Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Mesele, Betimlemesiz Bir Şeye Benzememesi

Yazar: Gülcan Altun

Toplam okunma: 1546

 

 

Koskoca bir yılı geride bıraktığımız, yeni yıla merhaba demeye hazırlandığımız bir aydan ve yepyeni bir sayıdan hepimize merhabalar sevgili okuyucular.

 

Ne yazık ki geçtiğimiz 2014 yılına maden kazaları, işçi ölümleri ve bu sabah aldığımız habere göre de iki binden fazla madencinin işsizliği damga vurdu. Dilerim 2015 bu denli acı yüklü değildir tüm insanlık ve ülkemiz için. Ancak yaşlanıyor muyum ne? Umudumu kaybediyorum sanki her geçen günle birlikte. Neyse siz benim yaşlılığıma takılmayın. Size bu ay gene bir sesli betimleme değerlendirmesi yapacağım ona bakın. Çünkü bu film, eğlenceyi, neşeyi, umudu, sesli betimleme ile katmerlenen huzuru, aşkı ve beraberinde acısını, karşıt karakterlerin bir aradalığını sunuyor bize.

 

Yapım gereği, hiç sevmesem, sıkıntıdan çatlasam bile izlediğim bir filmi, okuduğum bir kitabı ya da ördüğüm bir örgüyü yarım bırakmak hiç âdetim değildir. Bazen süründüre süründüre bazen de bir an önce bitsin diye acele ederek bir şekilde onu tamamlamaya çalışırım. Bi Küçük Eylül Meselesi adlı film de sinemada izlediğimde birçok sahnesine görsel öğelerin yoğunluğu nedeniyle anlam veremediğimden çok sıkıldığım bir filmdi.

 

Birlikte sinemaya gittiğim annem de hem efektlerin gürültüsünden hem de diğer başka sebeplerden filmden ağız burun kıvırınca dayanamadım ve arada seyri terk ettik. Ancak benim aklım filmde kalmıştı. Bu film sesli betimlenince ete kemiğe bürünür ve nasıl bir film olduğu ancak o zaman su yüzüne çıkar diye düşündüm. Bu nedenle filmi internette aramadım bile. Sesli Betimleme Derneği'nce betimlemesinin yapıldığının telefonuma gönderilen kısa mesajla öğrenince çok sevindim ve GETEM'e yüklenir yüklenmez hemen indirdim. Fakat çeşitli gerekçelerle dinleyemedim. Fırsat bulur bulmaz seyre daldım ve sizler için değerlendirmeye aldım.

Film Hakkında Bilgiler:

Genel izleyici değerlendirmesinde İMDB.com sitesinden öğrendiğimize göre beğeni toplayan bir film, “Bi Küçük Eylül Meselesi”. Zira İMDB Puanı: 7,8 olarak veriliyor ve benim gördüğüm kadarıyla filmler arasında bu iyi bir puan. Film, Ay Yapım tarafından Türk Sinemasına kazandırılmış. Kerem Deren'in yönettiği bu güzel aşk filmi, 14 Şubat 2014'de izleyiciyle buluşmuş. Dram, romantik ve gizem türlerinde sınıflandırılan filmde Zeynep Farah Abdullah, Engin Akyürek, Ceren Moray ve Onur Tuna başrolleri paylaşmışlar.

Filmde, hayatta istediği her şeye sahip, güzel ve neşeli bir kız olan Eylül'ün geçirdiği kazadan sonra hatırlamadığı son bir ayının peşine düşmesi anlatılıyor. Çevresindeki herkesin ona her şeyin iyi ve yolunda olduğunu söylemesine karşın o bir şeylerin ters gittiğini fark eder. Beyninde şimşekler çaktıran küçük uyaranların anımsattığı şeylerin ve içgüdülerinin ardından yürür. Son ayını yaşadığı Bozcaada'ya gider. Orada kendinden tamamen farklı, tuhaf, derbeder bir adam ona, "Eylül, beni hatırlamıyor musun? Sen burada, bu adada bana aşık oldun" diye seslenir.

Sesli Betimleme Üzerine:

Öncelikle şunu söylemek isterim ki başlıkta da işaret ettiğim gibi bu film, betimlemesiz kolay kolay anlamlandırılacak bir film değil kör izleyici için. Çünkü görsel sahneler ve olayın yaşandığı geçmiş, kazadan sonraki geçmiş ve gerçek yaşanan zaman arasında geçişler söz konusu. Değerlendirmeye geçmeden önce vurgulamak istediğim bir nokta daha var. Film bir önceki paragrafta söylediğim gibi Şubat 2014'de vizyona girmiş. Benim bulunduğum ilçeye daha geç geldiğini düşünelim. Muhtemelen mart sonu ya da nisanı bulmuştur diyelim. Ancak filmin betimlemesi Kasım 2014'de GETEM'e yüklenmiş. Bir ay önce Sesli Betimleme Derneği'nce yapıldığı düşünülürse, ekimde betimlenmiş. Tamam, buna da şükür diyelim ama daha iyisi olabilecekken, herkesle birlikte filmi sinemada izleyebilmek varken, neden güzelim filmi yarıda terk etmek zorunda kalayım? Ne dersiniz? Üstelik izlediğim ilk yarısından da hiçbir şey anlamadan. İşte bu, yani mesele; betimlemesiz hiçbir anlam ifade etmemesi.

