Toplam Okunma 0

Merhaba Değerli Okurlar,

Bu ayki yazımda size projenin ikinci ayağı olan Harita/Kroki Atölyeleri’nden bahsedeceğimi söylemiştim geçen ay yazdığım yazıda. Bu yazıyı, Altı Nokta Körler Vakfı’nda atölye koordinatörü olarak görev yapan çalışma arkadaşım Elifnur Aybaş ile birlikte kaleme aldık. Sizlere uzun uzun Harita/Kroki Atölyeleri’ni anlatmak yerine, projede aktif görev alan ve ciddi emek veren proje ekibinin yorumlarını sizlere ulaştırmak istedik. Bu amaçla, proje koordinatörü Seçil Arıkan, proje grafikeri Alp Tekin Babaç ve proje asistanı Abdullah Samet Karaoğlu ile görüşmeler yaptık ve onlara sorular yönelttik. Ayrıca, Harita/Kroki Atölyeleri’ne katılan Çiğdem Yokmaç’ın bir katılımcı olarak atölye çalışmasını değerlendirmesini istedik.

 

Seçil Arıkan (proje koordinatörü)

Altı Nokta Körler Vakfı Genel Müdürü ve proje koordinatörü Seçil Arıkan ile bir söyleşi yaptık. Kendisi, yaptığımız söyleşi boyunca vakıf bünyesinde dokunsal çizim teknolojilerinden yararlanma becerilerini yıllar içinde nasıl geliştirdiklerini anlattı. Aslında bu proje öncesinde dokunma duyusunu hedef alan çeşitli başka projeler de hazırlamışlar, farklı yaş gruplarını ve farklı ihtiyaçları hedef alan her bir proje bir taraftan birbirini de beslemiş.

 

Yazı dizimizin başında Dokunsal Materyal Atölyesi/Kütüphanesi Projesi’nin üç ayağı olduğundan bahsetmiştik. Bu sayıda Harita Atölyesi’nden söz etmek istiyoruz biraz. Bize dokunsal harita fikrinin nereden çıktığını anlatabilir misiniz?

2014 yılında İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi'nde görme engelli teknolojileri kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen Akıllı Rehabilitasyon Merkezi Projesi’ni hayata geçirdiğimizde, farklı teknolojilerin yanı sıra dokunsal çizimler elde edebileceğimiz teknolojiyi de kullanmaya başladık. İlk uygulamamız Rehabilitasyon Merkezi’nde bağımsız hareket derslerinde çalışılan yerlerin basit krokilerini oluşturmaktı. Ancak 2016 yılında Dokunarak Öğreniyorum Projesi’ne kadar çok verimli olarak kullandığımız bir teknoloji olmadı açıkçası. Engelsiz Erişim Derneği Ve Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği ile sürdürdüğümüz Dokunarak Öğreniyorum Projesi ise, çok ufuk açıcıydı. Bu çalışmada dokunsal materyallerin ne kadar işe yaradığını, haritalar üzerinden olmasa da, tüm açıklığıyla gözlemlemek mümkün oldu. İstanbul Kalkınma Ajansı için proje yazma düşüncesi oluştuğunda, projenin farklı alanlarda dokunsal materyal üretmeyi hedeflemesinin faydalı olacağı konusunda, bu projede de ortağımız olan iki STK ile ortak bir fikir oluşturduk. Bu süreçte görme engelli bireylerin kendilerini mekan içerisinde konumlandırmalarıyla ilgili sıkıntılar da sıklıkla üzerine düşündüğümüz konulardı. Kamusal alanlarda bu sorunun daha da önemli olduğu kabulünden yola çıktık ve Harita/Kroki çalışmasıyla, temelde kişinin kendini bütünün içinde bir yere yerleştirebilmesi konusunda destek vermeyi hedefledik.

 

İhtiyaçları nasıl belirliyorsunuz?

Çıkış noktamız belliydi ama proje, kendi gereksinimlerini kendisi belirledi biraz. Yaptığımız harita/krokilerin, kullanıcıların gereksinimlerine uygun olması gerekiyordu. İlk yaptığımız, projedeki kullanımımıza uygun bir lejant sistemini oturtmaya çalışmak oldu. Hem bu konuda hem de ilk harita/krokilerde, İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi kursiyerleri ile çalıştık. Önce kendi bahçemizin harita/krokisini yaptık. Sonrasında da kursiyerlerin talepleri doğrultusunda Üsküdar, Sultanahmet vb. meydanları haritalandırdık. Kısacası, haritalar kişiye özel olmakla birlikte, süreçte aynı harita/krokiyi birden fazla kişiyle çalışarak daha çok kişinin algılayabileceği harita/krokiler dizayn etmeye başladığımız söylenebilir. Ardından üniversite öğrencileri için kampüslerin, kampüslere ulaşmak için kullandıkları metro, metrobüs gibi ulaşım ağlarının harita/krokileri gündeme geldi. Hedef kitlemizin ihtiyaçlarına göre yol aldık.

Harita/kroki çalışması yapılacak alanın büyüklüğü; alandaki binaların, yolların, trafiğin, kent mobilyalarının yoğunluğu gibi nedenlerle bir standart oluşturmak gerçekten güç. Bu güçlüğü de harita/krokinin tasarlanması aşamasında hem tasarımcının hem de tasarımcıya eşlik eden görme engelli bireyin, çalışılacak yerde yaptıkları ön çalışma ve dokunsal harita/kroki ortaya çıktıktan sonraki uygulamalarıyla aştık. Dokunsal harita/kroki yapmak gerçekten çok katmanlı bir çalışma.

 

Atölye çalışmasını nasıl kurguluyorsunuz, özellikle önemsediğiniz kriterler nelerdir?

Projenin yazımında ve ilk uygulamalarımızda atölyeler için harita/krokilendirilen yere gidip uygulama yapmak düşüncesi yoktu. Masa başı çalışması ve Vakfın bahçesinde uygulama yapılmasının yeterli olacağını düşünmüştük. Atölyelere başlayınca, kâğıt üzerinde harita çalışmanın yeterli olmadığını gördük ve atölyelere haritası çıkarılan alanda, dokunsal harita ile uygulama yapmayı da ekledik. İlk başlarda harita/krokiyi ve lejantı anlama sürecini bahçemizin haritası üzerinde çalışıp sonra asıl haritaya geçiyorduk. Sonlara doğru süreci, asıl harita/kroki üzerinde yoğunlaştırmaya başladık. Atölyelerin kurguları hem kişilerin gereksinimleri hem de bizim deneyimlerimizle olgunlaştı. Elbette atölye çalışmalarında kullanıcının her talebini karşılayabildiğimizi söylemek mümkün değil. Ama ilk başladığımız noktanın çok ilerisinde olduğumuzu söylemek mümkün.

Katılımcıdan temel beklentimiz ise; kişinin yaptığımız çalışmayı bir ihtiyaç olarak görmesi ve öğrenmeye açık olması. Bu kriter sağlandığında tüm ekip için öğretici ve ileriye taşıyan atölyeler ortaya çıkıyor.

En büyük “keşke” sözcüğüm ise, yaptığımız işi, daha fazla kişiye ulaştıramamış olmamız ve daha fazla talep oluşturamamış olmamızla ilgili. Bu nedenle proje tamamlandıktan sonra da kaynaklarımız elverdiğince bu alanda çalışmayı sürdürmeyi istiyoruz.

 

Alp Tekin Babaç proje grafikeri)

Haritaların tasarlanmasıyla ilgili olarak belki de en doğrudan sorumluluk alan proje üyesi. Kendisiyle haritalarla ilgili teknik açıdan biraz daha detaylı konuşabilme şansı bulduk. Ayrıca çoğunlukla görsellikle ilişkilendirilen mesleğini, bu sefer görmeyenleri hedef alan bir işte kullanmasının, onun için de kişisel olarak ilginç bir deneyim olabileceğini düşündük.

 

Daha önce hiç dokunsal haritalar üzerine bir mesleki deneyiminiz oldu mu? Dokunsal haritanın ne olduğunu kısaca anlatabilir misiniz?

Haritalar büyük oranda gören bireylere hitap eder. Dokunsal harita, görme engelli bireylerin de faydalanabileceği haritalardır. Ölçeği, ortalama parmak ucu kalınlığı olan bu haritalarda lejant önemli. Lejant olarak belirlenen şekillerin net, sade ve anlaşılır olması, haritadaki büyüklükleri korunarak yapılması gerekir.

 

Görmeyenler açısından dokunsal haritalar neye hizmet eder?

Görmeyenler için sesli tarif var zaten. Bu, çok sık rastladığım bir durum. Yol tarifi, bizi bütünden uzaklaştıran, sadece basit bir yol tarifidir. Yol tarifi, bizi haritaya, dolayısıyla mekânsal algıya ve neticesinde mekana yabancılaştırır. Görme engelli bireyin de etrafını bilme ve etrafını bütünsel olarak kavrama hakkı vardır. Dokunsal haritalar, tam olarak görme engellinin mekanı algılamasına, hatta yer-yön gibi kavramları geliştirmesine hizmet eder.

Ayrıca dokunsal hafızanın, işitsel hafızadan daha kullanışlı olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple, bu alanın geliştirilmesi gerektiğini ve pahalı malzemelerin evrensel tasarımlarla daha ucuz ve yaygın biçimde kullanılması için çaba gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Proje grafikeri olarak ilk defa dokunsal harita sistemleri üzerinde çalıştınız. Sizce, dokunsal haritaların görsel krokilerden ayrılan kendine özgü yanları nelerdir?

Parmak ölçeği ve lejant dışında kağıt boyutu önemli bir yer tutmaktadır. Braille alfabesinin 24 punto oluşu, harita gibi sembolik ifade ve kısaltmaların sık kullanıldığı bir alanda büyük ebatlarda kağıtlarla çalışmayı zorunlu kılıyor. Tabii bunda, dokunsal haritanın basıldığı cihazların mürekkeplere sertlik ve yumuşaklık hissi vermemesi de etkili. Üç boyutlu yazıcı ile bu fark sağlanabilse de, oldukça pahalı.

Bir diğer özgün yanı, bu haritalar için evrensel lejantlar ya da semboller bulunmamaktadır. Belki de bu işaret biçimleri oluşturulduktan sonra, dokunsal haritalar işlev kazanacaktır. Bu da uluslararası çalıştaylar neticesinde oluşabilir sanıyorum.

Önemli özgün yanlarından biri, okuma yönünün olması. Yani görsel haritalar, kuzeye doğrudur. Dokunsal haritalar da kuzeye doğrudur ayrıca içinde okuma yönünü belirten işaret vardır.

 

Çalışma alanınızla da ilgili olarak, grafik tasarım denince akla daha çok görsel ögeler geliyor. Görmeyenler için görsel tasarımlar oluşturmak sizce nasıl bir iş deneyimi oldu?

Benim için çok öğretici bir deneyim oldu. Ben, dokunsal haritaların mutlaka görme engellilerin olduğu ekipler tarafından çalışılıp ortak bir şekilde çıkarılmasının temel esas olduğunu düşünmekteyim. Yani, görme engelli olmadan çıkarılan dokunsal harita işlevsel olmaz. İşlevsel olmayan harita ise, harita olmaz.

Tasarım açısından estetiğini yapmanın neredeyse sıfıra indiği, işlevsel öğenin maksimuma çıktığı bir deneyimdi. Ürün satma kaygısıyla gerçekten veya işlevinden uzaklaştırılmış nesnenin işlevsel yönünü hatırlatması açısından önemliydi. Bu yanıyla dokunsal harita üretiminin tüm tasarım derslerinde ve okullarında mutlaka gösterilmesi gereken bir ders niteliği taşıdığını düşünmekteyim.

En önemlisi de, üretime yabancılaşmanın ilacı diyebilirim. Çünkü pek az grafiker, tasarladığı çıktının işe yarayıp yaramadığını test etme imkanına sahiptir. Ben, burada üretilen haritanın çalışıp çalışmadığını deneyimledim.

Sonuçta, dokunsal harita ihtiyacı, görme engelli açısından uzun süre var olacak. O yüzden, bu deneyimlerin arttırılması, asla boş bir yatırım değildir.

Beraber emek verdiğimiz herkesin eline koluna sağlık.

