Yazılarda Ara

Canan Çam Yücel

Canan Çam Yücel Hakkında

E-posta Adresi:

24.08.1982 yılında İstanbul'da doğdu. 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 2006 yılında İstanbul Üniversitesi'nden İngilizce Öğretmenliği sertifikası aldı. Mezun olduğu yıldan itibaren özel eğitim alanında çalışmaktadır. 2014  yılında Özel Eğitim alanında Uzman Öğretici sertifikası aldı. Şu anda İstanbul Üniversitesi Engellilik Araştırmaları yüksek lisans programında öğrenimine devam etmektedir. Aynı zamanda Altı Nokta Körler Vakfı'nda eğitimci olarak çalışmaktadır.
Yazara,
canancam@gmail.com
e-posta adresinden ulaşabilirsiniz.

Canan Çam Yücel, Elif N. Aybaş Tarafından Yazılan Yazılar


Merhaba Değerli Okurlar,

Daha önceki yazılarımdan birinde “az gören” olmanın yarattığı kimlik karmaşasına dair yaşadığım deneyimlerden bahsetmiştim. Bu deneyimlerin daha çok çocukluk ve gençlik dönemlerinde bende uyandırdıklarını sizlerle paylaşmaya çalışmıştım. Bu yazım ise, biraz o yazının devamı niteliğinde olacak, biraz da hem gören hem de kör kişilerin az görenler üzerinde yarattığı etkilerden bahsetmeye çalışacağım.


 

 

Merhaba Değerli Okurlar.

Bu ay sizlere, ebeveyn ile çocuk arasındaki oyun ilişkisinden bahsetmek istiyorum. Özellikle görme engelli çocuğa sahip ebeveynlerin ilgi ve merak konusu olan oyun etkinliklerinden bahsetmeyi önemsiyorum. Çünkü bu konuda zaman zaman e-posta gruplarında, forumlarda ve sohbet odalarında sorular sorulduğuna, cevaplar bulunmaya çalışıldığına şahit oluyorum. Ben de bu nedenle, büyük önem arz eden bu konuda, kendi deneyimlerimi sizlere aktarmak istiyorum.


Merhaba değerli okurlar.

Bu ayki yazımda, engelli çocuğa sahip ailelerin eğitiminin, çocuğun gelişimi ve eğitiminde ne derece önemli olduğu üzerine düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu amaçla birkaç soru belirledim ve bu sorulara cevap aramaya çalıştım.

Aile eğitimi nedir?                                                                                                                       


Merhaba değerli okurlar. Ben İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde bağımsız hareket eğitimcisi olarak görev yapıyorum. Hem az gören biri hem de uzun yıllardır görme engelli bireylerle çalışan bir eğitimci olarak bağımsız hareketin ve bastonun hayatımda önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek isterim. Bu yazımda, İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde beş ay eğitim almış olan öğrencilerimin gözünden bağımsız hareket ve bastonun ne anlama geldiğini sizlerle paylaşmak istedim.


Merhaba değerli okurlar.

Bu ay sizinle erken çocukluk döneminden itibaren başlayan koruyucu aile tutumlarının görme engelli çocukların gelişiminde ne gibi etkileri olduğu üzerine deneyimlerimi paylaşmak istedim. Özel eğitim alanında uzun yıllardır çalışan bir eğitimci olarak birçok ebeveyn ile birebir iletişim kurma ve ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimlerini gözlemleme fırsatı buldum.

 


Merhaba değerli okurlar. Ben İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde bağımsız hareket eğitimcisi olarak görev yapıyorum. Hem az gören biri hem de uzun yıllardır görme engelli bireylerle çalışan bir eğitimci olarak bağımsız hareketin ve bastonun hayatımda önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek isterim. Bu yazımda, İstanbul Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde beş ay eğitim almış olan öğrencilerimin gözünden bağımsız hareket ve bastonun ne anlama geldiğini sizlerle paylaşmak istedim.


Toplumsal cinsiyet; kadına ya da erkeğe toplumun uygun gördüğü davranışları, kişilik özelliklerini, yaşam biçimini, sosyal, siyasal ve ekonomik yaşama katılım düzeyini, dış görünümünü ifade etmektedir (Yaşın Dökmen, 2014). Toplumun kadın ve erkek için uygun bulduğu, toplumsal olarak inşa edilmiş roller, davranışlar, aktiviteler ve nitelikler, toplumsal cinsiyet kavramının içeriğini oluşturmaktadır.


Erken tanılamayı iki başlık altında toplamak mümkündür. Bunlardan ilki tıbbi tanılama ve değerlendirme, ikincisi ise, gelişimsel ve eğitsel değerlendirmedir. Tıbbi tanılama; üniversitelerin çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk nörolojisi, gelişimsel pediatri gibi bölüm ve kliniklerindeki alanda uzman kişiler tarafından yapılır. Gelişimsel ve eğitsel değerlendirme ise; üniversitelerin özel eğitim, çocuk gelişimi ve eğitimi gibi bölümlerindeki uzman kişiler ve alanda çalışanlar tarafından yapılır.


Bugün Dünya Engelliler Günü. Bugün toplumun her kesiminden insan, engelliler adına birçok şey söyleyecekler. Bazı tanıdıklar arayıp “Engelliler gününüz kutlu olsun” diyecek. Akşam haberlerinde ya duygusal müzikler eşliğinde engelli bireylerin yaşadığı toplumsal sıkıntılar anlatılacak ya da engelli bireylere neşeli müzikler çaldırılıp engelsiz bireyler eğlenecekler. Ancak şunu herkes iyi bilmelidir ki Dünya Engelliler Günü yeni bir yıla girer gibi yılda bir kere kutlanacak ya da bir doğum günü gibi yılda bir gün anımsanacak bir gün değildir.


14. sayı, Nisan 2015

 

Sevgili anneciğim, babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim. Ben engelli bir bebek olarak dünyaya geldim. Sizler de her anne baba gibi sağlıklı bir çocuğa sahip olma umuduyla ve bin bir güzel hayal kurarak beni dünyaya getirdiniz. Ancak siz de çok iyi biliyorsunuz ki, hayatta her şey bizim istediğimiz ya da beklediğimiz gibi gerçekleşmeyebilir.


Sevgili anneciğim, babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim. Ben engelli bir bebek olarak dünyaya geldim. Sizler de her anne baba gibi sağlıklı bir çocuğa sahip olma umuduyla ve bin bir güzel hayal kurarak beni dünyaya getirdiniz. Ancak siz de çok iyi biliyorsunuz ki, hayatta her şey bizim istediğimiz ya da beklediğimiz gibi gerçekleşmeyebilir.


Her sabah yeni umutlarla yollara düşersiniz. Her gün çıktığınız bu yolda birçok fiziki engelle mücadele etmek zorundasınızdır. Evinizden çıkıp kaldırımda birkaç adım atar atmaz, kaldırımın tam ortasında bir elektrik direği karşılar sizi. O kadar dar bir kaldırımdır ki bu, solundan geçseniz kenara park etmiş bir arabanın aynasına takılır kolunuz, sağından geçseniz yanınızdaki apartman boşluğuna düşmemek için çok temkinli olmak zorundasınızdır. Bu engeli aşıp biraz ilerlersiniz, bir bakarsınız, dükkânların önü kasalarla, satılan malzemelerle ya da tabelalarla dolmaya başlar.