Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Biz Ne Ara Bu Kadar Kötü Olduk

Yazar: Burak Sarı

Toplam okunma: 1241

buraksari2014@gmail.com

Sayı 46, Aralık 2017

 

Yine kendi dünyasına gömülmüş, melodiler ve dizelerin içerisinde kulaç atıyordu. Son zamanlarda güçlü bir sığınak olmuştu bu havuz kendisine. Cehalet, ayrımcılık, sömürü; kısacası tüm pisliklerden oluşan bir bulamacın içinden güç bela atmıştı kendini bu güzelim birikintiye.

Arınmışlığın o paha biçilmez mutluluğunu özümsediği anda, her şeye turp sıkan o iğrenç zırıltıyla irkildi. Tüm dünyayı ayağımıza getiren o müthiş icadın, sinir bozucu sesi kulağını tırmalıyordu. Bütün büyü bozulmuştu. Cevapla tuşuna dokunduğu anda, o iğrenç bulamacın suları içeriye dolacaktı. Kilometrelerce öteden kulağına akan, özlemle beklediği bir dost sesi olsa da; zihnine hücum eden, gündelik yaşamın çekilmez olaylarından oluşan koca bir yığın olacaktı. Ufak bir ikirciklenmenin ardından cevapla tuşuna dokundu. Kısa bir hal hatırın ardından, tonları değişse de kendisi değişmeyen nakaratlar tekrarlanmaya başladı. “Duydun mu kızın biri engellilerle dalga geçen bir video çekmiş ve sosyal medyadan yayınlamış” dedi telefonun diğer ucundaki.  “Bunda şaşılacak ne var?” diye yanıtladı. Ahizenin diğer ucundaki ses ısrarcı: “Nasıl yani? Kız diyorum, engellilerle dalga geçmiş diyorum” Aynı umursamazlıkta yanıt geldi. “Geçebilir, insan halidir.”  Karşı tarafın sesi, şaşkın ve hiddetli bir ton aldı. “Dalga mı geçiyorsun? Yoksa takoz musun? Densizin birisi, insanların farklılığıyla dalga geçiyor ve sen saçma sapan yorumlar yapıyorsun.” “Bizim parametrelerimizle oynanmış ve öfkemizi yanlış dizine yüklemeye çalışıyoruz” dedi. Karşı tarafın sesindeki hiddet, yerini alaycı bir tona bıraktı.  “Oğlum, bilgisayara format atmayı sormuyorum, şurada seni insan yerine koyup bir bok anlatmaya çalışıyorum.”

“İyi ya” dedi, “ben de anlattığına yorum yapmaya çalışıyorum. Bizim ne zaman kötü olduğumuzu tam bilemiyorum ama sınıflı toplumun var oluşundan beri kötülük sistematik olarak kullanılmış. İyilik, kötülük kavramlarının felsefi boyutuna girmeyeceğim. Girersek, bir daha çıkamayabiliriz. Bizim kötülükten anladığımız: çevresine zarar vermek, ayrımcılık yapmak ve günlük hayatımızda yaşadığımız tonlarca saçmalık. Eski çağlarda güçlüler zayıflara kötülük yaparmış. Zayıfların zayıflara yaptığı kötülük; güçlüden duyduğu korkudanmış. Eeee, şimdi işler değişti. Egemen zihniyet, bilgi çağının nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor. Bizim hard diski, kendi çıkarlarına göre şekillendiriyor. Kendimize yabancılaşıyoruz, doğaya yabancılaşıyoruz, emeğimize yabancılaşıyoruz. Haliyle bir öfke birikiyor. Maalesef bu öfke yanlış dizine yönlendirilmiş. Bizim yedek klasörümüzün bulunduğu, D dizinine yönleniyor öfke. O dizinde, bizi biz yapan her şey var. Sevgimizi, direncimizi, umudumuzu o dizinde muhafaza ediyoruz. Haliyle, öfke bunların üzerine yazılarak dizini kullanılmaz hale getiriyor. İnsani olan her şeye yabancılaşıyoruz. Sonra bir dilim ekmek isteyen kedinin üzerine kaynar su döken, kadınlara ve çocuklara yönelik akla gelmeyen alçaklıklar yapan, engellilere, farklı ulus ve kültürlere her türlü iğrenç davranışı meşru gören robotlar haline geliyoruz. O videonun altına yazılanları gördün mü? Engellileri savunduğunu sanan tonlarca insan, kadına hakaret ederken engellileri aşağılamış. Çünkü, o kadının zihnini şekillendiren de bu toplum. Engellilerle dalga geçen bir video yayınlamak ne kadar ayrımcılıksa, videoyu çekene sen zihinsel engellisin demekte o kadar ayrımcılıktır. Farklılıkların zenginlik olduğunu bilerek yetişen nesiller, bu tür ayrımcılık ve önyargılardan arınmış olur. O nedenle bir an önce D diskimizi onarıp, olumsuz davranışlarımıza yön veren C Diskimizi formatlamalıyız.”

 “Peki bu işletim sistemini nasıl bulacağız?” Kendi özgür yazılımımızı yaratacağız, kendi hard disklerimizden başlayacağız işe. Belki tüm verilerimizi kaybedeceğiz. Olsun, ne çıkar bundan? Onların yerini, aşktan, sanattan, özgürlük ve eşitlikten oluşan yeni yeni klasörler alır. Neyse, bizim muhalifliğimiz bu kadar oluyor, iletişim tekellerini zengin ettik yine.”  diyerek bu ilginç sohbeti sonlandırdı.

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş