Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Editörden

Yazar: Editör

Toplam okunma: 73

EEEH Dergi

Eşit, Erişilebilir, Engelsiz Hayat

 

Sayı: 60

Şubat 2019

Editörler: Meral Sözen, Burak Sarı

Yazım Denetimi: Gülcan Altun, Canan Çam Yücel

Web Sorumlusu: Burak Sarı

Ses Teknik Destek: Burak Sarı

Yayınlayan: Engelsiz Erişim Derneği

 

İletişim Bilgileri:

Web: http://eeeh.engelsizerisim.com

E-posta: eeehdergi@gmail.com

Facebook: www.facebook.com/eeehdergi

Twitter: www.twitter.com/eeehdergi

 

Merhabalar kıymetli okurlar.

Bu sayı dergimizin tam 60. sayısı. Yani aralıksız beş yıldır sizlerleyiz. Bu bizim için tarifsiz bir mutluluk ve gurur. Öncelikle siz okurlarımıza ve sonra da EEEH Dergi’ye bugüne kadar emeği geçen herkese içten teşekkürlerimizi sunarız. Editörlük işlerini emin ellere devrettiğimden beri giriş yazısı yazmamıştım. Fakat taa en başından beri içinde olduğum bu oluşumun, bu özel sayısında sizleri selamlama şerefine bir defa daha nail olmak istedim.

Beşinci yıl özel sayımıza hoşgeldiniz. Şahane bir sayıyla, işte karşınızda EEEH Dergi ekibi.

Açılışımızı siz okurlarımızın EEEH Dergi hakkındaki duygu ve düşüncelerini paylaştığı cümlelerle yapıyoruz. Katkıda bulunan herkese bir defa daha teşekkürler. Güzel duygu ve düşüncelerinizi okumak bizi hem çok mutlu etti hem de motivasyonumuzu arttırdı.

Berre Gümüş dergimizin doğum günü şerefine, bir gören olarak, görenlere körlüğü anlattığı enfes bir yazı paylaştı bizlerle; çok içten, çok dürüst, çok etkileyici. Okuyun ama okumakla kalmayın, okutun.

Habil Bozkurt da dergimize yönelik duygu ve düşüncelerini bir yazıyla anlatmayı seçen okurlarımızdan. Ne mutlu bizlere ki okuyucularımızın hayatlarına böylesine dokunabiliyoruz.

Sevgi Mart bu ay EEEH Dergi oldu bizler için. EEEH Dergi bundan daha güzel anlatamazdı kendini.

Gülcan Altun, 60. sayıya özel, ‘Bu dergi neden okunmalı? Okumayanların derdi ne? gibi çok önemli sorulara verdiği yanıtları içeren yazısıyla bizlerle, elbette tatlı sert üslubunu da yanında getirmiş.

Bu kadar doğumgünü tantanası yeter. Hazır Gülcan ortamı ciddileştirmişken, irdelememiz gereken bazı konulara da gözatalım. Öyle görünüyor ki Burak Sarı Gülcan’a inat şamata devam etsin istiyor. Bu ay “Sahte Düğün” başlıklı kurmaca ama gerçek bir yazıyla karşımızda. Şaka bir yana, Burak’ın yazısı “mış gibi” yapmaktan mutlu olan bazı insanları anlatıyor. Bu kadar mı önemli beyaz gelinlik giymek?

Beyza Ünal ise cetvelin taa öteki ucundan sesleniyor bizlere. Birileri sahte düğünlerle anlık mutluluklar yaşaya dursun, Beyza sakatlıkla gurur duymaktan bahsediyor. Bununla da kalmıyor, “gelecekte olan geçmişi etkileyebilirse ya da geleceğin getireceklerini bilerek şimdiyi yaşamak mümkünse?” gibi iki ilginç soruya yanıt arıyor.

Beyza’nın yazısının adeta bir örneği olarak yazılmış yazımla ben, Elif Emir Öksüz bu ay huzurlarınızdayım. Engellilik hakkında okuyup öğrendikçe, bazı anılarıma ilişkin duygularım nasıl da değişti bunu anlatıyorum.

Biraz daha derinlere inip karanlık sulara dalalım. Engellilerin kısırlaştırılması diye bir şey duydunuz mu hiç? Deniz Aydemir Döke, bugün “modern” diye nitelenen bir ülkede, Amerika’da nasıl yıllarca bu iğrenç uygulamanın yasal olarak sürdüğünü anlatıyor. Deniz çok yerinde bir soru sormuş : “Bir engelliyi kısırlaştırmak engelli bireyin mi yoksa onu istismar edenin mi yararınadır?”

Her şeyimize başkaları karar vermek istiyor. Bizim için ne doğru, ne yanlış herkes bizden iyi biliyor. Yeri gelince de müdahil olmak için fırsat kolluyor. Engin Yılmaz kısa ve öz yazmış; her anımız izleniyor, bakalım ne kadar sapıyoruz sağlamlıktan ve sağlamlardan diye.

Konuk yazarımız Muzaffer Eskin de Engin’den habersiz benzer bir konuya değinmiş. İnsanların müdahil olma kısmını ele aldığı bu yazıda, madem burnunu sokacaksın bari doğru olsun felsefesiyle yardımsever vatandaşlara bazı önerilerde bulunmuş.

Haydi biraz moralleri yükseltelim. Meral Sözen çok içaçıcı bir yazıyla karşımızda. Acaba kaçımız Meral kadar şanslıyız? Ya da hep beraber şanslı hissedebilmek için nasıl bir yola çıkmalıyız? Meral neden mi şanslı? Okumadan bilemezsiniz.

Canan Çam Yücel görme engelli çocukların gelişimine olumlu katkı sunabilecek oyunlar ve oyuncakları ele aldığı yazısında, tüm ebeveynlere bir sürü güzel ipucu dağıtıyor, onlar da Meral gibi kendilerini şanslı hissedebilsinler diye.

Bir başka özgürleştirici yazı da Bahar Yavuz’dan. Bahar bu yazısında, özgürlüğün kokusunu özgür bırakmak için yanıp tutuşuyor.

Konuk yazarımız Mustafa İşçier, sizleri kahkahalara boğacak bir yazıyla aramızda. Sakın ola bir şeyler yiyip içerken okumayın. Bizden söylemesi.

Evet, geldik bir sayının daha sonuna! Artık veda vakti, hem bizim için hem de, varlığına ne kadar teşekkür etsek az olan, Pınar Yavuz için. Pınar bir süre aramızda olamayacak iş yoğunluğu nedeniyle. Fakat gitmeden önce size söyleyecekleri var. Bu ay sizlerin de katkısıyla, neredeyse iki sayılık yazıyı bir arada sunan bir doğumgünü sayısı hazırladık. Bir dahaki sayıda buluşuncaya dek sizlere iyi okumalar.

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş