Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Körlere Ellemek de Ellenmek de Serbest

Yazar: Deniz Aydemir Döke

Toplam okunma: 1681

daydemird@gmail.com

 

Geçtiğimiz ay ailemi görmek için Türkiye’ye geldim. Sürekli burada yaşarken normalleştirdiğim ya da artık beni rahatsız etmesine izin vermediğim şeyler hortlayıverdi. İlk izlenimim şöyle, annemle alışveriş etmek için bir AVM’ye gittik. Ben kabinde kıyafet deniyorum, iç çamaşırımım duruşunu beğenmeyen satış elemanı gayet iyi niyetli bir şekilde elimi kapıp kendi göğsüne götürdü ve “Bak böyle iç çamaşırı tercih et elbiselerle” dedi. İlk önce durumu yadırgayamadım, çok hızlı gelişti. Ama şimdi düşününce durumun abesliği dikkatimi çekiyor. Eminim o kız kimsenin onu ellemesine izin vermez ama ben görmediğim için onun kişisel alanına girme hakkım doğuverdi birden. Bunun tam tersine, yani insanların benim kişisel alanımı hiç saymasına alışığım. Bu aksi durum dikkatimi çekti ve altında yatanları düşünmeye başladım.

Tamam, toplum tarafından körler zararsız ve bir yerde de çocuk gibi görüldüğünden başkalarına dokunmaları serbest olabilir ama kızın niyeti gerçekten bana bir şeyler anlatmaktı. Benim hikâyemde, kültürümüzde var olan aynı cinsiyetten insanların birbirlerine dokunması konusundaki esneklik işin içine giriverdi ve ben kendimi birini ellerken buldum.

Dediğim gibi ben körlerin kişisel alanının, cinsiyet gözetmeksizin aşılmasına alışkınım. Yolda yürürken hop diye koluna yapışan kadınlar ve erkekler, önünde basamak var diye beline sarılan tipler, bunlara tepki verdiğinde hem kör hem nankör olmakla yaftalandığım çeşitli hikâyeleri ya yaşamışımdır ya da arkadaşlarımdan duymuşumdur. Körlerin art niyetli bir şekilde başkalarının kişisel alanlarını hiçe sayarak, yani taciz boyutunda, önüne gelene ellediğini de biliyorum. Fırsatçı bazı kör erkeklerin, özelikle kör dernekleri gibi ortamlarda sandalyenin boş olup olmadığını yanlışlıkla göğüs hizasından ve sandalyenin sırtından değil de diğer tarafından kontrol ettiğine dair de hikâyeler duydum. Bu körlerin dokunulurluğu ve dokunurluğu cinsiyete göre farklı boyutlar da taşıyor. Kadınsanız da erkekseniz de ellenmesi size daha kolay. Ama eğer bir kör kadınsanız, bu ellemenin taciz boyutuna geçmesi daha muhtemel. Eğer art niyetli bir kör erkekseniz bu elleme serbestliğini taciz etmek amaçlı kullanabilirsiniz. Bazen de cinsiyetinizden bağımsız olarak, benim gibi, kendinizi birini ellerken bulabilirsiniz.

Bazen kendime “mısırını buldun püsküllüsünü arıyorsun” atasözünü yakıştırıyorum. Uzaklardayken insanlara sarılmayı ya da yakın bir arkadaşıma öyle otururken sırnaşmayı özlüyorum. Bu da yetiştiğim kültürden geliyor. Biz merhaba derken de hoşça kal derken de sarılırız mesela. Bu ABD’de öyle değil, en çok olsa bir el sıkışmasıyla önce “hi” sonra “bye”. Şimdi gelelim mısır ve püskül ilişkisine; ben kültürümün temas kısmını özlüyorum ama bu temasın her iki tarafın da kişisel sınırları içinde olmasını da istiyorum. Ne dersiniz sizce çok şey mi bekliyorum?

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş