Toplam Okunma 0
Sarı uzun düz saçlı, siyah kemik çerçeveli gözlüklü, siyah v yaka ve kolları dirseklerine kadar sıyrılmış siyah elbiseli, kırmızı rujlu, kaşlarını çatmış kadının belden yukarısını görüyoruz. Sol eli belinde ve sağ elini, karşısında yalnız kolunu gördüğümüz ve ona bir deste para uzatan kişiye hayır anlamına gelecek şekilde yukarı kaldırmış.

Kardeşimle durakta otobüs bekliyorduk. Otobüs geldi. Otobüse bineceğimiz sırada kardeşim olmadığını kolaylıkla anlayabildiğim biri kolumdan tutup gitmem gerektiğini düşündüğü yere doğru çekmeye çalıştı. Kardeşim buna gerek olmadığını söyleyip teşekkür ederek durumu kibarca engellemeye çalıştı. Bunu ilk kez yaşamıyordum. Onun kadar sakin kalamadım, kolumu sertçe çektim.

 

Otobüse bindik. Birçok kişi kardeşime: “Onu oturt. Otursun” gibi cümleler söyleyip bana yer vererek akıllarınca vicdanlarını rahatlatmaya çalıştılar. Bunları fark edilir olduğunu düşündüğüm bir tepkiyle reddettim.

 

Kardeşim, şoföre parayı vermeye gitti. Oraya yakın bir konumda bulunduğum için konuşulanları az çok duyabiliyordum. Şoför, kardeşime: “Sen yanlış anladın!” gibi bir cümle kullandı. Maalesef duyabildiklerim ne olduğunu anlamama yetmedi. Kardeşim döndüğünde ona ne olduğunu sordum. “Para almak istemedi” dedi. “Ödedin değil mi?” diye sordum. “Ödedim” cevabını almak beni az da olsa rahatlattı. Vicdan rahatlatma unsuru ve hayır yapma bahanesi olarak kullanılmak istenmiş, küçük düşmüştüm.

 

O gün üzülmemin bir başka sebebi de kardeşimin gördüğü muameleydi. Benim kardeşim olmanın ne kadar zor ve acınılası bir durum olduğunu düşünenlerin ona uyguladığı muamele. Beni küçük düşürebilme özgürlüğünü nereden buluyorlar? Kardeşim ya da bir yakınım olmanın kötü ve acınılası bir durum olduğunu, beni hiç tanımadan nasıl düşünebiliyorlar?

 

Sağlamcılara sesleniyorum: Tüm ayrımcılık ve ötekileştirmelere son verene ve eşit, erişilebilir, engelsiz hayatı kurana dek mücadelemize devam edeceğiz. Eşit, erişilebilir, engelsiz hayat dileğiyle.

 


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.