Toplam Okunma 120

Bugüne kadar çok büyük bir olay olmadıkça hiçbir körü hedef almadım. Dilencilik yapanlar, sokaklarda acıklı şarkılar söyleyenler, dergi satanlar da dahil. Onu da öyle davranmaya iten koşullarla derdim oldu hep. Hala da böyle düşünüyorum.

Buradan tarihe not düşmek isterim ki etrafımız soluğumuzu kesmeye çalışan körlerle çevrili. Yalnızca bir avuç insan, sesimizi yükseltmeye çalışıyoruz. Öğretmenler, doktorlar, akademisyenler, hukukçular, tırı vırı aydınlar yetmiyormuş gibi bir de peygamber gibi körlerimiz var.

“Sağlamcı değilim ama körlüğün eksiklik olduğunu kabul edelim” diyor. “Irkçı değilim ama ülkemde mülteci istemiyorum” demekten bir farkı yok gibi duruyor fakat çok daha tiksinti uyandıran bir şey var ki o da bunu söyleyenin ayrımcılığa uğrayan kişi olması.

Bana, “sağlıklı öfke” diye bir şeyden bahsediyorlar. Ne güzel ifade değil mi? Öfkeniz bile sağlıklı olacak. Sınırını, şiddetini, yerini bilecek. Senin toplumun hiçbir normuyla sorunun olmayacak, sonra da “Sağlamcı değilim” diyeceksin. Hiçbir ezilen grupla dayanışmayacaksın ama herkes senin haklarını savunacak. Bütün standartları karşılamak, makbul vatandaş olmak için canını dişine takacaksın ve “Körlük eksiklik değil, farklılıktır” diyeceksin, öyle mi?

“Erişilebilirlik temel bir haktır” diyeceksin ama her gün her yerde en temel hakların gasp edilirken hiç öfkelenmeyeceksin ha? Sözde erdem ve bilinç kumkuması körlere sesleniyorum: Sizin canınız yanmıyor, siz eşitliğin hakkınız olduğuna inanmıyorsunuz. Sadece bu söylemlerle yolunuzu bulmaya çalışıyorsunuz.

Çok uyanıksınız, çok süpersiniz, heykeli dikilecek insanlarsınız. Şimdi alın şu elli lirayı da bir eksiğinizi giderirsiniz.


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.