Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Bir İş Görüşmesi

Yazar: Meral Sözen

Toplam okunma: 1328

meralsozen1@gmail.com

Sayı 38, Nisan 2017

 

Berna, yirmi yedi yaşında, alanında bilgi ve deneyim sahibi bir genç kadın. Hafif uğultuların geldiği görüşme salonuna doğru ilerlerken, bugüne kadar pek çok iş görüşmesine katıldığı halde, hâlâ heyecanlandığını fark etti. Her görüşmenin yeni tecrübeler kazandırdığını düşününce, bu heyecandan memnuniyet duydu ve heyecanını bastırmaya çalışmaktan vazgeçti.

 

Berna kapıda belirdiğinde uğultular bıçak gibi kesildi, yuvarlak masanın çevresinde oturmakta olan beş kişi vardı, “Günaydın” dedi Berna, “Günaydın” cevabı üç dört saniye gecikmeli geldi. “Biraz geç anlıyorlar herhalde” diye düşünerek ilerlemeye başladı Berna; elindeki bastonuyla önce duvar kenarını sonra da masa ve sandalyenin ahşap ayaklarını yoklayarak oturması gereken yeri buldu, bastonunu katlayarak yanındaki sehpaya bıraktı. Son beş yıldır hiç görmüyordu Berna, ilk gençlik yıllarından beri hayalini kurduğu bu uluslararası şirketteki kariyer hedeflerinde değişiklik yapma gereği duymamıştı. İstikrarla büyüyen bu şirket, yönetici kadroları için ülke genelinde çok sayıda alım yapacaktı, bu nedenle kariyerinin henüz başındaki genç yönetici adayları için büyük bir fırsat ve şans olarak yorumlanıyordu bu durum.

 

Kısa bir süre sonra, kendini insan kaynakları müdürü olarak tanıtan kişi, toplantının amacını ve içeriğini anlatan beş dakikalık bir sunum yaptı. Masadaki altı kişi bir ekip olacak ve bir örnek gündem üzerinden görüşme yaparak en doğru kararı almaya çalışacaktı. Adına “role play” dedikleri bu uygulamada, şirketin yeni bir ofise ihtiyaç duyduğu, bu ofisin nerede ve ne büyüklükte kurulacağı tartışılacaktı; ihtiyaçlar, maliyetler vb. analiz edilecekti; bu toplantı boyunca yönetici adayları gözlemlenecek; kişilerin karar alma ve ikna etme becerileri, problem çözme, yaratıcı alternatifler üretme, sosyal iletişim ve ekip çalışmasına yatkınlık gibi becerileri ölçülecek; kimin hangi pozisyonda ne kadar verimli olup olamayacağı değerlendirilecekti.

Toplantı başladığında, sözü alan orta yaşlı adam, son derece gür ve berrak sesiyle ve özgüvenli tavırlarıyla toplantının doğal lideri olmuştu bile. Önündeki kâğıttan bir veriyi okuduktan sonra tek tek herkesin fikrini soruyordu, soru sorduğu kişinin yüzüne bakarak soruyu kime yönelttiğini belli etmiş oluyordu ancak Berna kendisine soru sorulduğunda, kendi yüzüne bakılmakta olduğunu görmediğinden sorulara sürekli geç cevap veriyordu, toplantının akışı sürekli kesintiye uğruyordu; gruptaki diğer kişiler de Berna’nın fikrini ya da onayını almak istediklerinde onun yüzüne bakıyor ancak bir tepki alamayınca bu durumu es geçiyorlardı. Defalarca tekrarlanmasına rağmen bu sorunu çözmek kimsenin aklına gelmiyordu, yine kendisine yöneltilen bir soru karşısında sessizce durmakta olan Berna’ya, “Evet siz, buyurun siz, size soruyorum” deyip duran kişiye ve tüm gruba şu çözümü önerdi Berna: “Benim ismim Berna, bana bir şey sorduğunuzda hemen öncesinde ismimi söylerseniz daha az yorulursunuz.” Her biri belli bir kültürel düzeyde ve en az yüksek lisans sahibi olan bu sözüm ona eğitimli insanların bu kadar basit bir çözümü bulmaktan aciz olmaları şaşırtıyordu Berna’yı… Ekip bildiği tüm yabancı kelimeleri kısıtlı bir sürede, anlamlı bir cümle içinde kullanma yarışmasındaymış gibi duymadan dinlemeden sürekli konuşurken, Berna da oturduğu yerde bunları düşünüp durdu.

 

Nihayet toplantı bittiğinde herkes ayaklandı ve birbirine “İyi günler, memnun oldum” gibi ayrılma cümleleri kurmaya başladı, Berna’da ayağa kalkmıştı, Berna’yla vedalaşanlar, daha bir yüksek sesle ve tane tane konuşmaya çalışıyorlardı, Berna anlama güçlüğü olmadığını söylemek istedi ama vazgeçti, kulağının dibinde “Memnun oldum Berna Hanım” diye bağıran kişiye sakin olmasını söyleyecekti ki, o arada bir başkası, Berna’nın masanın kenarındaki elini, iki eliyle birden kavrayıp tokalaşma çabasına girmişti.

 

Berna salonda yalnız kaldığında, daha kötü bir iş görüşmesi olamazdı diye düşündü. Sonuç belliydi. Hiç geciktirmeden sonuçlar kişilere bildirildi, Berna hiç birini işe almadı.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş