Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Hamilelik Testleri Neden Erişilebilir Değil?

Yazar: Elif Emir Öksüz

Toplam okunma: 1577

elifemiroksuz@gmail.com

Sayı 37, Mart 2017

 

Merhaba Dostlar,

Bu yazıyı size bulutların üstünden yazıyorum. Çok mutlu olduğumdan değil bulutların üzerinde oluşum, dört saatlik bitmek tükenmek bilmeyen bir uçak yolculuğunu verimli hale getirme çabalarımdan kaynaklanıyor. Bir konferans için beş gündür San Francisco’daydım. Bu şehir bence İstanbul’a çok benziyor. Bu yüzden midir bilmiyorum ama pek bir kanım kaynıyor. İki kıyıyı bağlayan iki güzel köprü, bir sürü gezilecek yer, adalar, feribot yolculuğu, 72 milletten insan, deniz havası, yokuşlu kalabalık sokaklar, her şeyin daha pahalı oluşu, idrar kokan metro asansörü ve şehri bilmediğini anlayınca yolu uzatan taksiciler… Bana her şeyi İstanbul’u hatırlatıyor.

 

Şehrin koşuşturması ve konferansın yoğunluğu arasında bu ay ne yazsam diye düşündüm durdum ve sonunda bir erişilebilirlik problemini gündeme getirmeye karar verdim. Bu güne kadar pek çok şeyin erişilebilirliğinden bahsettik; kitaplar, filmler, çizgi romanlar, sokaklar, otobüsler, telefonlar, bilgisayarlar, oyunlar, bankamatikler, internet siteleri ve daha neler neler. Bir konu var ki henüz rastlamadım konuşulduğuna. Bin kulağım bin gözüm yok elbette, belki de ben kaçırmışımdır, ama eğer konuşulduysa bile bana gelmemiş.

 

Konumuz “kendin pişir kendin ye” hamilelik testleri, yani şu evde yapılan beş dakikalık testler.  Sanmıyorum ki testin sonucunu beklerken heyecanlanmasın insan. Bebek sahibi olmak isteyenler tatlı bir heyecanla, istemeyenler de korkuyla beklerler testin sonucunu. İdrarın içine batırılan çubuğun üzerinde beliren minicik bir çizgi söyler sorunun cevabını.

 

Her zaman her yerde alışık olduğumuz üzere bu testler de görme engelliler için erişilebilir değil elbette. Öyle ya, görme engellinin bir cinsiyeti var mıydı ki bir de hamile kalabilsin? Hadi kaldı diyelim, şart mı canım kendi kendine test yapması, gitsin bir doktora öğrensin.

 

Madem doktora gidip öğrenmek mümkün hamileliği, neden var peki bu testler? Çünkü ucuzlar, pratikler ve belki de en önemlisi gizliler. Türkiye’de değil ama mesela Amerika’da sağlık sigortası büyük olay. Gerçekten bir test yaptırmaya parası olmayabilir sigortası olmayan bir insanın. Testin yapılacağı yere ulaşmak, köşe başındaki eczaneye ya da markete gitmek kadar kolay olmayabilir. Kaldı ki hamilelik istendiğinde hemen bir defada gerçekleşen bir şey değil. Bazen aylar boyunca art arda test yapmak gerekebilir. Her seferinde işten izin alıp hastane köşelerinde sıra beklemek işkenceye dönüşebilir. Görmeyen bir kadın, hamileliğini ilk önce kendi öğrenmek ve belki de yeri geldiğinde gizli tutmak isteyebilir. Görmeyen bir çift bebek sahibi olup olmayacaklarını ilk önce kendileri bilmek isteyebilir.

 

Eğer gören kadınlar bu hakka ve özgürlüğe sahipse, hamilelik testlerinin görmeyen kadınlar için erişilebilir olmaması bir eşitlik sorunudur. Bence bu sorunun temelinde görmeyen insanların ve diğer engelli bireylerin cinsiyetten, cinsellikten ve sıradan bir yaşamdan yoksun, yalnızca engelden ibaret bir varlık olduğu görüşü yatıyor. Zaten biraz geriye giderseniz, engellilerin zorla kısırlaştırıldıkları uygulamalara rastlamanız hiç de zor değil. Hatta biz pek çok şeyi geriden takip ettiğimiz için, engellilerin kısırlaştırılması tartışmasını iki binli yıllarda yaptık maalesef.

 

Engellilerin üremesi, çevreleri ve toplum üzerinde bir yük olarak görülüyor. Bunun da iki temel nedeni var. Birincisi engelli bireylerin çocuk bakma ve yetiştirme potansiyellerinin kısıtlı olduğuna dair yanlış inanç; ikincisi de bazı engellerin kalıtsal olabileceği ve diğer insanlara yük olacak dünyaya başka bir engelli varlık daha getirileceği korkusu. Bu yanlış inançlar dolayısıyla engellilerin üremesi gibi konular yalnızca kısıtlama başlığı altında ele alınabilecek konular olup çıkıyor. Ana akım cinsel sağlık eğitimlerinde, tıp fakültelerinde, psikoloji bölümlerinde engellilerin cinsel sağlığı, yaşamı konuşulmuyor, öğretilmiyor. Heteronormatif söylemlere temellenmiş bu eğitimlere hasbelkader erişimi olan engelliler, kendilerinin istenmeyen bir öteki olduğu mesajını alıp kendi cinselliklerinden de uzak yetişiyorlar. Rehabilitasyon danışmanı ya da psikoloğu denen, yalnızca engellilerle çalışmak için yıllarca eğitim almış meslek elemanlarının bile çoğu, cinsellik konusunu açmaya tedirgin olduğunu belirtiyor.

 

Hamilelik testlerinin erişilebilirliğinden girip nerelere geldim değil mi? Toparlamak gerekirse, bu testleri geliştirenler de sizin benim gibi sıradan insanlar. Eğitim ve günlük hayatlarında engelli insanların cinsiyetsiz olduğu mesajını alıp, engellilik ve cinsellik ya da üreme konusu açıldığında önleme ve koruma başlıklarından öteye gidilmediğine şahit olduklarından, görme engelli bir kadının hamilelik testlerine erişimini muhtemelen düşünmüyorlar bile. İnsanoğlunun bundan elli yıl önce aya gittiğini, el kadar aletler sayesinde dünyanın her yanına anında sesli ve görüntülü ulaşabildiğini, koyun kopyaladığını, yüz nakli yapabildiğini düşününce, pozitif çıktığında çizgi göstermenin yanında bip bip yapan bir test tasarlamanın çocuk oyuncağı olduğunu düşünüyorum. Buradan, engelliler için proje yapmak için çabalayan arkadaşlara sesleniyorum: konuşan mobilya ya da mavi kapak toplama gibi şeylerdense ihtiyaçlara kulak verin.

Bu arada uçak inişe geçti. Ben de yazımı toparladım neyse ki. Bir dahaki sayıda size nereden sesleneceğim bilmiyorum. Kendinize iyi bakın.

 

Eğer bu yazı biraz canınızı sıktıysa, Deniz Aydemir Döke’nin bu ayki yazısına bakın. Bu konuyla ilgili bazı güzel şeyler de oluyor. 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş