Yazılarda Ara

SAKATLIK: YENİ BİR TARİH BÖLÜM7: TEKERLEKLİ SANDALİYELER VE TAHTA BACAKLAR

Sunucu: Peter White

Akademik Danışman: David Turner

Yapımcı: Elizabeth Burke

 

Peter White

            Engelliler cihazlarını severler, gerçekten de seviyoruz. Hepimiz, çalışan bir bıçak veya bir yarış tekerlekli sandalyesi olsun, son moda araçlarımızı sergilemekten keyif alırız. Benim durumumdaki gibi daha az atletik örneklerde ise, bu cihaz şu an biz konuşurken, dizlerimde duran ve beş bin kitap içeren dijital Braille okuyucu. Başka bir deyişle teknoloji bizi özgürleştiriyor.  18. Ya da 19. yüzyıllarda da durum farklı değildi, o zamanların arzu nesnesinin, kimisi çok sofistike olan tahta bacaklar olması dışında. Bugün gerçekten sıra dışı bir gün çünkü şu an tarihçi Julie Anderson ile birlikte stüdyoda oturuyoruz ve aramızdaki masada bir bacak uzanıyor. Ancak bu sıradan bir bacak değil. Anglesey Markisine ait. Marki, Waterloo Savaşı’nda bacağından isabet aldı ve daha sonra kendisi için bu bacağı yaptırdı. Şu anda Household Cavalry Müzesi’nde korunuyor ve görevliler büyük bir nezaket göstererek bu program için bize ödünç vermeyi Kabul ettiler. Julie, gerçek bir bacak gibi, değil mi? Henüz dokunmadım ama şimdi dokunacağım.

       

Julie Anderson

Gerçekten de etkileyici bir bacak. Sen dokunduğunda, nasıl hissettiriyor?

 

Peter White

Büyük, geniş ve odundan. Ancak yüzeyi ahşap değil, değil mi?

 

Julie Anderson

Değil. Yumuşak bir dokuyla kaplanmış.

 

Peter White

Evet.

 

Julie Anderson

Bu, gerçekten kaliteli bir bacak. Anglesey Markisi gerçekten varlıklı olmalı çünkü bundan çok sayıda sipariş etmiş. Londra’daki üretici James Potts’dan bir kerede dört tane istemiş örneğin. Eğer bacağın üst kısmına dokunursan, odundan yapıldığını hissedebilirsin ve evet tahta kurtları dahi var içinde. Küçük delikçikleri hissediyorsun. İşte burası bacağın denk geldiği kısım ve üzerinde de bu yumuşak doku.

 

Peter White

Evet, hareket ediyor ve üzerinde bir kaplama var. Bu hep üzerinde duruyor değil mi? çıkarılmıyor.

 

Julie Anderson

Hayır, çıkarmıyorsun. Aslında bu kaplama, bacağa daha canli bir görünüm veriyor, ten renginde. Eğer dizden aşağıya doğru inersen, bir eklem hissedebilirsin, bükülebilen bir diz.

 

Peter White

Yani çok sofistike, değil mi?

 

Julie Anderson

Öyle gerçekten.

 

Peter White

Bu Marki için dizayn edilmişti, peki ya çok fazla kişi böyle şeylere sahip miydi?

 

Julie Anderson

Evet. Aslında Marki, onu popüler hale getirdi bütün Britanya’da.

 

Peter White

Aslında demek istediğim, çok pahalı olmalı, değil mi?

 

Julie Anderson

Kesinlikle, öyleydi.

 

Peter White

O halde, Anglesy Markisi gibiler için tamam. Peki ya yoksullar ne yapıyorlardı? Yoksulsanız ne kullanıyordunuz ya da örneğin, çocuklar?

 

Julie Anderson

        Eğer yoksulsanız ya da çocuksanız, tahta bacaklar kullanıyordunuz, bu çok basit bir odun sopa, bacağın kalan kısmı sopanın üzerine yerleşiyor ve bağlanıyor.

 

Peter White

Çoğu insan kendi araçlarını yapıyordu, değil mi?

 

Julie Anderson

Çoğunlukla evet, ahşap bir sopa herkesin kolaylıkla oyabileceği bir şey.

 

Peter White

Peki ya çok yoksulsanız?

 

Julie Anderson

Çok yoksul ve rahatça hareket edemeyen birçok insan kendi küçük arabalarını tasarladılar. Kaykay biçimindeki bir nesnenin üzerinde oturuyorlar ve tekerlekleri sayesinde hareket ediyorlardı.

 

Peter White

Bu çok yaygın bir görüntü müydü?

 

Julie Anderson

Arabalar özellikle dilenciler ve sokaklardaki kimsesizler arasında çok yaygındı.

 

Okuma: sakat bir eski askerin betimlemesi

Burada, kimisi temiz ve güzelce giyinmiş, kimisi pis ve neredeyse tamamen çıplak beş yüz kadar parçalanmış yaratık görebilirsiniz.

