Toplam Okunma 0
Dikey, dikdörtgen afişte, Ishaan (Darshell Safary) ve Nikumbh (Aamir Khan) sarı fon önündeki sıralarda oturuyorlar. Ishaan ön sıranın sol tarafında otururken, Nikumbh onun bir arka sırasında sağ tarafta. Ishaan 8-9 yaşlarında, kahverengi gözlü, üçgen yüzlü bir erkek çocuk. Saçlarını sol tarafa taramış. Işıl ışıl gözlerle sağ tarafta bakıp dişlerini göstererek gülümsemiş. Önden üst iki kişi, diğer dişlerinden iki kat daha büyük. Kollarını, çenesinin altında dirsekten bükerek üst üste sıranın üzerine koymuş.

“Bak, gökyüzüne giden yol ortaya çıkmış.

Ve bulunmuş yeniden, kaybolan küçük yıldız.”

 

Bu ay EEEH Dergi'nin doğum ayı. Ben de bu vesile ile dergi içindeki misyonumu bir kez daha üstlenmek ve bir sesli betimleme değerlendirmesi yapmak istedim. Yakın geçmişte GETEM sistemine eklenen bir Hint filminin adı ilgimi çekti. Filmin adı: “Yerdeki Yıldızlar, Her Çocuk Özeldir." Yukarıda okuduğunuz, film içindeki bir şarkıdan alıntıladığım iki dize. Bu filmin neden olduğu çağrışımlarla yeti farklılığına dair sorguladıklarımı da paylaşmak isterim sizlerle.

 

Önce film hakkında bilgiler verelim. Vikipedia'ya göre Türkiye sinemalarında gösterime girmeyen film, 2007 Hindistan yapımı bir dram ve aile filmi. Yönetmenliğini Aamir Khan ile Amole Gupte'nin birlikte üstlendiği filmin senaryosunu Amole Gupte kaleme almış. Yapımcıları; Aamir Khan, Ajay Bijli, Sanjeev K. Bijli olarak gösteriliyor. Oyuncu kadrosundaki isimlerden önde gelenler şöyle: Aamir Khan, Darsheel Safary, Tanay Chheda, Tisca Chopra, Vipin Sharma, Megha Bengali, Bugs Bhargava. Hint filmlerinin en belirgin özellikleri müzikleri ve dansları tabii ki. Bu filmin müzikleri de Shankar Mahadevan, Loy Mendonsa, Ehsaan Noorani tarafından hazırlanmış.

 

“Yerdeki Yıldızlar” izleyicilerin genel anlamda beğenisini toplamış. Dolayısıyla bu verilen puanlara yansımış. İMDB'de 8,3; Sinemalar.com'da 8; Beyazperde’de 4,3; Movie Database sitesinde ise 8,5 puan almış. Bununla da kalmamış. Birçok yerden çeşitli dallarda ödüller kazanmış. Bunlardan bazıları şöyle: Filmfare 2008'de En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Hikâye Ödülleri. Yine 2008 yılında Zee Cine En İyi Yönetmen Ödülü; 2009'da Guild Award for Best Film ve Guild Award for Best Director Ödüllerini almıştır.

 

Konusu hakkında şu şekilde bir özet verebiliriz:

 

Problemli görülen bir çocuk ve onun hayatını değiştiren bir öğretmenin hikayesini anlatıyor film. Sekiz yaşındaki Ishaan Awasthi, hiç kimse tarafından kabul görmeyen bir çocuktur. Okulda dersleri kötüdür. Arkadaşları ile iletişim kuramamaktadır. Arkadaşları, öğretmenleri ve babası tarafından dışlanmaktadır. Babası onu disipline sokulması için yatılı okula gönderir. Burada da durum pek farklı değildir. Ta ki resim öğretmeni Ram Shankar ile tanışana kadar. Ishaan’ın çok mutsuz ve yalnız bir çocuk olduğunu fark eden Ram, bunun nedenini araştırmaya başlar. Onun aslında çok özel bir çocuk olduğunu anlayan öğretmen, sabır ve özenle Ishan’ın kendisini bulmasına yardımcı olur.

 

Betimleme değerlendirmesine geçmeden önce filme dair birkaç şey söylemek isterim. Hindistan'daki sosyal yaşam hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Ancak güvenliği olan iki ayrı okuldan sekiz-dokuz yaşında bir çocuğun hiçbir denetim olmadan dışarı çıkabilmesi ilginç geldi bana. Üstelik yatılı okulda çocuk neredeyse sabaha karşı ayrılıyor okul binasından. Sanırım gittiği alan okul yerleşkesi içinde ya da ona çok yakın bir alan ama yine de yatakhane binasından elini kollunu sallayarak çıkması garip geldi bana.

