerde de, benim gibi psikoloji/psikolojik danışma gibi alanlardan mezunsanız, doğrudan doktoraya kabul almanız daha da zorlaşıyor; çünkü buradaki programlar akredite ve doktora adaylarının belli dersleri almış olması ve belli saatte süpervizyon altında danışma yapmış olması gerekiyor. Maalesef Türkiye’deki programlar bu konularda biraz zayıf. Ben Türkiye’de doktora derslerimi tamamlamıştım; ama burada doktoraya başlamadan önce mastır düzeyinden tekrar ders aldım.

 

Bu kadar altyapı yeter. Nihayet öğrenci olma kısmına geldik. Engelli öğrenciyseniz ve makul uyumlaştırmaya ihtiyaç duyuyorsanız, yapmanız gereken ilk şey okulunuzun engelli öğrenci biriminin internet sayfasından, engelli öğrencilerden nasıl bir belge istendiğini öğrenmek. Benim okulum görme engeli bulunan öğrenciler için bir form hazırlamış. Bu formda görme engelli öğrencinin tıbbi durumu ve ne gibi uyumlaştırmalara ihtiyaç duyduğu yer alıyor. Ben bu belgeyi alabilmek için o doktor senin bu doktor benim dolaştım. İlk önce, birimin sayfasından doktorumun doldurması gereken formun çıktısını aldım. Görme kaybım retinitis pigmentosadan kaynaklandığından bir retina uzmanına gittim. Güzel güzel muayenemi yaptı doktorum; gözüme damla damlatıp, muhtemelen artık sayılı düzeyde kalmış retina hücrelerime falan baktı. Neyse kısa keseyim de aydın havası olsun. Muayenenin sonunda doldurulması gereken formu sevgili doktorcuğuma verip çıktım. Bir hafta kadar sonra posta kutumda bulduğum form imzalı değildi. Doktor görme keskinliğim falan gibi tıbbi bilgileri doldurmuş, uyumlaştırmalarla ilgili soruları “az gören uzmanı dolduracak”  diye belirterekten geçmişti. Hayda, bir de az gören uzmanına gidiyoruz şimdi. Az gören uzmanları tıbbi doktor değiller ama görme konusunda doktora yapmış kişiler, yani optimetri alanında doktora yapmış, hasta görebilen; ama tıbbi müdahale yapamayan kişiler. Bu kişiler genellikle görme kaybı bulunan kişinin, kalan görebilme kapasitesiyle yapabileceklerini arttırmak üzerine uzmanlaşmışlar. Söz konusu kişilerin elinde az görenler için çeşitli araç gereç örneğin büyüteç, çeşitli gözlük, kapalı devre televizyon (CCTV) gibi şeyler var. Aslında ben artık pek az gören sayılmadığımdan, bana göre pek bir şeyi yoktu adamcağızın elinde. Az gören uzmanı olan doktor, benimle birlikte formdaki soruların üstünden geçti. On dakikalığına muayene odasından ofisine geçerek formu doldurup bana verdi. Az gören uzmanı, retina uzmanımdan daha çok memnun etti beni diyebilirim. Tıp fakültelerinde, o zavallı insancıklara ne yapıyorlar da, bu kişiler bir çeşit sosyal delüzyona girip, hastalarına bir özneden çok nesne gibi davranmaya başlıyor bilmiyorum. Neyse ben doktorlara taş atmayı bırakıp tekrar sürecime dönüyorum . Görme engelli olduğumu gösteren raporum elime geçince, okulun engelli öğrenci biriminden randevu aldım. Bundan sonraki süreç üniversiteden üniversiteye değişebilir. Birimdeki danışmanla görüşmem toplam bir saat kadar sürdü. Bu görüşmede benim için uygun olan uyumlaştırmalara karar verdik ve ben birimin hizmetleri konusunda aklıma gelen soruları sordum. Hemen oracıkta benim için hazırlanan uyumlaştırma mektuplarını basıp bana verdi. Birde okulun engelli öğrencilerine ve engelli öğrencilerin de okula karşı olan sorumluluklarını içeren bir belge imzaladım. Sonrasında bu kişi beni birimdeki başka insanlara yönlendirdi.

 

Birimde başka kimlerle görüştüğümü anlatmadan önce, bu bireysel uyumlaştırma mektubunun ne olduğundan bahsetmek istiyorum. Bu mektupta öğrencinin engeline ya da engellerine göre ne gibi kolaylaştırmalara sahip olması gerektiği yazıyor. Mektubu engelli öğrenci birimindeki danışman imzalıyor, kaç ders alıyorsanız o kadar da mektup basılıp size veriliyor. Sizin göreviniz bu mektupları derslerine girdiğiniz hocalara götürüp imzalatmak ve sonra geriye engelli öğrenci birimine döndürmek. Benim kuruluş aşamasında yer aldığım ve 9 ay boyunca çalıştığım Engelsiz ODTÜ Birimi’nde de bu sistemi uyguluyorduk. Uyumlaştırmalar sınavlarda ek süre, ayrı bir yerde sınav olma, sınavın büyük puntoyla basılması, bilgisayar ortamında sınav olmak, okuyucu ve yazıcı yardımıyla sınav olmak, ders notlarının size erişilebilir bir şekilde verilmesi, ders kitaplarının ve diğer dokümanların erişilebilir hale getirilmesi gibi kişinin engeline, ihtiyacına ve beceri düzeyine göre belirlenen yöntemler. Öğrenci her dönem, her dersi için ayrı ayrı bu mektubu almak ve hocalarına imzalatmak durumunda; aksi halde hak iddia edemez. Ben de söz konusu mektubu alıp dersine girdiğim üç hocama imzalatıp, engelli öğrenci birimine teslim ettim.

 

Birimde diğer kişilerle de görüştüm demiştim ya, bunlar sınavları düzenlemekten sorumlu kişi, not tutucu hizmetinden sorumlu kişi, teknoloji desteği sağlayan kişi ve kitapları erişilebilir hale getiren kişi. Eğer sınavlara ekran okuyucu ya da okuyucu ve yazıcı yardımıyla girecekseniz, bu sınavlara birimin ilgili odasında girebiliyorsunuz. Dikkat dağınıklığı ya da başka nedenlerden dolayı tek başına sınav alacak kişiler de bu odada ya da odalarda sınava girebiliyor. Sınavınızdan belli bir süre önce birimden odayı rezerve etmeniz gerekiyor. Sonra birim dersin hocasıyla iletişime geçiyorsunuz ve o sizin için sınavı erişilebilir hale getiriyor, size belirlenen gün ve saatte oraya gidip sınavınızı almaktan başka yapacak bir şey kalmıyor. Okuyucu ve yazıcı da birim tarafından ayarlanıyor. Not tutucu hizmetinden sorumlu kişi, aldığınız derslerin notları, burada şirketler not tutma hizmeti sağlıyor, zaten bu tutulan notların içinde var mı diye bakıyor. Genelde yüksek lisans derslerinin notları bulunmuyormuş. Bir sonraki aşamada, öğrencinin dersinin hocasıyla konuşup, eğer hocada notlar varsa kendisiyle paylaşmasını istiyor. Eğer hocanın elinde de ders notları yoksa birim not tutma şirketinden hizmet satın alıyor, şirketten birisi ya da duruma göre sınıfınızdan bir öğrenci sizin derslerinizin notlarını tutup, şirkete elektronik olarak teslim ediyor. Size notları şirket gönderiyor, böylece not tutan kişi ve kendisi için not tutulan öğrenci muhatap olmuyor ve engelli öğrencinin gizliliği korunmuş oluyor. Biz buna benzer bir sistemi yine Engelsiz ODTÜ Biriminde uyguluyorduk, engelli öğrenci ile aynı dersi alan birini, öğrenci asistanı olarak not tutması için görevlendiriyorduk. Not tutucu notları birime, birim de notları öğrenciye iletiyordu. Sanırım sistem halen bu şekildedir. Teknoloji hizmetini sağlayan kişiden bir destek almadım. Not tutucu ve sınav hizmetlerinden de faydalanmadım. Kitapların erişilebilir hale getirilmesi için Penn State’de kütüphane bünyesinde ayrı bir birim var. Bu birim hem ders kitaplarını hem de kütüphane kaynaklarından okumak istediklerinizi erişilebilir hale getiriyor. Uzun öğrencilik hayatımda, kaynak erişimi konusunda bu kadar rahat olduğum bir başka dönem daha olmadı. Ders kitaplarınızı satın alıp, faturasını engelli öğrenci birimine veriyorsunuz. Engelli öğrenci birimi hangi kitapların erişilebilir hale getirileceğini kütüphanedeki birime bildiriyor. Kütüphane özel bir veri tabanında, bu kitapların olup olmadığına bakıyor, yoksa yayıneviyle iletişime geçiyor, eğer o da işe yaramazsa, sizden kitabın basılı halini istiyor ve cildini ayırdığı kitabı tarayıp erişilebilir hale getiriyor. Kitaplarınız ne formatta isterseniz o  şekilde size iletiliyor. Bu kitapları erişilebilir hale getirmek üniversiteden üniversiteye değişiyor. Daha önce belirttiğim gibi, doktoraya başlamadan önce uzaktan eğitim (online) yöntemiyle Adams State Üniversitesi’nden bazı dersler aldım. Oradaki engelli birimi bana kitapları ya bahsettiğim veri tabanından bulduğu gibi (örneğin ünitenin içinde tablo 1 buraya gelecek diyor, ve tablolar da ünitenin en sonunda öylece duruyor) ya da yayınevinden aldığı gibi, hiçbir erişilebilirlik çalışması yapmadan gönderdi. Penn State’in Penn State’i de dönüştürdüklerinde tablolar olması gerektiği yerde, grafikler veya şekiller de tanımlı geliyor. Henüz istatistik dersi almadım, sayısal veri ve fazlaca görsel olan bir kitabı nasıl dönüştüreceklerini bilmiyorum.

 

Doktora seviyesinde derslerin işleyişi farklı, söz konusu uyumlaştırmalara ihtiyacım olmadı hiç. Derslerde arkadaşlarım bilgisayarlarıyla not tutuyor ve benimle de notlarını paylaşıyorlar. Hiçbir dersimin sınavı yok, o nedenle de sınav ile ilgili olabilecek bir uyumlaştırmaya ihtiyaç duymadım. Bol bol ödev yapıyorum. Bir dersim uygulama dersi, onda da bölümün kliniğinde İngilizce psikolojik danışma yapıyorum. Klinikte kullanılan program maalesef erişilebilir değil. Bu programda her psikolojik danışma seansından önce danışanların doldurdukları ölçeklerin sonuçlarına bakılıyor, seans notları tutuluyor ve haftalık danışma saatleri takip edilebiliyor. Ben seans notlarımı Word belgesine yazıyorum, danışanlarımın ölçek sonuçlarına klinik görevlilerinden biriyle bakıyorum ve kendi haftalık programımı kendim tutuyorum. Bunun dışında bir erişilebilirlik problemi yaşamadım. Burada da bütün okullar aynı kalitede hizmet sağlamıyor; ama en azından hangi okula giderseniz gidin bir makul uyumlaştırma hakkınız oluyor ve kitaplarınız iyi kötü bir şekilde erişilebilir hale getiriliyor. Burada uluslararası öğrenci olmak bazı şeyleri etkiliyor; örneğin üniversiteye başlayan diğer görme engelli öğrenciler devletin sağladığı bağımsız hareket uzmanlarından yardım alarak kampüsü öğrenebiliyor; ama biz yabancı öğrenci olduğumuz için devletin sağladığı hizmetlerden faydalanamıyoruz, tüm öğrenciler için olan oryantasyon programları engelli olmaktan doğan özel gereksinimlerimize cevap vermiyor. Sorunları bir şekilde kendi sosyal ağınız aracılığıyla çözüyorsunuz. Ben biraz daha kendimi toparlayınca, engelli uluslararası öğrencilerin yaşadığı sorunların çözülmesi yönünde bir gündem oluşturmayı deneyeceğim. Bir gelişme kat edebilirsem sizlerle de paylaşırım. Umarım bu yazı ABD’de uluslararası kör bir öğrenci olmakla ilgili biraz fikir verebilmiştir sizlere. Herkes için erişilebilir, hakların iltimas olarak görülmediği, kimse tarafından suiistimal edilmeyen, herkesin öğrenmek için eşit imkân ve fırsatlara sahip olduğu bir eğitim hayaliyle sizlere veda ediyorum.

 

EŞİT ERİŞİLEBİLİR ENGELSİZ Eğitim…

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş