Toplam Okunma 90

Geçtiğimiz günlerden birinde çoğunluğu kör olan bir arkadaş grubuyla minik bir kutlama için toplandık. Gruptaki evli çiftlerin en az bir çocuğu vardı ve yanlarında getirmişlerdi çocuklarını. Çocuklar kendilerine ayrılan masada güle eğlene keyifli vakit geçirirken, biz de uzun zaman sonra görüşmüş olmanın coşkusuyla koyu bir sohbete dalmıştık. Derken kendisi de az gören bir arkadaşımız, kör olan diğer arkadaşımıza, “Aaa senin kızın neden gözlük takıyor?” diye büyük bir merakla sordu. “Doktora muayene için götürdük, takmasını önerdi” diye cevaplandırdı gayet sakin bir ses tonuyla çocuğun annesi. “Ama ben birkaç yıl önce görmüştüm, takmıyordu o zaman. Şimdi niye takıyor ki? Yani ben hatırlıyorum, gözlüğü yoktu o zaman” diyerek sorusunun kapsamını biraz daha genişletti meraklı arkadaş. “Olur mu, o zaman da takıyordu gözlük. Sen yanlış hatırlıyorsun” diye bu yeni soruyu da nazikçe cevaplandırdı çocuğun annesi. Bu karşılıklı konuşmayı izleyen ben, az kalsın “Gözlük neden takılırsa, o sebeple takıyordur. Bu kadar merak niye ve sana ne?” diyecektim ancak susmayı tercih ettim. Annesi oradayken, benim müdahalede bulunmam doğru olmaz diye düşündüm.

Sevgili okurlar, sizce gözlüğün neden takıldığını bilmiyor olabilir mi bu arkadaş? Yoksa verilen cevap mı tatmin etmedi? Acaba asıl duymak istediği şey, “Ben körüm, çocuğum da bu durumdan etkilendi. Genetik bir durum söz konusu. Benim hastalığım çocuğuma geçmiş olabilir” demesini mi bekliyordu? Ya da “Bak sen körsün ya, çocuğunda da görme bozukluğu var” imasında mı bulunmak istedi? Bu davranışla biz kör anneler çok sık karşılaşırız ancak bu olayda konuya vurgu yapan kişinin kendisinin de az gören olması manidar. Toplum sağlamcı bakış açısıyla körleri, az görenleri, tekerlekli sandalye kullananları, sağırları ve daha pek çok yeti farklılığı olanları “normal” kalıbına sıkıştırmaya çalışarak ayrıştırıyor. Toplumun bu bakış açısından nasibini alan az gören arkadaş da kendisine yapılanı, kendisi gibi yeti farkı olan birine yaparak gözlük gibi sıradan bir eşyayı kullanma halini “anormal” görüyor. Oysa oradaki çocukların tümü sadece birer çocuk. Gözlük takanıyla, sarışın olanıyla, esmer olanıyla, farklı yaş özellikleriyle, farklı cinsel kimlikleriyle sadece çocuk ve keyifli zaman geçiriyorlar. Hiçbir çocuğun aklına gelmiyor diğerinin farklılığı. Hiçbirini de ilgilendirmiyor. Ne oldu şimdi? Çocuğun gözlük takmaya ihtiyacı olduğunu öğrendi de ne oldu? Başı göğe mi erdi? Sorulmadan da bilinecek bir şey değil mi bu?

Yukarıda da bahsettiğim gibi biz kör anneler, hamilelik sürecinden itibaren çok karşılaşırız çocuğumuzun kör olup olmadığını merak eden tiplerle. Sanki bu bizi değil, kendilerini ilgilendiren bir durummuş gibi her fırsatta sorarlar. Sormakla kalmaz, kör çocuğu doğurup doğurmayacağımıza bile bizim yerimize karar vermeye kadar ilerletirler müdahalelerini. Toplumdaki tüm kör bireylerin ebeveynleri körmüş gibi gelir belki de onlara. Dünyadaki tüm kör çocukları, kör anneler doğuruyor mu sanıyorlar acaba? Oysa benimki dâhil pek çok arkadaşımın ailesinde kör kimsenin bulunmadığını biliyorum. Çocuğumuz doğduğunda ilk sorulan soru, “Bebeğin gözünde bir şey var mı? olur. Bir şeyden kasıt, kör olup olmadığıdır. Kör olmayan anneye bebeğinin adını ne koydukları, kaç kilo doğduğu, cinsiyeti falan sorulurken, bizim için bu sorular hep arka plandadır. “Aman dikkat et, kontrollerini ihmal etme, en son ne zaman götürdün doktora?” gibi kendilerini ilgilendirmeyen sorularla özel hayatımıza burunlarını sokarlar. Çünkü kendileri bizim gibi kusurlu ve eksik bireyler değildir. Görüyor olmaları, onları bizden üstün kılar. “Toplumu biz körlerden arındırmak gerekir ve bu nedenle de yeni körler doğmamalıdır. Doğsa da hemen tedavi edilmelidir.” Bu baskıya maruz kalan kimi körler ise kendi çocuğu kör olmadığı ya da gözlük takmadığı için onu kör ve az gören çocuklardan üstün görür.

Bu tür davranışları gören birinin yapması sağlamcılık, kör birinin yapması kanıksanmış sağlamcılıktır. Gözlük bir araçtır ve toplumda kullanımı yaygındır. Yaşamın olağan akışında, birisine, “Neden gözlük takıyorsun?” diye sormak kimsenin aklına gelmez. Çünkü gözlük sıradanlaşmış bir araçtır. Konu az görenler ya da kör bir yakını olan birisi olduğunda, bu sıradan eşya bir sağlamcılık ve baskı aracına dönüşebilir. Sürekli “Niye gözlük takıyorsun?” sorusuyla ya da “Gözlük taksan faydası olur” çokbilmişliğine maruz kalınır. Gözlük de baston da onları kullananlar da rahat bırakılsa sorun olmayacak. Çoğunluğun rutini norm kabul edilmese, farklılıklar ötekileştirilmeyecek. Sözün özü dostlar, gözlükleri ve sahiplerini rahat bırakın.


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.