Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Kahrolsun Bağzı Mitler

Yazar: Gamze Sofuoğlu

Toplam okunma: 1623

sofuoglugamze@gmail.com

 

Görmeyenlerle alakalı en merak edilen, en sık sorulan sorulardan biri, görmeyenlerin görme duyusu dışındaki duyularının gören insanlara göre daha iyi olup olmadığıdır. Siz görmüyorsunuz ya o yüzden kulaklarınız daha iyi duyuyordurlar, görmeyenlerin parmakları daha iyi hissediyormuşlar, vesaire, en sık tanık olduğumuz gören görmeyen karşılaştırmalarından biri. Bazı görmeyenler bu karşılaştırmadan galip çıktığını düşünüp bu tartışmalı galibiyetin tadını çıkarırken, bazı görmeyenler de bu inanışı tamamen reddederler. Şimdi gelin bu konuda yapılmış araştırmalarda neler bulunmuş onlara kısaca bir göz atalım ve bakalım görmeyenlerin diğer duyuları daha mı gelişmiş gerçekten.

Beyin korteksimizde oksipital lob dediğimiz ve görme merkezi olarak nitelendirilen bir bölge mevcut. Görme merkezi olan bu lob görmeyenlerde görme merkezi olarak kullanılamıyor; ama bu, mevzu bahis lobun görmeyenler için herhangi bir işlevi olmadığı anlamına da gelmiyor. Oksipital lobun görmeyenler için en önemli işlevi, görme duyusunun eksikliğinin diğer duyularla telafi edilmesine ev sahipliği yapıyor oluşu. Örneğin; işitsel bir bilgi işlendiğinde işitme merkezi olan temporal lobun yanı sıra, görme merkezi işlevini yerine getiremeyen oksipital lob da aktive olabiliyor. Daha spesifikleşelim; Braille Alfabe okunurken oksipital lobun çalıştığı görülüyor. Üstelik bu bulguya, Braille öğretilen gören insanlara gözleri bağlı kabartma bir şeyler okutulduğunda da rastlanıyor. Daha da spesifikleşiyorum; doğuştan total kör Eşref Armağan’ın beyin fonksiyonları resim yaparken incelendiğinde, doğuştan görsel hiçbir bilgiye kendi tecrübeleri aracılığıyla sahip olmayan Armağan’ın da görme merkezi olan oksipital lobunun aktive olduğu görülüyor.

Peki görmeyenlerin görme merkezlerinin diğer duyular için de çalışıyor oluşu, görmeyenlerin diğer duyularının daha gelişmiş ve daha hassas olduğu anlamına mı geliyor?

Bugüne kadar herhangi bir bilimsel çalışmanın körlerin daha düşük duyma, koklama, tatma ya da dokunma eşikleri olduğunu gösterdiğini görmedim. Yalnız, yukarıdaki örneklere benzer, belirli uyaranlar karşısında körlerin beyin fonksiyonlarını inceleyen pek çok çalışma gösteriyor ki; körlerin görme dışındaki duyuları gören insanlarınkinden daha gelişmiş olmasa da, görmemeyi telafi etmek için diğer duyular körler tarafından daha işlevsel kullanılıyor. Diğer duyularda, beyindeki o duyulardan sorumlu bölgelere ek olarak oksipital lobun da çalışıyor oluşu bu işlevselliği destekleyen mekanizmanın altyapısını oluşturmuş oluyor.

Örnekler üzerinden bu meseleyi biraz daha açayım. Geçen ayki Turkcell Hayal Ortağım isimli yazımda verdiğim iki örnekten gideceğim yine. Kumbaracı Yokuşu’nu ararken yokuşun karşısındaki ADA Müzik’ten gelen melodileri, Taksim Meydan’dan Cihangir’e inmek istediğimde Sıraselviler’in başındaki kebapçılardan gelen kokuları referans alıyorum demiştim. Gören bir insan için ne ADA Müzik’ten gelen melodilerin ne de Sıraselviler’in başındaki kebapçılardan gelen ağır kokuların referans olmasına gerek var. Her şey gören insanlara göre düzenlendiği için bir yerlerdeki bir tabela, bir bina, bir dükkan vitrini, yani görsel bir şeyler görenler için en kullanışlı ipuçları. Bu da çok mantıklı; zira insanoğlunun en hızlı ve en fazla veri toplayabildiği duyusu görmektir. Dolayısıyla, görmeyenin kendisine referans olarak belirlediği bir melodiyi, bir kokuyu, bir dokuyu gören bir insanın fark etmiyor oluşu çok doğal. Peki bu gören insanların görme dışındaki duyularının daha az gelişmiş olduğunu mu gösterir? Göstermez. Görmeyenin duyduğu her sesi, her kokuyu, dokunma hissiyle alabildiği her bilgiyi gören birisi de duyabiliyor, hissedebiliyor. Ama diğer duyularıyla alabildiği bu bilgileri, görme duyusunun baskınlığı ve hızlı ve çok bilgi edinmeyi sağlama avantajları sebebiyle görmeyen birisi kadar işlemek, kullanmak zorunda kalmıyor. Burada burnu, kulağı, elleri hassas olan görenleri, hatta görmeyenleri tenzih edelim.

Görmeyen birisi görmek dışındaki duyularıyla aldığı bilgileri hayatını daha sağlam idame ettirebilmek amacıyla sürekli kullandığından, bu tarz uyaranlara verdiği tepkiler otomatikleşiyor. İşine yarar herhangi bir bilgi yakaladığında ister istemez o bilgiyi hızlıca işliyor, kullanıyor.

Velhasıl kelam, körler daha iyi duyuyor diye bir şey yok, daha iyi koku aldığımız yalan. Önemli olan duyu organlarımızın eşikleri değil, işlevleri.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş