Yazılarda Ara

BEYAZ BASTON VE ERİŞİLEBİLİRLİK FESTİVALİNDEN İZLENİMLER 8

Küçüklüğümden beri, insanda bir eksiklik varsa mutsuz olur, yapmak istediği şeyleri yapamaz gibi düşüncelerim vardı. Son dönemde bu düşüncelerim değişmeye başlamıştı. Hayatımda görmediğim kadar görme engelli insan görmüş, daha önce hiç konuşmamışken konuşma fırsatı elde etmiş oldum. İlk olarak görme engellilerin de katılmış olduğu sertifika programında daha sonra da Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali’nde gönüllü olarak bulundum. Beni böyle organizasyonların çok etkilediği, hayatıma farkındalık getirdiği sonucuna vardım. GETEM’de gönüllü olan görme engellilerin samimiyeti, çabaları… Aslında kısaca her şeyi beni çok etkilemişti. Festivalde geçirdiğim bir gün boyunca da engelli diye tabir edilen insanların ne kadar çok şeyi başarabildiğine ve engelleri ortadan kaldırabildiklerine şahit oldum. Hayata pozitif bakan, güler yüzlü pek çok insanla karşılaştım. Alanında kendini çok geliştirmiş insanlarla karşılaştım. Birlikte hareket edip beraber bir şeyler yapmanın heyecanını tattım.  Uygun şartlar oluştuğunda birlikte yaşamın kolaylaştığının kanıtını festivalde görmüş oldum. Herkesin eşit haklara sahip olduğu ve engellilerin hakkı olana erişebilmesi için mücadele edilmesi gerektiğini bir kere daha anladım. 

 

***

 

Festivalde Engelsiz Erişim Derneği standında Ramazan Bey ile misafirleri karşıladık. Daha önce hiç böyle bir erişilebilirlik/farkındalık etkinliğinde bulunmamıştım. İlk kez bu kadar fazla engel grubunun bir arada olduğu bir grupta bulundum. Birçok insan standımıza uğradı Standımızda bulunan erişilebilir oy pusulaları insanların çok ilgisini çekti. Ve engelli/ engelsiz bir çok insan denemek istedi. Özellikle çocuklar ve görme engelliler tarafından büyük ilgi gördü. Fakat beni en çok etkileyen iki durum yaşandı. Bunlardan ilki 30 yaşında bir görme engelli beyefendi standımıza geldi ve ilk kez tek başına oy kullanacağını söyledi ve oyunu kullandı. Hatta ilkinde tam olarak boşluğa denk getiremediği için parmağını kanattı ama o kadar hoşuna gitti ki sürekli ara ara standımıza gelip denemek istedi. Biz de her seferinde ona bu imkanı vermeye çalıştık. Hayatımda yaşadığım en değerli anlardan bir tanesiydi o anlar. O mutluluğa tanık olmak beni bu tarz projelerde daha çok bulunmaya ve erişilebilirlik alanında daha çok çalışmaya teşvik etti. Diğer etkilendiğim olay ise bir aile geldi standımıza. 10 yaşındaki kızları görme engelliydi ona da oy pusulasını denetmek istediler. Ve o aile o kadar olgun, o kadar bilinçliydi ki hayran kaldığımı söylemeden edemedim. Asla çocuklarına müdahale etmeden sadece ona gerektiği noktalarda yardımcı olarak onu sınırlandırmadan oyunu kullanmasını izlediler. Kızlarının o anlarının fotoğraflarını çektiler. O aile bizi o kadar etkiledi ki Ramazan Abi ile ne kadar güzel bir ebeveyn olduklarını söylemeden edemedik.

Son olarak şunu eklemek isterim ki o günden beri umut doluyum. Yanlış olan ya da yanlış bilinen her şeyin ortadan kalkıp herkes için eşit ve erişilebilir bir hayat konusunda gerçekten umut doluyum.

 

***

 

Festival genel olarak hem çok bilgilendirici hem de keyifliydi. Aslında üzerinde biraz düşünüldüğünde, oyunları, haritaları, kitapları, temel hakları erişilebilir yapmanın o kadar da zor olmadığını fark ettim.
İnsanları engellemediğimizde ortaya çıkan sonuçların ne kadar iyi olabileceğini de görmüş oldum.
Stantlar gerçekten çeşitlilik açısından eşsizdi. Hatta insanlara lütfen yeni fikirleriniz varsa paylaşın dediğimizde, her sene geldiğimde hayal gücümün üstünde şeylerle karşılaşıyorum, bir yetişebilsem ben de fikir söylemek istiyorum diye yanıt veriyordu.

Uyarlanan şarkıları hep beraber söylemek de çok keyifli idi. Cumartesi günü Engelsiz Erişim Derneği standında görevliydim. Oy verme konusundaki engelleri ortadan kaldırmak ve erişilebilir bir oy verme sağlamış olmak festivale gelenlerin çok hoşuna gitti. Oy gizliliğini ihlal eden refakatçi kuralı yerine daha sağlıklı bir alternatif de sunulmuş oldu.

 

***

 

Festivalin ilk günü arkadaşımla ben sosyal medya ve fotoğraf bölümünde görevliydik. İkimiz de cuma günü sabahtan Güney meydanda hazırdık. Günün çok yoğun geçmeyeceğini düşünüyorduk nedense, çünkü aklımıza fotoğraf bölümü denince bir kaç kare fotoğraf çekmek gelmişti. Ancak Çağrı Hoca’yla karşılaşınca ve konuşunca işin öyle olmadığını hemen anladık. 

Festival günü önce Festival marşıyla başladı. Dakikalar geçtikçe kalabalık çoğalmaya başladı herkes hep bir ağızdan festival şarkısını söyledi, "Ciao Bella" şarkısının "Festival" versiyonunu ilk defa orada duydum, alkışlarla ve dans figürleriyle eşlik ettim, baya eğlendim. Her anı kayıt altına almak, canlı yayın başlatmak, fotoğraf çekmek istiyorduk İlke ile. Çağrı Hoca’ya hemen Instagram’dan paylaşım yapmalıyız dedik. İşin içine girdikçe İlke de ben de daha fazla ne yapabiliriz diye düşünmeye başladık, her standı tek tek gezdik, herkesle sohbet ettik. Spor standında futbol oynadık, dokuma havlulara, gömleklere dokunduk. Müzik aletlerini QR kodu kullanarak dinledik, Braille baskı okumayı öğrendik, 3 boyutlu hücre ve organelleri gördük ve bolca fotoğrafladık, kısaca yaptıkça daha da fazla yapmak istedik. Tek tek stantlarla konuştukça ve Instagram’dan, Facebook’tan bildirim paylaştıkça, insanlar yanımıza gelip "Bizler de birkaç fotoğraf çektik sosyal medyada paylaşabilir misiniz?" diye sormaya başladılar.  O kadar mutlu olduk ki İlke ile, Çağrı Hoca’mız her zaman bize destek oldu hep bizimleydi, o gün en büyük destekçimizdi, bizi çok motive etti.

 Festivalin en değerli mesajı "normal" denilen algıyı yıkmak , her bireyin özgürce ve tek başına hareket etme hakkına sahip olduğunu anlatmaktı ama en önemlisi  Instagram’da da bol bol  hashtag olarak kullandığımız "Ne sınıflandır ne sınırlandırdı."  Grup olmanın gücünü, istenildiğinde çok güzel işler çıkabileceğini, birlikten kuvvet doğduğunu O gün bir kere daha anladım. 

Engin hocam size yaptığınız her şey için, emeğiniz, eforunuz için ve beni de bu parçaya dahil ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

 


Sesli Dinle

Yorumlar

Yorum mevcut değil.