 

Peter White

Yaralı erkekler sokaklardaki yaygın bir görüntü olmalı, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başında Fransa ile yapılan savaşın, Britanya’nın sağlıklı erkek nüfusunu tüketen  insan maliyeti.

 

Okuma devam ediyor

Kimisinin eli kopmuş, kimisinin gözü yerinden çıkmış. Kimisinin başı dağılmış, delinmiş ve arda kalan boşluklar gümüş bir levha ile doldurulmuş. Kimisinin burnu düşmüş, kimisinin bacağı dizden aşağı ya da tamamen kopmuş.

 

Peter White

22 yıl süren Fransız Savaşı boyunca on binlerce asker ve denizci ülkeleri için hayatlarını verdiler. Kayıp bir bacakla hayatta kalmak kahramanlığın ve erkekliğin somut bir kanıtı haline geldi. Sonuç olarak, kimse Lord Nelson’dan daha seksi değildi.

 

Okuma: Lord Nelson üzerine romantik bir romandan

Bir kadın bir erkeğe kalbini verdiğinde, altı üstü bir bacak onun fikirlerini değiştirecek değildir. Eski püskü bir asker ceketi ile tahta bir bacak her zaman kalbimi yumuşatır, beni acıma ve merhamet duygularıyla baş başa bırakır.

 

Peter White

Herhangi bir isim de olabilir pekala bu. Tahta bir bacak hiçbir şey değil ama romantik. Bacağını Napolyon Savaşı’nda kaybeden Thomas Jackson adlı bir askerin çok sıra dışı günlüğünü edindim. New castle Üniversitesi’nden Caroline Nilsen getirdi.

 

Caroline Nilsen

        Bunu ilk okuduğumda çok şaşırdım. Şimdiye kadar benzeri bir şeyle ne karşılaştım ne de böyle bir şey elime geçti.

 

Peter White

Thomas Jackson’la ilgili olarak dikkatimi çeken, çok canlı ve açık olması. Siz ne dersiniz??

 

Caroline Nelsin

Evet, bu hatıralar eşsiz çünkü ampüte olan bacağın sargılarının ilk çıkarıldığı anı, ona yardım etmeye çalışmalarını, yeniden bandajlamalarını betimlemek için gerçekten özellikle zaman ayırıyor. Bütün bunlar onun için çok yıkıcı ve acılı hatıralar olmalı. Yirmi, otuz yıl sonra bile hala çok canlı hatırlıyor.

 

Thomas Jackson, Seslendiriliyor

Acılarımdan kurtulmak ümidiyle ilk pansuman günümü heyecanla bekliyordum. Ama ilk pansumanımda dayanmak zorunda kaldığım acıyı hiç unutamam. Ordudaki cerrahlar birine acı vermekle, kuruyup pıhtılaşan kanla birbirine yapışmış bandajları açmakta çok nazik değillerdi. Bütün bunlardan sonra, yapışan alçının çapraz bağları olduğu gibi etime gömüldü. Yaranın yeniden açılması, bağların ve arterlerin yeniden bağlanması, temizleme ve yeniden bandajlama… Bu korkunç acının içinde kaybolmaktan korktum.

 

Peter White

Thomas Jackson bu acılı süreci sıklıkla tekrar etti. Eşiyle birlikte hastaneye yakın bir yerde yaşamaya karar verdiler. Bir seneden uzun bir süre enfekte olmuş et ve kemik parçacıklarından temizlenmek için rutin bir şekilde operasyonlar geçirdi. Nihayet 8 Ağustos 1815’te Chelsea Hastanesi tarafından muayene edildi ve kendisine bir emekli maaşı bağlandı. Chelsea emeklisi olarak de ücretsiz bir tahta bacak elde etti.

 

Thomas Jackson

Bu ek destek ücretsizdi, karşılıksız bir milli hediye. Şükran dolu olmam gerekmez miydi? Taktığımda vakur bir sessizlikle ve nefretle aşağı baktım, ve bir köpeğin kuyruğuna geçirilen bir tenekeden duyacağına benzer bir memnuniyet duydum. Utançla, kuyruğundakini dişleyeceği yakın bir yere doğru koşturan bir köpek… O kaba insanların şakalarının konusu, arsız çocukların eğlencesidir. Hiç kimsenin sempati duymadığı talihsiz bir asker emeklisi. Kendini izole edilmiş olarak görür, toplumun dışına itilmiştir.

 

Peter White

Thomas Jackson kendini toplumun dışına itilmiş olarak görebilir ama aslında o şanslı olanlardandı, ya da en azından hiç vaz geçmemişti. İnanılmaz derecede enerjik bir insandı, okul yöneticiliği dahil bir düzine iş yaptı, ve altmış yaşından sonra çokça tartışılan hatıralarını yazdı. Tahta bacağı sayesinde bağımsız bir hayat yaşayabildi. Şimdi eski savaş gazilerini  geride bırakıyor ve Jane Austen’in kaplıcalarının nazik atmosferinde geçen sıradaki hikayemize geçiyoruz. Yaşamı, Londra Queen Mary Üniversitesi’nden Profesör Amanda Vickery tarafından ortaya çıkarılan ve engelli bir kadın olan Mary Hartley için, dans etmek yasaklı bölgeydi. Geçmişteki sakat kadınların yaşamlarını belgelendirmek büyük bir iş.

 

Amanda Vickery

Sakatlığın nasıl bir şey olduğuna, sakat kadınların nasıl hissettiğine dair bütünlüklü bir resim elde etmek çok zor sanıyorum. Arşivler artık ayakta değil. Demek istediğim, kadınlar erkeklerden daha az kayıt edilmişler. Arşivlerde yalnız kadınlar için çok az iz var, ve sakat kadınlar çoğunlukla yalnız çünkü sakatlık evliliği zorlaştırıyor.

 

Peter White

Fakat istisnalar var ve siz de onlardan birini buldunuz. Bize Mary Hartley’i anlatın lütfen.

 

Amanda Vickery

        Mary Hartley benim talihli keşiflerimden biri. Berkshire Arşiv Ofisi’nde bulduğum bir düzine mektubun arasında rastladım ona. Bunlar sakat bir kadının, Mary Hartley’nin, acılarını betimleyen, hislerini ve duygularını kağıda geçiren bir hemşire tarafından kayda alınmıştı. Mary Hartley hiç evlenmemiş yaşlı bir kadın, bir milletvekilinin kardeşi, oldukça varlıklı biri. Her hasta ve yalnız kadın gibi kaplıcaların çekimine kapılıyor.

Okuma: Hemşiresinin mektubundan

Size yazdığım son mektuptan beri çok büyük bir acıyla başa çıkmaya çalışan sevgili hanımımla ilgili size güzel haberler veremediğim için çok üzgünüm. Zavallı bacağı dün çok hassastı. Korkuyla doktorun gelmesini beklerken hep ağladı.

 

Amanda Vickery

Mektupları ilk bulduğumda, kaplıcalara tedavi olmak ve yeni doktorlarla tanışabilmek için gittiğini düşündüm. Orada pek çok tıbbi bakımla karşılaşıyor ama kaplıcalara hiç gitmiyor, hatta yeni bir icat olan kaplıca sandalyesini bile denemiyor. Yeni cihazları öğrenmek için oraya gittiğini düşünmüştüm ama durum bu değil.

 

Peter White

Ama bir bakıma tekerlekli sandalye kullanmak için bir aday ve her yanda tekerlekli sandalyeler var. Yani neden, neden bir tane edinmiyor.

 

Amanda Vickery

Bu, benim için de can alıcı bir soruydu. Mektuplara bakarken. 1780’lerde, gerçekten de hasta ve sakatlar için bir rahatlama yeri olan kaplıcalar civarında, “gouty sandalyesi” denilen bir ürünün reklamı her yeni katalogda yapılıyordu, sergilerde gösteriliyordu. Üstelik Mary Hartley’nin parası da vardı, eğlence için pek çok cihaz satın almıştı, Burmingham‘lı müthiş bir mucit olan Mathew Bolton’la güçlü bir tanışıklığı vardı. Ama hareketliliğini arttıracak hiçbir şey satın almadı çünkü sanıyorum hareket halinde olmak kibar hanımlar arasında övülen, arzu duyulan bir şey değildi. Tekerlekli sandalyeler vb. Çok aktif hayatları olan ve bir şekilde bu hayatları bölünen, hareketten yoksun kalmaları büyük bir adaletsizlik olarak görülen erkeklere hitap ediyordu diye düşünüyorum. Fakat kadınlar için hareketlilik veya bağımsızlık övülen bir şey değildi diye sanıyorum.

 

Peter White

Tahta bacaklarıyla, bu asker emeklilerini ve kendisini üst kata kapatan zavallı Mary Hartley’I düşünmek, engelliliğin gerçekten ne olduğunu hatırlatıyor. Sanırım fiziksel olarak vücudunuzun yapabildiklerinden çok toplumun sizden ne beklediğiyle daha çok ilişkili. Yalnızca teknoloji, tekerlekli sandalyeler veya ahşap bacaklar değil, parayla, sınıfla ve Thomas Jackson örneğindeki gibi kişisel gayretle ilişkili bir şey.

Bir sonraki bölümde cinsellik ve evlilik…

Engelli olmak, duygusal hayatınızı tümüyle tatmin etmek hakkınızdan vazgeçmek demek miydi?


Sesli Dinle

Yorumlar

Yorum mevcut değil.