Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Adamına Göre

Yazar: Gülcan Altun

Toplam okunma: 1298

güleycane@hotmail.com

 

Benim çocukluğumda iki binli yıllar hele hele iki bin yılı özlemle beklenirdi. O gün sanki çok farklı şeyler olacakmış gibi gözlerde büyütülürdü. Özellikle biz çocukların gözlerinde. İki bin yılında kaç yaşında olacağımızı bile hesaplardık. Susanna Tamarro'nun bir dönem hayli popüler olan ve çok okunan kitabı Yüreğinin Götürdüğü Yere Git de bile buna dair bir bölüm vardı. Anneannesi torununa yazdığı notlardan birinde 2000 yılının 1 Ocak sabahı her şeyin aynı olacağını, güneşin gene doğacağını, kuşların aynı şekilde öteceğini yazıyordu. Oysa biz düşlerimizde uzaya gidecektik o yıllarda. Yıl 2016 oldu. 2000 yılından bu yana tam 16 sene geçti. Her şey hala aynı. Uzaya uzay mekiği ile ziyaretler başlamadı henüz. Astronotların araştırma ve keşif gezilerini tabii ki hariç tutuyorum Bunlar 2000 yılı öncesinde de olan şeylerdi zaten.

Değişen hiç mi bir şey yok peki hayatta. Elbette var. Mesela EEEH Dergi artık iki yaşında. Her yıl büyüyen canlılar gibi o da büyüyor. Dünyaya yeni nefesler ekleniyor ve artık ömrünü doldurmuş gibileri aramızdan ayrılıyor ne yazık ki. Gitmediğimiz ya da gidemediğimiz yerleri ziyaretlerimiz, dolayısıyla anılarımız yığılıyor. Deneyimlerimiz artıyor her geçen günle birlikte.

Ama değişmeyenler de var. Mesela engellilere bakış açısı. Erişilebilirlikteki tıkanıklıklar. Kendini geliştirip toplumun içinde yer alan onca engelliye rağmen düşünce tarzını bir arpa boyu yol aldırmayan insanlar.

2008 yılı Eylül ayında devletin engellilere sağladığı ÖTV'siz araç alımı imkânından faydalanıp bir araç almak için yakındaki bir bayiye gittik. Arabayı gördük. Anlaşmayı yaptık. Elimdeki paranın üstüne bir miktar kredi çekmem gerekiyordu ve o zaman o otomotiv firmasının anlaşmalı bankası INGBank oldukça avantajlı sunduğu faiz imkânıyla kredi veriyordu. Başvuruyu yaptık. Başvurum reddedildi. Anlam veremedik ve Vakıfbank'a müracaat ettik. Sıkıntısız bir şekilde kredimi de arabamı da aldım. Ama kafama takıldı, INGBank'ın genel müdürlüğüne mail yoluyla sordum. "Görme engelliler araçlarını kendileri kullanmadıkları için banka uygulaması gereği görmeyenlere kredi vermediklerini" bildirdiler. Düşünebiliyor musunuz? Senin derdin verdiğin kredinin ödenebilirliği, ben memurum ve ödeyebilecek durumdayım. Zira Vakıfbank krediyi verdi, arabayı ipotek etti ve 36 ay ben kredimi ödedikten sonra ipotek kalktı.

ÖTV'siz alınan araçlar birçoğunuzun bildiği gibi beş yıl süreyle satılamıyor ya da ÖTV'si ödenerek satılabiliyor demek daha doğru. Her neyse konumuz bu değil. 2015 yılında bu aracımı sattım ve yeni bir araç almak için hemen hemen tüm firmaları araştırdım. Bilirsiniz, yılsonlarında otomobil firmalarının birçok indirim ve faizsiz kredi kampanyaları olur. Ben de bu sefer faizsiz kredi ile aracımı almak istedim ve kafama uyan ve bu şekilde kredi sunan şirketleri araştırdım daha çok.

Bunlardan benim daha çok düşündüğüm Toyota ile başladım telefon görüşmelerine. 2014'de de bir ara arabamı değiştirmek için küçük çaplı bir araştırma yapmış, Toyota ile görüşmüş ve Toyota'nın yetkili satış temsilcisinden ÖTV'siz alınan araçlar için kredi verilmediğini öğrenmiştim. Hatta aynı uygulama Hyundai'de de vardı gene görüşmem sonunda öğrendiğime göre. Ben de bunun genel bir uygulama olduğunu düşünüp la havle çekip o ara ekonomik durumumu zorlamak istemediğimden arabamı değiştirmekten vazgeçmiştim.

2015'de araştırmalarımda yukarıda söylediğim gibi ilk Toyota'yı aradım. Satış temsilcisine faizsiz kredi almak istediğimi ve ÖTV'siz araç alıp alamayacağımı sordum. O da bana alabileceğimi söyledi. Ben geçen yılki görüşmemde aksinin söylendiğini belirttim, o da bana "olur mu öyle saçma şey" dedi. Bence de öyle saçma şey olmazdı ama olduruyorlardı işte.

Derken ben arabamı sattım. Peşin paramı hazırladım. Temsilciyi gene aradım. Kredi yetkilisine sordu ve "çok özür dilerim, ÖTV'siz alınan araçlara faizsiz kredi veremiyormuşuz" dedi. Kalakaldım. Arabamı da satmış ve tabiri caizse ortada kalmıştım. Birçoğunuzun bildiği gibi ben hem görme hem de ortopedik engelli biriyim ve araba benim için elzem.

Bunun üzerine aynı markayı satan diğer bir bayiyi aradım. Aynı yanıtı aldım. Satış temsilcisi dalga geçer gibi "ama faizli kredi alabilirsiniz" diyordu. E niye? Faizsizini niye alamıyorum? Çünkü aracı zaten ÖTV'siz alıyormuşum. Size ne? Kendilerince bir arabada iki kıyak olmaz diye düşünüyorlar herhâlde. İyi de ÖTV'siz araç almak firmanın kıyağı değil ki! Devletin araçsız olamayacak daha önemlisi erişilebilirlik adına hiçbir düzenleme yapmamasının, sokaklarda yürütemediği, kaygı ve sıkıntı duymadan dışarı çıkaramadığı insanlara bir nevi verdiği rüşvet.

Bunun üzerine faizsiz kredi veren bir başka firmayı, son dönemlerde reklamlarını sıkça gördüğümüz Egea için FİAT bayisini aradım. Kredi yetkilisini aradı satış temsilcisi ve hemen kredi işlemlerim başlatıldı. Niye Fiat ikiletmezken, Toyota kıllık yapıyordu? Deme ki keyfi bir şeyler vardı. Sinir oldum. Toyota'nın finans kuruluşunun mail adresini alıp bir yazı döşendim. Hırsımı alamadım. Faizsiz kredi imkânı sunan diğer bir markayı, yani Skoda bayiini aradım. Faizsiz krediyi ÖTV'siz araçlara verip vermediklerini sordum. Görüştüğüm temsilci, "veriyoruz" dedi. "Bakın" dedim, "Toyota'da aynı şeyi söyledi, sonra yan çizdi, emin misiniz?" Kadın kendinden emin, "Evet! Eminim" dedi. Mutlu oldum. Olması gereken şeylere, bir kazanımmış gibi sevindiriyorlar resmen insanları. Neyse Skoda bir takım gerekçelerle bütçemin üstündeydi ve elimde sadece Fiat kalmıştı. Çünkü faizsiz kredi imkânını sunan Hyundai de bir kere daha yaptığım görüşmede kredi vermediğini söylemişti.

