Toplam Okunma 0

Merhaba, bu sayıda cevaplarını vermek üzere, geçen ay hazırlamış olduğum bulmacayı çözmekte zorlandığımı itiraf ederek başlamak istiyorum. Kendi hazırladığı bulmacayı çözemeyen bir kişi olmamak için, tüm gayretimle bir yöntem oluşturdum, umduğumdan çok farklı bir yol izleyerek, öncelikle bulmacayı bölüm bölüm ele almaya ve bunu yaparken de dil felsefesinin analizlere imkân veren mantıkçı pozitivizmini takip etmeye karar verdim.

Hazırsak başlayalım.

Kadın hakları, engelli hakları, çocuk hakları, hayvan hakları, işçi hakları…

Bu ifadeler, ilk bakışta saçmalık gibi görünüyor bana; tarif edemediğim bir anlamsızlık hissi uyandırıyor, ifadelerde bir sorun var ama nasıl anlatmalı bu tuhaflığı?

Elimizdeki ifadeler kümesinde, hak kavramını devreden çıkarıp, yan yana sıraladığımızda, şöyle bir dizi elde ediyoruz: kadın, engelli, çocuk, hayvan, işçi…

Bu elemanların ortak özellikleri, zarara uğratılma olasılıklarının yüksek olması, yani korunmaya ihtiyaç duymaları. Kadın erkekten, engelli engelsizden, çocuk yetişkinden, işçi patrondan güçlü olsaydı bu kavramlar olmazdı, o halde sadeleştirme yaparsak hepsini “güçsüz hakları” ifadesine indirgeyebiliriz.

Bu ifadeler varlığını sürdürdüğü ve bizler de bu ifadeleri kullandığımız sürece, sayılan elemanların güçsüz olduğunu, bir alt metin düzeyinde de olsa tasdik etmiş oluyoruz, peki bu ifadeler var diye ve biz de bu ifadeleri kullanıyoruz diye mi güçsüzlük? Hayır, iki sayısı, sayma sayıları kümesinde yer aldığı için mi ikidir? Sayma sayısı olduğu için mi sayma sayıları kümesindedir? Sayma sayıları kümesinde yer aldığı için mi sayma sayısıdır? İki olduğu için mi sayma sayıları kümesindedir? İki nedir?

Bu çözümleme formülünü, her eleman için uygulayabiliriz, kadın nedir? Kadın olduğu için mi hakları vardır? Güçsüz olduğu için mi “kadın hakları” diye bir şey vardır? Maalesef evet güçsüz olduğu için, kulağa hoş gelmediğini biliyorum ama güçsüzlük suç mudur? Bilmiyorum, gücün ya da güçsüzlüğün kaynağı üzerinde bir başka zaman kesinlikle durmak gerekiyor. Şimdilik güçsüzlük güçsüzlüktür, kadın kadındır, iki de sadece ikidir.

Kadın hakları diye bir şey olduğu için değil ama kadın hakları diye bir şey var olduğu sürece, kadın güçsüz demektir, engelli de, çocuk da, hayvan da, işçi de…

Erkek hakları diye bir kalıbın olmamasının sebebi, böyle bir kavrama gerek duyulmamasıdır, elbette hakları vardır, ama hakları “erkek hakları” adı altında anılmamaktadır; o halde “kadın hakları” dediğimiz kavram çiftini ortadan kaldırarak, ilgili metinlerden bu ifadeleri çıkararak ve bu kapsamdaki uygulamaları iptal ederek, bu eşitsizliği ortadan kaldıracağımızı düşünmek, zihinsel bir yanılgıdır. Çünkü bu ifadelerin varlığı eşitsizliğin sebebi değil, sonucu ve bir göstergesidir, zira bugün hava sıcaklığı otuz derece olduğu için termometrelerimiz otuz dereceyi göstermektedir, ortamın sıcaklığını düşürmeye çalışmak yerine termometreye kinlenmek yersizdir.

Öte yandan bu kavramlara sahip ya da ait olarak, simgeleştirerek, simgelerin de eşitsizliği vurgularken, eşitsizliği yeniden üretmesine sebep oluyoruz. Bu kavramlar ve buna bağlı uygulamalar, birer utanç tablosu olarak, bize işlerin hiç de iyi gitmediğini gösteren işaretler olarak varlığını sürdürüyor…

Burada dikkatli ve mesafeli olmamız gereken şey, hakları vurguluyor gibi duran bu ifadelerin aynı zamanda eşitsizliği de vurguluyor ve yine eşitsizliği de yeniden üretiyor olmasıdır. O halde amaç, adı geçen elemanların da hakları olduğu konusunda, ayrıca belirtmeye gerek kalmayacak biçimde eşitliğin sağlanması olmalıdır.

İkinci bölümü çözümlerken işim biraz daha zor olabilir, çünkü bu bölümde ortaya koyduğum iddialarla çelişmemem gerekiyor ve bu da beni biraz sınırlandıracak, yine de deneyeceğim, işin sonunda nereye varacağımı hiç bilmiyorum, bu da beni heyecanlandırıyor;

Beraber görmek dileğiyle…

 


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.