 

Filmde dikkatimi çeken bir tutarsızlık da Rajan ile ilgili. Ishaan'ın yatılı okuldaki tek ve en yakın arkadaşı. Rajan, Ishaan ile arasındaki bir konuşmada okulda yatılı bir öğrenci olmadığını, babasının o okulun müdürü olduğunu ve ailesi ile birlikte okul bahçesindeki öğretmen lojmanında kaldığını söylemişti. Oysa filmin sonuna doğru resim yarışması başlarken Nikumbh ona Ishaan'ı sorduğunda "Bilmiyorum, kimse uyanmadan yatakhaneden çıkmıştı" diyor. Hatta öğretmen aynı gün içinde ilerleyen saatlerde Rajan'ın yanına bir kez daha gelip tekrar sorar. Rajan bu sefer "Bilmiyorum efendim, biz daha uyanmadan o gitmişti efendim" diyor. Filmin sonunda da okul müdüründen başka bir adam sesi Rajan'ın babası olarak gelip onu arabayla yatılı okuldan alıyor. Bu durum üç ihtimali akla getiriyor. Ya gerçekten filmde bu anlamda bir tutarsızlık var ya Hindistan kültüründe tüm bunların başka bir anlamı var ya da benim kaçırdığım bir şey var. Pek çok sitedeki üye eleştirilerini bu anlamda bir şey bulabilir miyim diye özellikle okudum. Aslında film eleştirmeni yazısı da arandım ama sanırım Türkiye'de gösterime girmediğinden bulamadım. Ancak İMDB sitesinde "Biliyor musun?" diye bir başlık oluyor. Baktığınız filmle ilgili çeşitli ilginç detaylar veriliyor. Sanırım burada bir yerde "Aptallar" şeklinde bir başlık ile aynı hususa dikkat çekilmiş.

 

Betimleme Değerlendirmesi

 

Nezahat Şalkamcı'nın yazdığı betimleme metni, Emine Kolivar tarafından seslendirilmiş. Film içinde çokça şarkı olduğunu yazmıştık yukarıda. Bunların Türkçe altyazıları da geçiyor demek ki ekranda. Bunları eş erişimde Ünsal Coşar seslendirmiş. Sağır ve işitme engelliler için altyazı metnini Ayhan Emre Özgören yazmış. İşaret dili çevirisini ise Berrak Fırat yapmış. Son kontrollerde Fulya Akbaba ile Dolunay Ünal adlarını görüyoruz. Ses montaj ile teknik yapımda ise Nisa Namazova, Yeni Gökdelen Tercüme, Dağ Prodüksiyon var elbette.

 

Değerlendirmeye tam olarak geçmeden önce 2007 yapımı olan bu güzel filmin her ne kadar Türkiye sinemalarında gösterilmese de dublajlı halini bulabilmek güzel. Ancak 2024’ün ilk ayının sonunda eş erişimine ulaşabiliyoruz. Yani tam on yedi yıl sonra. Şaka gibi değil mi?

 

Filmin sesli betimlemesi kusursuz denebilecek kadar açık ve anlaşılır. Duygu, durum, karakter, yer ve zaman betimlemeleri atlanmamış.

 

Şarkıların altyazı çevirilerinin farklı bir ses tarafından okunması süper olmuş. Üstelik betimleme seslendirmeninin aksine bir erkek sesi olması konsantre anlamında çok daha verimli bence.

 

Bununla birlikte montajda biraz da görüntü ve altyazı akışının çakışması sebebiyle altyazı çevirisi seslendirmesi ile betimleme sesi birkaç yerde üst üste gelmiş. Ancak az bir miktar geri alarak mp3 dosyasında ben sorunsuzca ne söylendiğini anladım. Bununla birlikte, altyazıları dinlediğimiz Ünsal Coşar'ın sesi gür ve nispeten yüksek; Emine Kolivar'ın sesi ise geride şarkının ezgisi, üzerinde Ünsal Coşar sesi olunca kaybolmuş gibi. Bence Emine'nin ses seviyesi en azından bu gibi alanlarda azıcık yüksek tutulmalıydı.

 

Hindistan sinemasına dair de bir şey bilmiyorum kendi adıma. Ancak yine de Amir Khan'ın filmin bir karakteri olarak sahnede görüldüğü ilk seferinde belirtilmesi doğru bir seçim olmuş bence.

 

Belki size “Yok devenin bale pabuçları" dedirtecek ki haklısınız, bir detay vereceğim şimdi. Nikumbh, Ishaan'ın disleksi olduğundan şüphelenip öğretmenler odasında defterlerini incelerken matematik defterinde öğretmenin yazdığı notu okur. Biz bunu elbette betimlemeden öğreniyoruz. Ancak betimleme birkaç saniyelik farkla dublajın üstüne gelmiş. Ne dediği kesinlikle anlaşılmıyor Nikumbh'un. Biraz içine söyler gibi ama dediğim gibi betimleme cümlesi birkaç kelimelik kesilip kesilen kısmın sonu replikten sonraya yapıştırılabilseydi müthiş olurdu. Dantel inceliği bekliyorum değil mi? Eee! Betimleme eleştiricisiyim ya. Tabii bir de kadınım. Malum kadınlar detaycı olur.

 

Bana ilginç gelen ve betimleme kurallarıyla bağdaştıramadığım bir noktayı vurgulamak isterim şimdi. Sabah henüz hava tam aydınlanmamış ve yatakhanede herkes uyurken Ishaan uyanmış ve hazırlanıyordur. Peş peşe gelen betimleme içinde şöyle bir cümle duyarız: "Evdeki uykudan yeni kalktığı zamandaki hallerinden eser kalmamış. Oldukça dinç. Uykusunu almış." Aslında bu hatırlatmalı betimleme benim işime gelir. Zira çok da dikkatli olmayan bir izleyicinin dikkatini de çeker. Ancak bir zahmet kör izleyici de kulaklarını dikiversin ve anlayarak seyretsin. Evdeki hali ile yeni durumunu kendi zihni karşılaştırıversin. Bu kadar paket servis almasın.

 

Filmin son sahnesinde sanırım bir karışıklık olmuş. Çünkü betimlemede "Yohan ile annesi öne binerken Maya Ishaan'a arka kapıyı açtı" deniyor. Oysa Maya zaten Ishaan'ın annesi. Bence Yohan ile babası öne oturacaklar. Annesi Maya da Ishaan'ın yanına, arka koltuğa.

 

Bu film içinden ve üzerine araştırma yaparken fark ettiklerimden söylemek istediklerime gelince:

 

Nikumbh'un zihinsel engelliler okulunda arkadaşıyla binanın önündeki basamaklarda otururlarken aralarında geçen bir konuşma benim komplekslerimi besledi sanırım. Nikumbh, Ishaan'ı kafaya takmıştır. Düşüncelidir ve arkadaşının sorusu üzerine; "İnsanoğlu çok acımasız" der. Arkadaşı da "Duyarsız bir yaratık ve kör" diye cevap verir. Nikumbh ise onu onaylar. Sakatlığı ifade eden kelimelere yüklenen olumsuz anlamların bir yansıması işte.

 

"Ishaan aslında yaramaz ya da tembel filan değil. O sadece sizin ondan beklediğiniz şeyleri yapamayacak durumda. Yapamayacak durumda çünkü bunların koşullarını anlayamıyor." Bana bu biraz sağlamcı bir söylem gibi geldi. Maksat güzel ama ifade sağlamcı ve milyonlar bunu bu şekilde hatırlayacak filmi izleyince. "Yapamayacak durumda değil, yapabilmesi için farklı yöntemle yaklaşılmasına ihtiyacı var" denmeli bana göre.

 

Kimdi hatırlamıyorum ama bir yerlerde ya okudum ya duydum, otistiklerin pek azının Mucize Doktor Ali gibi bir doktor olabileceğini söylüyordu. Bu filmde de disleksili bir çocuk var. Olağanüstü resim yeteneğine sahip bir çocuk aynı zamanda. Onun ikinci resim öğretmeninin saydığı pek çok ünlü sanatçı, yazar veya bilim adamı var. Bir ihtimalle onlar da disleksili. Bir zamanlar kendi de öyleymiş senaryoya göre. Böyle olunca benim de aklıma tüm yeti farklıların olağanüstü bir yeteneğe sahip olabilmeleri ihtimali üzerine mi tabiri caizse adam yerine konulmaları gerekiyor. Kaç tane yeti farklı içinden müthiş başarılı insanlar çıkabilir? Yeteneksizse o farklı olan göz ardı mı edilmelidir? Zaten eksik ve aciz gördüğü insana “Belki bu da bir Beethoven, Albert Einstein, Leonardo da Vinci veya Stephen Hawking olabilir” diyerek fırsat eşitliği sağlamak zorunda hissetmesi belki de menfaatimizedir? Bize de yaranılmıyor mu ne?

 

Film üzerine araştırma yaparken pek çok siteye bakıyorum. En önde gelenleri İMDB, Beyazperde ve Sinemalar.com. Özellikle filmin konusuna dair verilen özet paragraflara baktığımda kültürlerde yeti farklılığının ifade biçiminin farkı da açıkça görülüyor. Bana mesela Beyazperde’nin tanıtımı çok daha sağlamcı geldi. Oysa İMDB’de birkaç cümle yazmışlar. Bunda da bütün çocukların farklılığına vurgu yapılmış adeta. Ben bunu izlediğim bir belgeselde çok net fark etmiştim. Öylesine sıradan bir şey görüyor engelliliği de bu kültür insanı. Herkes kendi halinde, kendine göre yaşar. Kör insan da öyle kafasında.

 

Son söz yine konu edilen filmden. "Solomon Adaları'nda yerliler, ormanın bir kısmında tarım yapmak istediklerinde, ağaçları kesmezler. Ona kötü sözler söylerler ve ağaç da kendi kendine ölür gider." Yani demek ki ağaç ya da herhangi bir insan hiç fark etmez. Onu ötekileştirir ve anlamadan, anlamaya çalışmadan sürekli aşağılarsanız yaşamla olan bağlarını koparırsınız. Oysa "Aramızda dünyaya herkesten farklı bakabildiği için dünyayı değiştiren cevherler var. Düşünce yapıları eşsiz ama onları herkes anlayamıyor." Demem o ki her çocuk, her insan, hatta her canlı özeldir.


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.