 

Çiğdem Yokmaç (katılımcı)

Teorik ve uygulamalı olmak üzere iki aşamalı olarak kurgulanan harita çalışması katılımcılarından biriydi.

 

Dokunsal Harita Atölyesi’ne gelirken beklentiniz neydi ve atölye sonrasında düşündükleriniz ile beklentileriniz arasındaki farklar ne oldu?

Dokunsal harita atölyesine gelirken açıkçası bir beklentiyle gelmedim. Sadece, beni bu projeye çağıran kişilerin kaliteli olabilecek bir projeden bahsettiklerini anladım. Beklentilerim ile deneyimlerimi karşılaştırdığımda, hayal kırıklığına uğramadığımı, haritaları çok seven biri olarak heyecan ve merak duyduğumu söyleyebilirim.

 

Haritayı, masa üzerinde çalışmakla, uygulamalı çalışmak arasında fark var mı, varsa nelerdir?

Haritayı masa üzerinde çalışmakla, uygulamalı çalışmak arasında fark vardır. Çünkü uygulamalı öğrenim; hem kalıcı ve hızlı öğrenmemi hem de tatmin olmamı sağladı.

 

Dokunsal Harita Atölyeleri’nin sürekliliğinin sağlanması ve verimliliğinin arttırılmasıyla ilgili neler söylersiniz?

Dokunsal Harita Atölyeleri’nin sürekliliğinin sağlanması ve verimliliğinin arttırılmasıyla ilgili, süreklilik önemli diyebilirim sanırım. Çünkü ilk olarak harita okumanın; bir iki günde öğrenilecek, sevilecek bir şey olmadığını düşünüyorum. İkincisi de, bu haritaları kullanan görme engelli bireylerin; haritaların görmeyenlerin hayatlarını daha çok kolaylaştırdığını, görmeyen bireyleri bağımsızlaştırdığını ve bunun sonucu olarak kendilerini mutlu hissettiklerini görmeye de zamanları olmalı. Bu da süreklilik ile çözülebilir.

 

Abdullah Samet Karaoğlu (proje asistanı)

Hem haritaların hazırlanmasına hem de harita çalışmalarına doğrudan şahit oldu. Kendisinden katılımcılarla ilgili bilgi ve gözlem paylaşımlarını dinlemek istedik.

 

Katılımcı profili ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Harita/Kroki Atölyeleri’nin İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi kursiyerleri ile yaptığı çalışmaları inceleyecek olursak , burada 18 yaştan 60 yaşına kadar birçok kursiyer ile çalışma imkanı bulduk. Bu kişilerin eğitim durumlarına baktığımızda lisans mezunu çok az kişi ile çalıştık. Genel olarak ortaokul veya lise mezunlarının ağırlıkta olduğu bir gruptu. Harita/Kroki Atölyeleri’ne dışarıdan katılanları incelediğimizde ise, genel olarak 16-30 yaş arası çoğunlukla gençlerden oluşan gruplarla çalıştık. Yine bu grubun lisans mezunu ve aktif olarak çalışan veya halihazırda üniversite öğrencilerinden oluştuğunu söyleyebiliriz.

 

Genel olarak haritaların nasıl tepkiler aldığını düşünüyorsunuz?

Atölye katılımcılarının yaklaşık %90'ı ilk defa bir harita ile tanıştılar bu proje sayesinde. Bu yüzden katılımcıların, bu çalışmayı başka bir çalışma ile kıyaslama şansları pek mümkün değildi. Genel olarak katılımcılar, atölyenin teorik kısmında biraz zorlandıklarını belirtseler de uygulama kısmına geçildiğinde haritanın zihinlerinde canlandığını belirttiler. Bu zamana kadar Atölyeye katılanların büyük çoğunluğu yapılan çalışmalardan büyük memnuniyet duydular. Bir kısmı da haritaların daha da gelişmesi ve imkanı varsa teknoloji ile buluşturulmasını talep ettiler. Katılımcılar, yapılan çalışmaların bağımsız hareket becerilerine katkı sağladığını belirttiler, daha da önemlisi harita okuryazarlığı ve zihin haritası oluşturma gibi becerileri geliştirmesi açısından yapılan çalışmayı başarılı buldular. 


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.