Yazılarda Ara

pınar yavuz

pınar yavuz Hakkında

E-posta Adresi:

pınar yavuz Tarafından Yazılan Yazılar


Uzun bir aradan sonra merhaba sevgili EEEH Dergi okurları,
Başlangıçlar önemlidir. Her şey zıddıyla var olup anlam kazandığı için bitişler de öyle.
Beş sene önce dâhil olduğum ve hayatımda önemli bir yer tutan bu oluşum ve içindeki güzel insanlara onlarla ilgili ne hissettiğimi söyleyerek ayrılmak için 5. yıl sayısından daha anlamlı bir zaman olamazdı sanırım.


Bu ay İzmir’li okuyucumuz Volkan Atahan sayesinde haberdar olduğumuz güzel bir çalışmayı tanıtacağız size. Amigurumi tekniğiyle yapılmış engelli oyuncaklar. Amigurumi Japonca kökenli bir kelime. Tığ anlamına gelen ami ve içi doldurulmuş oyuncak anlamına gelen nuigurumi kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş. Sık iğne tekniğiyle örülen bu harika oyuncakların özelliği farklı engel gruplarını temsil ediyor olmaları.


Bu ay İzmir’li okuyucumuz Volkan Atahan sayesinde haberdar olduğumuz güzel bir çalışmayı tanıtacağız size. Amigurumi tekniğiyle yapılmış engelli oyuncaklar. Amigurumi Japonca kökenli bir kelime. Tığ anlamına gelen ami ve içi doldurulmuş oyuncak anlamına gelen nuigurumi kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş. Sık iğne tekniğiyle örülen bu harika oyuncakların özelliği farklı engel gruplarını temsil ediyor olmaları.


Kasım ayında “Okulda Ergeni Görmek” isimli Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı tarafından gerçekleştirilen bir konferansa katıldım. Eğitim ve sağlık alanında çalışan uzmanların yer aldığı etkinlikteki konuşmacılardan biri Seksolog Rayka Kumru idi. Rayka Kumru, Kanada’da Sosyoloji ve Cinsellik Bilimleri programında lisans eğitimi alıp, Avustralya’da Seksoloji üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlamış genç bir uzman. Konferansa “Cinsel Eğitimde Değişim ve Gelişmeler” başlıklı bir sunumla katılmıştı. Sunum boyunca engelliliğe sürekli vurgu yapması çok dikkat çekiciydi.


Futbolu hiç takip etmem. Bu gerçekten hareketle durumun anlamsızlığını idrak edip, doğuştan babam yoluyla edindiğim Fenerbahçeliliği ortaokul yıllarımdayken bıraktım. Öyle ya, ne tuttuğum takımın futbolcusunu bilirdim, ne maçlarını izlerdim, ne de maç sonucunu öğrenme zahmetine girişirdim. Sonrasında ise futbolla olan ilişkim arkadaş sohbetlerindeki hararetli maç tartışmalarında hülyalı bakışlarla uzaklara dalmak ya da babam nedeniyle maruz kaldığım televizyondaki maç yayınlarında okuduğum gazeteyi başımın üstüne kadar kaldırarak mevzu ile arama mesafe koymak oldu. Memnun muyum?… Devamını Oku...


Bir sosyal medya deneyinin videosundan bahsetmek istiyorum. Bu video iki sene önce çoklu engele sahip kişiler için çalışmalar yürüten Noemi ismindeki bir Fransız dernek tarafından hazırlanmış. Videodaki ailelere çocukları ile birlikte eğitimsel bir oyuna davet edildikleri söylenmiş. Çocuklar annesi ya da babası ile birlikte önceden hazırlanan bir mekâna geliyor ve aralarında bir paravanla birbirlerini göremeyecekleri şekilde oturuyorlar. Paravanın bir yanında çocuk diğer yanında annesi ya da babası bulunuyor. Karşılarındaki duvarda ise bir projeksiyon perdesi var.


23. Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları, resmi adı ile Deaflympics, 18-30 Temmuz tarihleri arasında Samsun’da gerçekleştirildi. Her dört yılda bir farklı bir ülkede gerçekleştirilen bu etkinlik, olimpiyatlar ve paralimpik olimpiyatlardan sonraki en büyük spor organizasyonu olarak kabul ediliyor.  Ayrıca engelli grupları içinde tarihsel olarak en eskisi çünkü o zamanki adıyla Uluslararası Sağır Oyunları ilk olarak 1924’te düzenleniyor, tekerlekli sandalye kullanıcılarının oyunları 1948’de ve pek çok farklı engel gruplarından sporcuların yarıştığı Paralimpik Olimpiyatlar ise 1960… Devamını Oku...


Emoji 90’lı yılların sonunda Shigetaka Kurita isimli bir Japon tarafından geliştirilen ve elektronik ortamda kişilerin duygularını ya da fikirlerini ifade etmek için kullandıkları küçük dijital görsellere verilen isim. Japonca’da sırasıyla resim ve karakter anlamına gelen “e” ve “moji” kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş. Artık emojilerin kullanılmadığı bir e–posta ya da ileti neredeyse yok gibi. Bazen hiçbir şey yazmadan sadece emojilerle bile karşı tarafa ne düşündüğümüzü, nasıl hissettiğimizi, nerede olduğumuzu ya da ne yaptığımızı anlatabiliyoruz.


Sayı 39, Mayıs 2017

 

Minik Kuş, Kurabiye Canavarı, Edi ile Büdü ya da Kırpık... 80’lerin sonunda çocuk olmuş herkesin ekran karşısında heyecanla beklediği efsane Susam Sokağı’nı ve o eğlenceli kuklalarını hatırlamayan herhalde yoktur. İlk olarak 1969 yılında ABD’de yayınlanan Sesame Street’in Türkiye uyarlaması olan Susam Sokağı, 140’dan fazla ülkede gösterilmiş ve pek çok ödül almış eğitici bir çocuk programıydı. Onu izlerken okuma yazmayı ve sayı saymayı öğrenen ya da komşuluğun ve arkadaşlığın içten dünyasına tanık olan milyonlarca çocuk vardı.

 


Bir sosyal medya deneyinin videosundan bahsetmek istiyorum. Bu video iki sene önce çoklu engele sahip kişiler için çalışmalar yürüten Noemi ismindeki bir Fransız dernek tarafından hazırlanmış. Videodaki ailelere çocukları ile birlikte eğitimsel bir oyuna davet edildikleri söylenmiş. Çocuklar annesi ya da babası ile birlikte önceden hazırlanan bir mekâna geliyor ve aralarında bir paravanla birbirlerini göremeyecekleri şekilde oturuyorlar. Paravanın bir yanında çocuk diğer yanında annesi ya da babası bulunuyor. Karşılarındaki duvarda ise bir projeksiyon perdesi var.


3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl da ilkokul 3. sınıfta bulunan toplam 120 öğrencimize engellilik farkındalığı ile ilgili sunumlarımı yaptım. Dergi yazarımız Engin Yılmaz’ın önerisi üzerine kendisi aracılığıyla ile Sesli Betimleme Derneği’nden temin ettiğim ve hem işaret dili ve alt yazısı hem de sesli betimlemesi olan bir kısa filmden sahneler seyrettirdim öğrencilere. Yine Türkiye Görme Engelliler Kütüphanesi’‘nden temin ettiğim Braille alfabe örneklerini çocukların incelemesini sağladım.


Her dört yılda bir düzenlenen olimpiyatlar bu sene 5- 21 Ağustos tarihleri arasında Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde gerçekleştirildi. Hem Türkiye’de hem de dünyada büyük ilgiyle izlenen oyunlar, alınan derecelerden yaşanan skandallara kadar büyük ses getirdi. Türkiye 103 sporcu ile ve 21 farklı spor dalında katıldığı bu organizasyondan 1 altın, 3 gümüş ve 4 bronz olmak üzere toplam 8 madalya ile döndü. Madalya kazandığımız spor dalları güreş, halter, atletizm ve tekvando. Katılan sporcularımızın yüzde 53’ü erkek, yüzde 47’si ise kadın.


Çocukluk, tutum ve davranışların temelinin atıldığı, düşüncelerin ilk tohumlarının filizlendiği ve bazı becerilerin daha kolay kazanıldığı bir dönem olması
nedeniyle çok özel ve önemlidir. Bu yüzden ailelerin bu kıymetli dönemi olabildiğince verimli değerlendirmeleri çocuğun ileriki yaşantısına büyük katkı
sağlar. Peki, çocukların doğal, meraklı, önyargısız ve öğrenmeye açık oldukları düşünüldüğünde aileleri onlara engellilikle ilgili neler anlatabilir? Sokaktaki


Okullarda tam zamanlı kaynaştırma uygulaması ile birlikte farklı engel gruplarından öğrenciler sınıflarda akranlarıyla birlikte aynı anda eğitim görüyor. Bazı öğrencilerin engelleri görünür. Mesela, tekerlekli sandalye kullanıcısı olma, görme engelinin bulunması gibi. Bazı öğrencilerin engelleriyse dışarıdan bakıldığında fark edilmez. Örneğin; otizmli olma ya da bir öğrenme güçlüğüne sahip olma gibi.


Eurovision Şarkı Yarışması, ilk defa katıldığımız 1975 yılından bu yana milli meselemizdir. Hangi şarkıyla katılacağımız, hangi dilde söyleyeceğimiz, giyilen kostüm, ülkelerin birbirleriyle olan siyasi durumlarına göre oy vermeleri gibi şeyler haftalarca konuşulur. Türkiye ise, 2013 yılından bu yana oylama sistemindeki adaletsizlik gerekçesiyle yarışmaya katılmadığı için bizim Eurovision’la ilgili pek bir gündemimiz yok. İşte bu nedenle kaçırdığımız bir şey olmuş. 2015 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapan Avusturya, yarışma tarihinde bir ilki gerçekleştirmiş.


21 Mart Dünya Down Sendromlular gününde Amerikalı bir arkadaşımın gönderdiği bir linkle haberdar olduğum Guest Room, Türkçe adıyla Misafir Odası, 2015 tarihli Amerikan yapımı 13 dakikalık bir kısa film. Konusu, down sendromlu genç bir kadın ve onun sürpriz hamileliği karşısında yaşadıkları. Yönetmen Joshua Tate. Başroldeki Amber rolünde Amerika’daki popüler Glee dizisinin oyuncularından down sendromlu Lauren Potter yer alıyor.


Bundan tam on iki yıl önce genç bir kız çok sevdiği müzik alanında ilerleyebilmek için okumayı çok istediği İTÜ konservatuvarının lise sınavlarına girdi ve kazandı. Ancak sonrasında işler umduğu gibi gitmedi. Görme engelli olduğu için okula kaydı yapılmayan Ceyda Evrim Çam’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar uzanan ve geçtiğimiz günlerde zaferle sonuçlanan hukuk mücadelesini kendisinden dinlemek istedik. Aşağıda okuyacağınız satırlar yaşadığı haksızlık karşısında küsmeyen, yılmayan ve hedeflediği yolda ilerlemeyi sürdüren genç bir kadının hikâyesi aynı zamanda.


Geride bıraktığımız ay İzmir’de görme engelli bir İngilizce öğretmeni ile ilgili bir haber basında epey yer buldu. Haberde sınıfa gizlice giren bir velinin ders sırasında telefonu ile çekim yaptığı,  bu videoyu sosyal medyada paylaşarak öğretmenin sınıf hâkimiyetini sağlayamadığı, çocukların ders esnasında dışarı çıktığı ve güvenliklerinin tehlikeye atıldığı şeklinde ifadeler yer alıyordu.  Bu durum, çalıştığım eğitim ortamlarındaki engellilikle ilgili karşılaştığım bazı tutum ve sözleri bana tekrar hatırlattı.