Toyota'nın finans kuruluşu ALJFinans mailimi alır almaz benim adını verdiğim bayiyi aramış. Kredi yetkilisi beni verdiğim cep telefonumdan aradı. "Bir yanlış anlaşılma olduğunu, böyle bir şeyin olamayacağını, faizsiz kredi tabii ki alabileceğimi, ancak faizsiz kredi ile birlikte herkese uygulandığı üzere indirim imkânından faydalanamayacağımı, dolayısıyla aynı hesaba geldiğini" vs söyledi. ALJFinans'ın genel müdürlüğünden başka bir yetkili gene ayrı bir zamanda aradı ve bir yanlış anlaşılma olduğunu söyledi. Anlaşılan benden önce kimse bu konuda ısrarcı olmamıştı ve hiç böyle bir şey yaşanmadığından geçiştiriliyordu. Hatta kredi yetkilisi ile yaptığım görüşmede, "Fiat ve Skoda verirken Toyota'nın neden böyle saçma bir uygulamasının olduğunu sordum ve Skoda satış temsilcisi ile yaptığım görüşmede Toyota'nın yan çizdiği gibi yan çizip çizmeyeceklerini sorduğumu ekledim. Telefonda görüştüm bey, bir müşterimizde böyle bir intiba bırakmamız çok kötü dedi ve ben müşterilerini önemsedikleri için mutlu oldum.

Zira aynı görüşmeleri 2016 Ocak ayı başlarında düzenlediği faizsiz kredi kampanyası için Hyundai ile de yaptım. Önce satış temsilcisi ile görüştüm. Biliyordum faizsiz kredi vermediklerini ama gene de sordum. Kredi yetkilisi ile bizzat görüşmek istediğimi söyledim ve görüştüm. Telefondaki hanımın bana söyleyebilecek hiçbir şeyi yoktu ama o yetkili biri de değildi. Bağlı olduğu yetkilisine sorup bana döneceğini söyledi ve öyle de yaptı.

Bana söylediği gerekçe neydi biliyor musunuz? "Engelim yüzde doksan üstü olduğu için faizsiz kredi verilemiyormuş" Nasıl yani? Görüştüğüm kimileri ya da kredi yetkililerinin kendileri ÖTV'siz araçlara ipotek konulmamasını gerekçe gösteriyorlar. Ancak öyle bir şey yok. Zira ilk aracımı alırken kredi çektim ve aracım ipoteklendi. Ayrıca faizsiz kredi verdiğini söylüyor bazı firmalar ama faizsiz kredi de sorun çıkartıyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Bir diğer nokta ise yüzde doksan altında ve yüzde kırkın üzerinde olup da özel donanımlı ya da raporuna göre donanımsız araç alan kimselerin aracı da ÖTV'siz alınıyor. Yani ipotek konulamaz idiyse onlara da konulamaz. Ancak dediğim gibi öyle bir şey yok. Hatta geçen gün icra müdürlüğü yapan bir arkadaşım, "bir engelli aracının hacizde olduğunu ve satışa çıkardıklarını" söyledi telefonda. Üstelik kimi firmalar veriyor kimileri vermiyor. Demek ki firmaların keyfi bir uygulaması bu.

Aynı şekilde Hyundai'nin finans şirketinin de mail adresini aldım ve Toyota'nınkine benzer bir maili onlara da attım. Toyota'nın aksine ne arayan var ne de soran. Bunun üzerine BİMER ve BDDK'ya şikâyet edeceğim dedim kendime ilgili finans şirketini ayrımcılığından ötürü. Ettim de. BDDK'ya güvenlik kodu engelini gören bir kişinin yardımıyla aşıp ve cebelleşe cebelleşe yazı alanlarını doldurarak şikâyetimi ilettim. Bakalım sonuç ne olacak? BİMER’e de şikâyetimi iletirken aynı güvenlik kodu engeline takıldım ve yardımla aştım. Devletin şikâyet sistemleri bile erişilebilir değilse ötesi ne bilmiyorum.

Yani sonuç, ayrımcılıkta değişen hiçbir şey yok. İki binden önce de sonra da. Hatta iki binli yılların ilk çeyreğini geride bırakmaya az kalan 2016'da bile.

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş