Ana içeriğe git Paylaşıma git

Açık turkuaz zemin üzerinde avucunda dünya küresini tutan koyu turkuaz renkli bir el var. Dünyanın üzerinde yalnızca siyahla çizilmiş paralel ve meridyenler bulunuyor. Altta büyük harflerle ve yine koyu turkuaz renkte EEEH yazıyor. İlk E harfinin içinde eşit, ikinci E harfinin içinde engelsiz, üçüncü E harfinde erişilebilir ve H harfinin içinde hayat yazıyor. Sözcükler beyazla yazılmış.

Braille Yazının Benim İçin Önemi

Yazar: Gözde Kılıç

Toplam okunma: 901

gozde.kilic@bilgi.edu.tr

Sayı 46, Aralık 2017

 

Merhaba sevgili EEEH Dergi okurları. Bu yazımda sizlere Braille yazının görme engellilere katkılarından ve benim için ne ifade ettiğinden söz etmek istiyorum. Ben Braille yazı ile 1996 yılında İstanbul Kilyos’ta bulunan Veysel Vardal Görme Engelliler Ortaokulu’nda tanıştım. Görme duyumu sonradan kaybettiğim için görme engelliler okuluna ortaokul birinci sınıfta yani şimdiki deyişle altıncı sınıfta başladım. Braille yazıyı öğrenirken önceleri çok zorlandım. Braille harfleri ezberlemek ve parmaklarımla hissetmeye çalışmak, benim için ayrı bir sorun olmuştu. Sanki hiç başaramayacak gibi hissediyordum kendimi. Sadece okuyup yazmak olsa iyi, ah bir de kısaltmalar olmasa. Nasıl ezberleyecektim onca kısaltmayı? Tek harfli kısaltmalar, iki harfli kısaltmalar, hece kısaltmaları. Ah ne yapacaktım ben? Tamam, bu kısaltmalar hızlı yazıp okumam için çok önemliydi. Zaman ve karton tasarrufu da sağlıyordu. Ama ben sanki hiç öğrenemeyecektim. Günler haftaları, haftalar da ayları kovaladı ve hiç farkına bile varmadan kendimi Braille yazıp okurken buldum. Hele de yazması, okumadan daha keyifliydi. Kalemi kartona batırıp çıkardıkça çıkan pıt pıt ses, ne kadar da güzeldi. Başlarda ne kadar da karmaşık dediğim Braille harfleri şimdi rahatlıkla hissedip okumak, eşsiz bir duyguydu. Evet zorlandım. Bir yandan derslere adapte olup takip etmek, diğer yandan da Braille okuyup yazmaya çalışmak beni epeyce sarsıyordu ama yılmadım, istedim ve başardım. Çünkü mürekkep yazıyı okuyamıyordum ve Braille’i öğrenmek zorundaydım.

Braille yazıyı öğrendikten sonra, okul hayatım da kolaylaştı. Yedinci sınıfa geçtiğimde, her şey daha kolaydı, sekizinci sınıfta artık ben de diğer öğrenciler gibi hızlı yazıp okuyabiliyordum. Ortaokul bitip de lise hayatım başladığında, Braille yazıdan uzaklaşma korkusuna kapıldım. Nereden bulacaktım ki Braille’i? Sonra “Hayır uzaklaşmayacağım” dedim ve derslerde Braille yazıyı kullanarak not tutmaya başladım. Yetişemediğim yerlerde de arkadaşlarımın defterlerini ödünç istedim ve evde ailemin yardımıyla eksiklerimi tamamladım. Böylece, Braille’den de uzaklaşmamış oldum. Braille sayesinde imla hatalarımı da düzeltebildim. Sınavlara çalışırken bu notların bana faydasını hiçbir şeye değişmem. Başarılı bir not ortalamasıyla liseyi bitirmem, Braille sayesinde oldu desem, yanlış olmaz. Braille okuyup yazmak, benim için bir keyif olmuştu artık. Üniversite hayatımda da Braille’i hep kullandım. Özellikle de İngilizce dersini, Braille sayesinde fazla zorlanmadan geçtim. Tamam, kabul ediyorum. Sesli kaynakların da önemi büyük ama Braille benim hayatımın bir vazgeçilmezi olmuştu bundan böyle. Hem sesli kaynaklardan çalışmak, hem de Braille yazıp okumak okul hayatımı iyice kolaylaştırıyordu. Yazarak çalışmak, öğrendiklerimin kalıcı olmasını da sağlıyordu.

Üniversiteden mezun olduktan sonra da Braille’i hiç bırakmadım. Koro çalışmalarında şarkı sözlerini Braille yazıyor, notaları Braille okuyordum. Bu sayede koro çalışmalarında diğerlerine göre daha az zorlanıyordum.

Sonraki yıllarda TÜRGÖK’ten ödünç kabartma kitaplar aldım. Bu kitaplardaki yazım yanlışlarını düzeltme görevini üstlendim. Bu sayede de yazım yanlışlarımı düzeltme fırsatı buldum. Cümle kurarken daha dikkatli olmaya başladım.

Aslında Braille yazı konusu sayfalarca yazsam da yine bitmez. Artık yazımı sonlandırmalıyım. Son olarak şunu demek istiyorum. “Lütfen herkes Braille yazıp okusun ve Braille yaşasın. 

Yazarın eski yazıları

Paylaş

Facebook'ta paylaş
Google+'da paylaş