Yazılarda Ara

SAKATLIK: YENİ BİR TARİH BÖLÜM 3: UCUBELER VE GİRİŞİMCİLER

Sunucu: Peter White

Akademik danışman: David Turner

Yapımcı: Elizabeth Berk

 

Peter WHİTE

1752’DE Londra sokaklarında göz alıcı bir figür belirdi.

John COAN (seslendiriliyor)

Bay John Coan, mükemmel ve eğlenceli bir cüce! Kraliyet ailesinden hemen önce sunduğu performansı eşliğiyle kendisini onurlandıracaklara keyifli dakikalar vaat ediyor. Horozların farklı ötüşlerini, mükemmel bir beceriyle taklit ediyor. İşte öten bir horoz!

Peter WHİTE

Sokaklara dağılmış el ilanlarından ayakta kalanlar aracılığıyla, kendileri için yazdıkları reklam metinlerinden John Coan gibi çok yetenekli sanatçıların seslerini duyuyoruz. Tüm ülkeden tarihçiler, bu sesleri dinleyerek, ucube gösterilerini sakatların tarihine yeni bir ışık tutması amacıyla yeniden gözden geçiriyorlar. Bu ülkede sıra dışı bedenlerin gösterilere konu olması uzun bir zamandır tiyatro sahnelerinin bir parçası.

Samuel Pepys’nin tüğlü bir kadını görmeye gittiği 21 Aralık 1688 tarihli günlüğünden (seslendiriliyor)

Holborn’a gittim ve orada sakallı bir kadın gördüm. 40’larında, neredeyse siyah ve bir erkeğinki kadar çok sakalları kırlaşmış, Danimarkalı bir kadın. Tuhaf bir görüntü olduğunu itiraf etmeliyim. Gördüğümden hoşnut kaldım.

Peter WHİTE

Bugün bu eleştirel olmayan hazzı kaybettik. Fakat zamanında sakatlık masum bir şaka olarak düşünülmüş olabilir. Manchester Üniversitesi’nden Naomi Baker, fiziksel farklılıklar hakkındaki bu mizah duygusu üzerine yazıyor.

Naomi BAKER

17. yüzyılda Doğanın sıra dışılıkları ve çeşitliliklerine dair yaygın bir ilgi ve hoşnutluk olduğunu düşünüyorum. Bu belki 18. yüzyıldaki gelişmelerle azalıyor ama öncesinde kesin olarak doğanın oyuncu, tahmin edilemez olduğu algısı, doğada sıra dışı pek çok form bulunabileceği inancı var. İnsanlar hoşnutlar ve bu farklı formları görmekten haz duyuyorlar ve bu formlar açıkça doğanın bir şakası olarak algılanıyor, insanlar gördüklerinin uğursuz ya da iğrenç olduğunu düşünmüyor. Bunlar dünyanın çeşitliliğinin bir örneği ve insanlar yalnızca bakmak ve tadını çıkarmak istiyorlar.

Peter WHİTE

Sakatlar da bu ucube gösterilerine katılıyor muydu, izleyici olarak şakalardan keyif duyuyor muydu?

Naomi BAKER

Keşke arşivlere doğrudan sakatların kendi bakış açılarını görebilecek kadar erişebilseydik. Maalesef kaynaklarımız çok sınırlı ve maalesef gösterilere konu olan insanların büyük bölümü genellikle çok küçük, çoğunlukla canavarlarla ilişkilendirilen anormalliklerle dünyaya gelen yeni doğmuş çocuklar, Dahası çoğunlukla canlı bile değiller ama aileleri tarafından sergileniyorlar. Durum genellikle, insanların başka insanlar tarafından çok muhtemelen finansal sebeplerle gösterilere çıkarılması şeklinde.

Peter WHİTE

21. yüzyıl zihin yapısıyla üstesinden gelmesi çok zor bir şey, değil mi?

Naomi BAKER

İnanılmaz. Hatta Pepys için bile her ne kadar sakallı bir kadını görmekten aldığı hazzı açıkça dillendirmişse de. Pepys, babaları tarafından Londra’da gösteriye çıkarılan yapışık ikizlerden bahsediyor ve çok fazla göründükleri için öldüklerini anlatıyor.

Peter WHİTE

Ve yalnızca ayak takımı değil, öyle değil mi? Kimler bu gösterilere gidiyor?

Naomi BAKER

Vaizler. Bu eğlencelere karşı eleştirel olanlar merakla ucubeleri izlemeye gidenlerin bayağı hazlar içinde olduklarından bahis ediyorlar ve bunların vulgar olduğunu savunuyorlar. Ama ben bilim adamlarının, Kraliyet Derneğinin kuruluşunda ve ilk zamanlarında bulunanların doğaya karşı meraklarının ilginç ve not etmeye değer olduğunu düşünüyorum. Bu insanların zaman zaman doğal olmayan ve sıra dışı insan formlarının kalıntılarını da içeren merak odaları vardı.

Peter WHİTE

Şehrin her yanına dağılmış reklamları içeren el ilanlarına bakarak, yalnız ucube gösterilerinin miktarına değil, aynı zamanda rekabetçi doğasına dair de bir fikir ediniyoruz.

İtalyan Bir Kadın için El İlanı (seslendiriliyor)

İtalya’dan henüz gelmiş, peri gibi bir kadın. Ancak iki ayak ve iki inç boyunda. Hiçbir şekilde kutularla tüm sokak boyunca evden eve taşınmış diğer iki kadın gibi deforme değil.

Alman Bir Kadın İçin El İlanı. (seslendiriliyor)

Ben, bir Alman kadını, eğer dilerseniz, siz centilmen beylerin evine bir kutu içinde taşınabilirim.

Peter WHİTE

Tabii şimdi bunlar bizim için son derece problemli.

Profesör Judith HAWLEY

Bir peny veya sixpence [1] ödeyerek birçok ucubenin sergilendiği hatta performanslar yaptığı odalara gidebilirsiniz. İsterseniz daha çok ödeyerek özel görüşler de ayarlayabilirsiniz.

Peter WHİTE

Bunlar, aristokratlar olmalılar?

Judith HAWLEY

Evet. Aristokratlar için daha yüksek ücretler belirleniyordu. Aslında isterseniz cüceler getirtebiliyordunuz, kutular içinde taşınıyorlardı.

Peter WHİTE

Bekle. Cücelerden mi bahsediyoruz? Sınırlı büyümüş kişiler?

Judith HAWLEY

Sınırlı büyümüş kişiler, evet.

Peter WHİTE

Yumurta gibi kapına mı getiriliyorlar?

Judith HAWLEY

Yumurta gibi ve bir kutunun içinde. Bu kutular, bir amaca göre tasarlanıyordu. Kutusuyla birlikte temsil edilen John Warrenberg adında bir delikanlı var. Kutu gardırop gibi görünüyor ve delikanlı kelimenin tam anlamıyla kutuya sokuşturuluyor, sabitleniyor ve o şekilde taşınıyor. Maalesef hazin bir sonu var. Avrupa turnesi için gemiye bindiriliyor, bu insanların büyük bir kısmı Avrupa’da tura çıkardı, onu taşıyan hamal iskeledeyken iskele kırılıyor ve kutuda olduğu için delikanlı boğuluyor.

Peter WHİTE

Sakatlar, bu işin neresindeydi? Bir kısmı bu işleyişin kontrolüne sahip miydi, yoksa genellikle başkası tarafından mı kullanılıyorlardı? Yani biraz menajeriyle futbolcu gibi.

Judith HAWLEY

Futbolcu benzetmesiyle iki tarafın da çıkar sağladığını kastediyorsun, değil mi? Futbolcular ve ucubeler sergilenmekten oldukça çok kâr ediyor olabilirler. Ama belki de kişisel saygı karşılığında.

Peter WHİTE

Bütün bunlarla ilgili konuşurken doğru tonu bulmak kolay değil, kulağa korkunç geliyor. Fakat bir ucube olarak hayat sürdürmek, sanıyorum bugünün boksörleri gibi, daha kötüsünden bir kaçış olabilir, En nihayetinde para kazanmanın bir yolu. Örneğin söz gelimi, sıradan dilenciler de eğer bir performansları varsa daha iyi kazanıyorlardı.

Tim HITCHCOCK

Her dilenci, sizin bir sokaktaki varlıklarının farkına vardığınız o ilk otuz saniye içinde dikkatinizi çekmek zorunda. Ve sakat dilenciler istediklerini almak için kesin olarak fiziklerini kullandılar. Bu sakat bir kolu ya da uzvu nasıl sunduğunuza, kör bir gözü ya da kanayan bir yarayı nasıl bağladığınıza bağlı. 1820’lerde Londra sokaklarında dans eden, gerçekten Fransızca’yı öğrenmiş Bob adındaki köpeğiyle Londra sokaklarında iyi bir yaşam sürdüren Wood adındaki kör delikanlı gibi insanlar da vardı.

Charls WOOD (seslendiriliyor):

Beyler, Bayanlar’ Bu gerçekten de Fransızca’yı öğrenmiş bir köpek. Lütfen onu cesaretlendirin, ona bir şeyler fırlatın ve nasıl fırlattıklarınızı alıp kör sahibine götürdüğünü izleyin. Bob’a bakın, kararlı olun ve neler yapabildiğini görün.

Bob, fırlatılmış paraları topluyor ve sahibinin cebine koyuyor.

Peter WHİTE

Fakat sokaktaki her bin girişimciye karşılık, büyük ölçülerde girişimci olabilmiş bir avuç sakat vardı. Onlar sakatlıklarını büyük bir girişime çevirdiler ve onların hikâyeleri, ucube gösterileri hakkındaki modern anlayışımızı zorluyor.

Matthew Buchinger, bir bakıma 1720’lerin ‘süper sakat’ıydı. Olağanüstü başarılı bir sanatçı, müzisyen ve dublördü. Aslında onu tanımlamak zor. İşte onun kendini tanımlama şekli.

Eller, ayakları ve uylukları olmadan doğan bu harika küçük adam 29 inç boyunda. Aynı küçük adam dört kez evlendi ve 11 çocuğu var. Bu küçük adam, kendisi dışında kimsenin yapamayacağı harika performanslar sergiliyor. Çok farklı müzik türlerini, Obua, flüt, santur ve trompet gibi hayranlık uyandıran enstrümanları ustalıkla çalıyor ve her türlü müzikte çalmak için enstrümanlar yapmaktan zevk alıyor. Bir kalemle hayata resimler, armalar çizmek, yazılar yazmak için de bir o kadar yeteneklidir. Ayrıca kartlar ve zarlarla oynar, bardaklar, kaseler, mısır ve canlı kuşlar ile sihirbazlıklar yapar. Tüm seyircilerin genel memnuniyeti için mekiklerde veya iğneler üzerinde çok güzel bir şekilde oynar.

Çağdaş yorumcu (seslendiriliyor):

Çoğunun, elleri ve ayaklarıyla yapamadıklarını, o organ kökleriyle yapıyor. Nişan alıyor, şarjörü boşaltıyor ve hiçbir hedefi kaçırmıyor!

Peter WHİTE

Yani kendi değerinin farkında olan ve bunun için iyi ödüllendirildiğini bilmek isteyen bir adam var. Swansea Üniversitesi’nden David Turner, bu sıra dışı adamla ilgili çalışmalar yaptı.

David TURNER

Gerçekte iddia ettiklerinin tam olarak ne kadarını yapabildiğini bilmiyoruz. Ama kendi portresinde çok iyi bir kuşamı olduğunu görüyoruz, bu da çok başarılı ve oldukça varlıklı olduğunu düşündürüyor.

Peter WHİTE

Sanıyorum Buchinger ile ilgili asıl nokta, onun çok geniş bir alanda çalışıyor olması, değil mi? Bir müzisyen, sihirbas, güçlü ve eril. Eller ve ayaklar haricinde her şeye sahip.

David TURNER

Evet, bu doğru. Çok başarılıdan daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Ama daha önemli olan onun sürekli izleyicilerinin, elleri ve ayakları olmamakla, ağır bir sakatlığa sahip olmakla ilgili önyargılarını zorluyor olması.

Peter WHİTE

Tarihçi Julie Anderson, sakat sanatçılar ve portrelerini içeren, şu anda ülkeyi dolaşmakta olan bir sergiye Buchinger’i da dahil etmişti.

Julie ANDERSON

Çok çekingen sayılmaz, pek çok portresi bulunuyor ve yaşlandıkça portrelerinde, vücudunun daha alt bölümlerini, omuzları üzerindeki yüzgeç gibi küçük uzantıları görebiliyoruz. Utandığını hiç düşünmüyorum. Yaşlandıkça daha geniş bir şekilde vücudunu görebiliyoruz ama gençken de orada öylece gururla oturuyor.

Peter WHİTE

Aslında birçok bakımdan da onun gibi elleri ve ayakları olmayan birisinden beklenmeyecek bir şekilde erkekliğin sembolü, değil mi?

Julie ANDERSON

Kesinlikle. Çok Erkeksi olduğu düşünülüyordu. Yani bir gövde ve leğen kemiğinden ibaret birisi; insanlar onun erkekliğine karşı son derece ilgili ve meraklı. Bütün bu çocuklar, onun erkekliğinin bir kanıtı bir şekilde. Hakkında vücudundaki en uzun şeyin penisi olduğuna dair bir şaka da var.

Peter WHİTE

Etrafta bu kadar Buchinger ve onları sergileyen sökak gösterileri var. Peki, bu tür şeylerin kontrolünün kimde olduğunu düşünüyoruz?

Julie ANDERSON

Aslında 18. ve 19. Yüzyılda, sakatların kendi kontrollerini çoğunlukla ellerinde tuttuklarına inanıyorum. Görüntülerini kontrol ediyorlar, çevrelerindeki insanları kontrol ediyorlar, kendilerini gösterdiler, kendilerini sergilediler. Dahası ellerindeki kontrolün, bugünün izleyicileri için ilginç bir seviyede olduğunu düşünüyorum.

Peter WHİTE

Aslında sömürülmüyorlardı, basitçe zengin girişimcilerdi?

Julie ANDERSON

Evet, ben böyle söylerdim. Ve kendi kariyerlerini, yaşamlarını kontrol eden, zengin ve girişimci pek çok sakatın olduğunu da eklerdim.

Peter WHİTE

Zengin girişimcilerin, her zaman yaşamları üzerinde tam bir kontrolleri olduğundan şüpheliyim. Fakat bu benim özel olarak 18. Yüzyılda, sakatlıkla ilgili olarak hakiki bir hayranlıkla ince bir alayın karışımı bir tutumun baskın olduğunu fark etmemi sağladı. Yarın, çiçek gibi yabani hastalıkların yaygın olduğu ve vücudunuzun bir gecede değişebildiği bir dönemde, güzellik ve deformasyon ile ilgili fikirleri keşfediyor olacağız.

 

NOTLAR

[1]Sixpence: Pound’un kırkta birine, 6 peny’ye karşılık gelen, artık tedavülden kalkmış İngiliz parası.


Sesli Dinle

Yorumlar

Yorum mevcut değil.