Yazılarda Ara

EVDE TADIMIZ KAÇMASIN

Merhaba Sevgili Okuyucu;

Aslında bu ay size bir sesli betimleme değerlendirmesi yazmak istiyordum. Daha önceden GETEM'den indirdiğim filmlere şöyle bir göz attım. Adını önceleri arkadaşlardan duyduğum bir film dikkatimi çekti. Açıp izlemeye koyuldum. Betimleme eleştirileri yazmak istediğim zaman filmi ilk izlediğimde, hemen kimi şeyler dikkatimi çekerdi ve ikinci izlemede bunları iyice mercek altına alırdım. Fakat bu sefer ilk dinlemede ne yalan diyeyim pek bir şey göremedim.

Dergimiz yazarlarından Burak ile telefonda konuştuğumuzda, tam kapatırken beni açıkça tehdit etti. "Yazını bu gece yaz" diye. "İyi de filmde bir şey bulamadım ki bilmiyorum ne yazacağımı" dedim. "Millet evde ya, tatlı tarifi yaz" dedi. Canı tatlı çekti heralım. "Olabilir" dedim. Bazen küçük sözü de dinlemek gerekir. Laf aramızda biraz da işime geldi. Yeni bir film bul, kısa sürede izle, araştır, oraya bak, buraya bak falan.... Gözümde pek bir büyüdü.

Ne olabilir ki diye bakınırken, bir değil birkaç farklı tarif buldum sizler için. Bunlardan ilki benim vazgeçemediğim bir lezzet olan kek ailesinden bir tarif. İlk yediğimizde karşı komşumuzun kızı yapıp bizimle paylaşmıştı ve annemle hemen tarife atladık. E haksız sayılmazmışız ki biz yaptığımızda da tadan aynı bizim gibi atlıyor tarifin üstüne. Kekimiz "Zebra Kek" adıyla anılmakta. Adı, dilim olarak kesildiğinde aşağıdan yukarı görünümün zebrayı andırmasından geliyor. Şöyle ki bir kat sade, bir kat kakaolu görünüm çizgi çizgi oluyor ve bu da zebranın derisini çağrıştırıyor. Tarifi anlattığımda, daha net anlayacaksınız.

 

Zebra Kek

 

Malzemeler:

3 yumurta

5 kahve fincanı şeker

2,5 kahve fincanı sıvıyağ

1 şişe maden suyu

8 kahve fincanı  un

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

1 yemek kaşığı tepeleme kakao veya normal kaşık ölçüsünde iki kaşık kakao

 

Yapılışı:

Yumurta ile şekeri iyice çırpıyoruz. Bu hususta bir ipucu vermek gerekirse, vaktiniz varsa ve kekiniz iyice kabarsın istiyorsanız, tercihen yumurtaların sarı ve beyazlarını ayırıp beyazları önce çırpıp sonra sarıları da ekleyip çırpmaya devam edebilirsiniz. Bununla birlikte, başka bir alt not olarak ekleyeceğim ise, daha önce bu konularda yazdığım yazılarda bizim evde bu tür tariflerde şeker, un ve yağdan çalmanın çok sık görüldüğünü söylemiştim. Bu kapsamda, bu tarifte de bizim beş fincan yerine, üç buçuk fincan şeker kattığımızı bildirmek isterim. Un konusunda da bir buçuk ya da iki fincanlık bir kısma ile altı ya da altı buçuk fincan ölçüsünü kullanıyoruz. Yağdan ise, bu tarife özel olarak her hangi bir çalma yapmadığımızı da eklemeliyim.

Yeterince laf kalabalığından sonra kekimize dönelim. Yağ, maden suyu ve vanilyayı ekleyip biraz daha çırpıyoruz.

Başka bir kapta unu eliyoruz. İçine kabartma tozunu katıp  karıştırıyoruz. Un ve kabartma tozunu birlikte eleyerek de karıştırma işlemini gerçekleştirmiş olabiliriz.

Hazırladığımız unlu toz karışımını azar azar sıvı malzemeye ekleyerek karıştırıyoruz. Çırpa çırpa akışkan bir kek kıvamına getiriyoruz. Hazırladığımız karışımı ikiye bölüyoruz. Ayırdığımız bölümlerden birine kakaoyu katıp çırpıyoruz.

Zebra Kek yaparken, kare ya da yuvarlak borcam kullanabilirsiniz. Mesela ben bugün bilgisayardan kendimi alamamışken, annem yapmıştı ve kare borcamda hayli güzel olmuştu.

Fırın kabını yağlıyoruz. Biraz sade, biraz kakaolu karışımdan alıp hemen birbirlerinin ardı sıra üst üste döküyoruz. Daha eşit bir döküm için iki ayrı çay fincanı kullanabilirsiniz. Böylece karışım yayıldıkça, elimizde bir katı sade, diğer katı kakaolu olacak şekilde bir hamur oluşmuş oluyor.

Dökme işlemi bittikten sonra, kürdan ile köşelerden düzenli düzensiz çizgilerle şekil verebilirsiniz. Böylece üzeri desenlenmiş tam bir zebra görünümü alır. Önceden ısıtılmış  180 derece fırında yaklaşık 20 - 25 dakika pişiriyoruz. Bu pişirme işlemi, sizin fırınınıza göre değişebilir ama normal bir kek gibi çok uzun süre pişirmenize hiç gerek yok. Denediğinizde göreceksiniz, sünger gibi yumuşak; yediğinizde harikulade keyif veren bir lezzete ulaşacaksınız. Bana göre resmen ıslak kek gibi oluyor.

İkinci tarifimiz ise fırında sütlaç. Diyetisyenlerin sütlü tatlı tavsiyelerine uymak isteyenler için tercih edilebilir diye düşündüm. Sütlacı fırınlanmayınca çok da tercih etmeyen biri olarak fırınlısını anlatmak istedim. Benim bu türlü mızıldanmalarıma dayanamayan annem, yaptığı internet taramasında Hamsi Köy Sütlacı’nın tarifini bulmuş ve onu fırınlamaya uyarladı. Uyarladı diyorum çünkü izlediğim TV programlarından birinde Hamsi Köy Sütlacı’ndan bahseden biri, bu sütlacın fırınlanmadığını söylemişti. Ben onun yalancısıyım.

Sütlacımızın malzeme listesi ise şöyle:

1 litre süt

1,5ya da 2 bardak su

Yarım su bardağı pirinç

1 su bardağı şeker (Çok tatlı sevenler 1,5 ya da 2 bardak bile katabilir.)

1 yumurtanın sarısı

1 paket vanilya

1 yemek kaşığı un

 

Yapılışı:

Pirinci iyice yıkadıktan sonra, 1,5-2 bardak suda haşlıyoruz. Sütü ilave ediyoruz ve kaynamaya bırakıyoruz.

Başka bir yerde, yumurtanın sarısı ile unu 1 çay bardağı su ile çırparak açıyoruz.

Pirinç iyice piştikten sonra, şekeri katıyoruz. 2 dakika şeker ile kaynatıyoruz. Hazırladığımız unlu karışımı da, süte ilave ediyoruz ve on dakika pişmeye bırakıyoruz. Bu arada sık sık karıştırıyoruz ki dibi tutmasın.

Altını kapattıktan sonra, ısıya dayanıklı cam kaplara ya da toprak kaselere sütlacımızı kepçe ile döküyoruz. Fırın tepsisine taşmayacak kadar su koyuyoruz ve kaselerimizi üzerine yerleştiriyoruz. Önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar bekletiyoruz. Fırınınızın özelliğine göre bu süre on ile on beş dakika kadar olabilir.

Bunun da kayda değer bir lezzet olduğunu ve tadan herkesin çok beğendiğini eklemeliyim.

Dilerim kapı dışarı adım atamadığımız bugünlerde, ağzımızın tadı hiç kaçmaz ve bu kara günler en kısa sürede tüm dünyadan çekip gider. Bu arada dergimizin teknik elemanları Can Deniz ile Ramazan, benimle aynı şehirde ikamet ediyor olmanın gazı ile bize gelmeye falan heveslenirler sanıyorum. Onlara buradan büyük puntolarla yazılmış bir çağrıda bulunmak istiyorum.

EVDE KAL TÜRKİYE!


Sesli Dinle

Yorumlar

Yorum mevcut değil.