Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

EVET ANLAMIYORUM

Yazar: Burak Sarı

Toplam okunma: 330

buraksari2014@gmail.com
Sayı: 63, Mayıs 2019

Bir iş çıkışı. Her zamanki rutinimde ilerliyorum. Aynı yolları adımlıyor, aynı merdivenlerden iniyor ve her zaman bindiğim vagondan metroya binmeyi planlıyorum. Ama yaşamın akışı tekerrürü imkansız kılıyor. Beynimde hangi şeytan varsa beni başka bir vagona atıyor. İnene kadar farkında bile değilim. İndiğimde, farklı bir noktada olduğumu anlıyorum. Yönümü belirlemeye fırsat bulamadan koluma birisinin asıldığını hissediyorum. “Asansör yeni gitti, bekleyin.” diyor. Asansör kullanmadığımı söylüyorum. “Bekleyin.” diye direniyor. İnatla asansör kullanmak istemediğimi söylüyorum. “Ama siz merdivenleri kullanamazsınız.” diyor. Gözüme bakınca benim ne yapıp yapamayacağımı anlıyor. Bir şey demeden yürüyorum. Arkamdan “Anlamıyor.” dediğini duyuyorum. Evet anlamıyorum. Sizin anladığınız ne varsa ben onu anlamıyorum. Her şeyi anlamaya çalışıyorum. Beynimi yakacak kadar düşünüyorum her kelimeyi yutarcasına okuyorum ama anlayamıyorum. Benim kafatası diye taşıdığım saksı delik demek ki. Öğrendiğim her şey geri gidiyor. Hard disk değiştirme şansım da yok. Onun için sizleri kıskanıyorum. Deli gibi kıskanıyorum. Çılgınca kıskanıyorum. Doğa benden esirgediğini size vermiş. Ben anlamak için emek veriyorum, düşünüyorum. Siz bunların hiçbirini yapmadan her şeyi anlıyorsunuz. O kadar yeteneklisiniz ki bu konuda hiç tanımadığınız insanların ne yapıp yapamayacağını biliyorsunuz. Onlar adına konuşuyor, onlar adına hüküm veriyorsunuz. Sizi bağımlı kılan düğümlerin bir tanesini bile gevşetmeye gücünüz yetmezken, elinizdeki urganı başkalarının boynuna doluyorsunuz. Yeter ki aksak bir yan görmeyin. Çok düşündürücü ama bu konuda her kesim aynı müşterekte buluşuyor. Çizdikleri sınırlar ayrı olsa da başkalarına sınır çizmekten geri durmuyorlar. Düşüneni, cahili, sorgulayanı, gelenekçisi farklı durumlarda benzer müdahaleler yapabiliyorlar. “Merdivenleri kullanamazsın, tek başına gidebilecek misin?” Büyük sözler etme, hayallerin bile gerçekçi olmalı.” Bu cümlelerin hepsi korkunç bir hegemonyanın dışavurumudur. Sokaktaki insandan en yakınınızdakilere kadar geniş bir alanda görebilirsiniz bu dayatmaları. İyi ya da kötü niyetli olması, farkında olarak yapılıp yapılmaması önemli değil. Direneceksiniz. Direnmek zorundasınız. İyi niyetli davranışlara iyi niyetli, kötü niyetli olanlara da hak ettiği gibi bir yanıt vermelisiniz. Dil çok güzel bir araçtır. Sevdiklerinizden esirgemeyin. Onlara her şeyi anlatabilirsiniz. Sevgi ve bilinç her şeyi çözer çünkü. Dilin çözüm üretemediği yerde de kavga çok iyi bir çözüm olabilir. Kişiliğinizi ezenlere karşı dövüşmekten çekinmeyin. Unutmayın ki size çerçeve çizenlerin çoğu yaşamamış bile. Bütün ezilmişliğinin acısını başkalarından çıkarıyorlar. Onlar gibi olmamak için yaşamalı, sorgulamalı, dövüşmeli, sevişmeli. Büyük hayaller kurmalı. Büyük sözler etmeli. Hayaller ve büyük sözler etmeden yaşamış sayılmayız. En fazla ettiğimiz sözlerin altında kalırız. Düştüğümüz yerden kalkar yine başlarız. Deneyim güzeldir. Yolda olmak güzeldir. O zaman yürüyelim. Özgürlüğün anahtarı kafatasımızın içinde saklı. Onu kullanmayı öğrendiğimiz gün yeniden doğmuş olacağız. Yeter ki onu bağlı olduğu zincirlerden kurtaralım. Kolları sıvamanın zamanı çoktan geldi. O zaman şimdiden iyi ki doğdunuz diyerek bu ayki sorgulama köşemi sonlandırayım. Sizleri seviyorum.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş