Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Ötesi yok

Yazar: Gülcan Altun

Toplam okunma: 1696

guleycane@gmail.com

 

Mayıs 2012'de yapılmış olan bir düzenlemeden, Nisan 2014'de oynanan gergin derbi vesilesiyle haberdar oluyoruz. Karşı iki takım futbolcuları birbirlerini tahrik edici hal ve hareketleri nedeniyle maç içinde ve dışında ceza söylemleriyle adlarından söz ettiriyorlar.

 

Bunlar hepimizin bir şekilde bildiği, basına yansıyan haberlerden öğrendiklerimiz. İşin vahim tarafı, adında “etik” diğer bir anlamıyla “ahlak” sözcüğünü içeren bir kurulun kuruluş ve görev kapsamını bildiren düzenlemede, yani “Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu Talimatı’nda” yaptırım olarak belirlenmiş bir madde. Bundan daha öte ahlaksız bir ayrımcılık örneği daha dünyada var mıdır ve olabilir mi bilmiyorum.

 

Düzenlemenin ilgili 22. maddesinin 2 nolu bendi aynen şu şekilde:

 

(2) Kurul, ihlâlin niteliğine göre, uyarma, kınama, huzurda kınama, yazılı ya da görsel medya aracılığı ile kınama veya ihlâlin toplumdaki olumsuz etkilerini gidermeye yönelik olarak kişinin konferans vermesi veya engelli sporcularla ilgili organizasyonlara katılması gibi sportif ve eğitici yaptırımlara karar verebilir.

 

Her ne kadar sportif ve eğitici yaptırım söylemiyle şirin bir görünüme sokulmaya çalışılsa da, söz konusu düzenleme kabul edilemez. Engelli sporcularla ilgili organizasyonlara katılmak ceza mıdır? Kapsamı genişletelim, nasıl bir bakış açısı olabileceğini düşünelim. Bir engelli ile zaman geçirmek, hatta hatta insanları engelli ya da değil diye ayırmak, engelli spor faliyetlerini ve dolayısıyla engellileri dışlamak, bu düzenleme tüm bu yukarıda sayılanları ihtiva eder, ki yazımızın başında bildirdiğimiz gibi bu çok ahlaksız bir ayrımdır.

 

Hadi yaptınız, hadi ayırdınız diyelim ve sizlerin bakış açısından değerlendirelim. Futboldaki uygunsuz, centilmenliğe ve spor ahlakına uymayan davranışları yüzünden ve hatta saha içinde ve dışında şiddetle hükümlü birini ne diye engellilerle iç içe sokarsınız. Madem ayırdınız, pozitif ayrımcılık diye yağlandırıp ballandırıyorsunuz, söz konusu durumu nasıl pozitifleştiriyorsunuz kafalarınızda? Gerçekten bilmek istiyorum.

 

Üstüne üstlük cezalandırmak amacıyla engellilerle ilgili spor faliyetlerinde zorla bulundurduğunuz bu sporcunun, engellilerle ilgileniyor, onlara destek oluyor diye basında çarşaf çarşaf reklamı yapılacak ve kamu oyunun gözünde takdir toplayacak. Toplumumuzun genel yapısı ve ona dayatılan engelli kültürü göz önüne alındığında, duygusal, aşırı merhametli, engellileri yardıma muhtaç algısından bir türlü çıkartamayan anlayışında, cezalandırmak istediğiniz futbolcuya toplum içinde puan kazandırmış olmayacak mısınız? Sırf bu tür getirilerinden ötürü bile ceza olamayacak bir aktiviteyi nasıl ceza kapsamına aldınız?

 

Futbol dünyasından bir ayrımcılık örneği daha var ki akıllara zarar. Gerçi yeni yapılan düzenleme ile bildiğim kadarıyla bu kural değiştiriliyor, olması gerektiği gibi. Ancak biz şimdiki durumdan söz edelim. Bir takıma maçtaki olaylar nedeniyle seyircisiz oynama cezası veriliyor. Buraya kadar bir sorun yok. Fakat seyircisiz oynanacak bu maçta kadınlar ve çocuklar seyirci olabiliyorlar. Yani diğer bir ifade ile kadınları ve çocukları seyirciden, dolayısıyla insandan, saymıyorlar sonucu çıkıyor ortaya. On iki yaş altı çocukları, otel gibi yerlerde de ücretsiz aldıkları göz önüne alınırsa ve seyircisiz oynama cezasının amacının takımı maddi zarara uğratmak olduğu düşünülürse bir nebze kabul edilebilir. Ama kadınların seyirciden sayılmaması, ayrımcılık hususunda gelinen son noktadır. Bir kadın olarak takımımı desteklemek için paşa paşa öderim paramı, giderim maça ve tezahüratımı yaparım en kralından. Ancak beni insan yerine koymayan bir sistemi adı spor bile olsa paramla da parasız da destekleyecek değilim.

 

Bu noktada yukarıda saydığımız, kabul etmediğimiz ve asla kabul edemeyeceğimiz tüm bu düzenlemelerin değiştirilmesini ve bir daha yapılmamasını sağlamak adına, Engelsiz Erişim Derneği ve EEEH Dergi ekibi olarak www.change.org sitesinde bir kampanya başlattık. İnsan onuruyla bağdaşmayan bu vb durumları siz de kabullenemiyor ve bu tür yanlış düzenlemelerin değişimi için bir şeyler yapmak istiyorsanız, sizler de tepkinizi ortaya koymalı, imza kampanyaları başlatmalı ya da açılan kampanyalara imzalarınızla destek olmalısınız.

 

Zira bizler, Engelsiz Erişim Derneği ve EEEH! Dergi olarak öyle yaptık ve nisan ayı sonlarında yukarıda sözünü ettiğimiz imza kampanyasını başlattık. Bu yazı yayıma hazırlandığı sırada kampanyamız ses getirdi ve Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Antalya'da yaptığı toplantıda Talimat'ın ilgili maddesindeki "engelli" ibaresini kaldırdı. Düzenlemenin yeni hali şu şekilde:

 

"Kurul, ihlalin niteliğine göre, uyarma, kınama, huzurda kınama, yazılı ya da görsel medya aracılığı ile kınama veya ihlalin toplumdaki olumsuz etkilerini gidermeye yönelik olarak kişinin konferans vermesi veya sporcularla ilgili organizasyonlara katılması gibi sportif ve eğitici yaptırımlara karar verebilir."

 

Unutmayın, değiştirmek için çabalamadığınız şeylerden şikayet etmeye hakkınız yoktur. 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş