Müjgan Bilgen Özen Hakkında

Müjgan Bilgen Özen Tarafından Yazılan Yazılar


Değerli okuyucular, herkese merhabalar; yazıma kısa süre önce bir duruşmada yaşadığım anımı sizlerle paylaşarak başlamak istiyorum.
Ağır ceza mahkemesinin başkanı, duruşma anında suç nedeniyle mağdurun ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan istenen raporun dosyaya geldiğini söyledi. Sonra da sanık vekillerine ve bana dönerek:


Merhaba değerli okuyucular; Ahh! Bir bilseniz başıma gelenleri… Ahh! Bir bilseniz yaşadıklarımı… Görmemek yetmiyormuş gibi; bir de kulağım duymadı. Hem de öylesine, ansızın; pisipisine bir nedenle oldu bu… İnanın anlatacaklarımın hepsi ders çıkarılacak, gerçek bir hikâye. Size yaşadıklarımın hepsini bir bir anlatacağım. Ama söze nereden, nasıl başlayacağımı da bir bilsem. Hani bir önceki sayıda Eylem Yurtsever arkadaşımız hem görmemenin hem de duymamanın nasıl bir zorluk olduğunu yazısında bizlerle paylaşmıştı ya; vallahi makalesinde yaşadıklarını az bile anlatmış.


Değerli okuyucular hepinize merhabalar,

Bu yazımda sizlerle bir çocuk yürekte nasıl büyürmüş? Engelli olan bireylerin yüreğinde çocuk büyüyebilir miymiş? Bunları incelemeye ve tartışmalarınıza açmaya çalışacağım. Fakat şimdiden sesinizi duyar gibi oluyorum.


Eski Yunan’lı bilgin Aristoteles, duyuları görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma olmak üzere beşe sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma bugün de vardır. Ancak; dokunma duyusunun, duygusunun bugün eskiden sanıldığı kadar basit olmadığı anlaşılmıştır.

Birbirinden çok farklı anlamları, çeşitleri olan dokunma duyusu oldukça zengin bir anlatı özelliğine sahip olan Türkçemizde de çok farklı anlamlarda, tanımlamalarda kullanılmaktadır. Fakat ben burada dokunma eyleminin sadece gerçek, asıl anlamından ve istem dışı, kötü dokunma çeşidinden söz etmek istiyorum.