Filmin sesli betimlemesini Emine Kolivar yazmış ve seslendirmiş. Öte yandan işaret dili ve alt yazı açıklamaları da var. Alt yazıları, Tugay Çifçi yazmış. İşaret dili Oya Tanyeri tarafından yapılmış. Teknik yapımda, Tolga Üstündağ, Selman Gündağ görev almış.

Zaman, mekân ve durum betimlemeleri, yüz ifadelerinin tasviri çok iyi seçilmiş kelimelerle veriliyor. Bunun yanı sıra montajlamalar tam ayarlanmış. Filmin şurasında oyuncular ne söylüyordu, efektte ne vardı endişesi duymuyor insan. Ayrıca Emine Kolivar'ın betimlemeleri seslendirirken ki vurguları da ayrı bir tat katıyor seyre.

Bu betimlemede dikkatimizi çeken başka bir şey daha var. Filmdeki kahramanların gözünden gösterilen ayrıntılar tam da olması gerektiği gibi, örneğin Eylül'ün gözünden görüyoruz diye belirtiliyor. Bir diğer nokta ise izleyicilerin görüşü, "biz" kişi zamiri ile anlatılıyor. İnsan tuhaf bir duygu içinde, görüyormuş gibi hissediyor sanki. En azından ben öyle duyumsadım. Zaten bu anlatı filmi daha anlaşılır kılmış bence. Mesela, “kumun üstüne bir şeyler yazdı ama biz henüz görmüyoruz" gibi ifade ediliyor ekrandaki görüntü.

Genel anlamda müthiş bir tat alarak bir solukta dinlediğim filmin sesli betimlemesi üzerine dikkatimi çeken birkaç şeyi bildirmek isterim.

İlk olarak filmin başında "apartmandan çıktı yürüyor" denir betimlemede kahramanımız Eylül için. Sonrasında Eylül'ün küçük bir repliği ve Nil Karaibrahimgil'in sesinden şarkı akmaya başlar. Şarkı uzun saniyeler sürmektedir ve bu arada anlaşıldığı kadarıyla Eylül sürekli yürümektedir. Ancak görüntüde ne gibi şeyler akıyor Eylül'ün yürüyüşü dışında bilmiyoruz. Çünkü betimleme ile sadece gazeteci delikanlının Eylül'e yönelik konuşmasını duyuyoruz ve "gazete" betimlemesiyle, çocuğun ona gazete verdiğini anlıyoruz. Bunun dışında hiçbir şey bilmiyoruz.

"Minibüs dediğimiz aracı yolda ilerlerken ilk defa gördük" söylemiyle Tek'in arabası tasvir ediliyor bir sahnede. Bu söylem ve anlatı çok anlaşılır olmuş kör izleyici için bence. Film boyunca bu tür ifadeler sıklıkla kullanılmış ve anlatı olabildiğince açıklık kazanmış bu şekilde.

Tek'in evi ifade edilebilir hemen hemen tüm ayrıntılarıyla belirginleştiriliyor. Ancak “burası da benim yatağım” dendiğinde yatağa dair hiçbir şey söylenmiyor betimlemede. Acaba görsel sahne açısından net değil mi diyorum ama diğer kimi sahnelerde seçilemeyen nesneler özellikle belirtiliyor. Daha ileriki sahnelerin birinde yatak tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor. Yatak hayli ilginç bir tasarım olduğundan ben söz konusu sahnede yatağın yeterince belirgin gösterilmediğini ya da montaj açısından sonraki betimlemenin eklenmesinin daha uygun olabileceğini düşündüm. Zira o tür bir ayrıntı zannetmiyorum ki Sayın Kolivar’ın dikkatinden kaçsın.

Film sonunda film için çalışıp çabalayan herkes, sesli betimleme emekçileri dahil tüm ayrıntılarıyla listelenmiş. Öyle ki muhasebeden, Ay Yapım çalışanlarına kadar ve daha ötesi. İşte böyle dedim ben duyunca. Tuhaf bir takıntı mıdır bilmem ama bence ekranda olduğu gibi dillendirilmeli sesli betimlemelerde de. Abartmıyorum, sonuna kadar da dinledim tüm okunanları.

Romantizmi seviyorsanız,  bu filmi en kısa zamanda seyredin derim. Filmin DVD'sini Sesli Betimleme Derneği'ne üye olarak dernekten talep edebileceğiniz gibi, mp3 biçiminde de GETEM'den indirebilirsiniz.

 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş