Yazılarda Ara

SEVGİ BÜTÜN ENGELLERİ AŞAR(!) O HALDE SEVE SEVE!

Engellilik konusunda muazzam bir cehalet hüküm sürüyor dostlar. Birçok konuda öyle olduğu söylenebilir belki ama hayır! Gerçekten öyle değil. Boğazına kadar ahmaklığa batmış yığınlardan bahsetmiyorum ben; entelektüel olma iddiasında olan veya öyle görülen kimselerden bahsediyorum.

Her bakımdan bilgisine, deneyimine, zekasına güvenilen kişiler bile "Hepimiz engelli adayıyız, asıl engel kalplerde, engelli olmasına rağmen, hiç engelli gibi değil..." tarzında ayrımcı ve mikrosaldırgan cümleler kurabiliyor. Toplumumuzun sözde aydınları arasında bile engelliliğe yaklaşım içler acısı durumda.

Ortalamanın üzerinde bir kavrayışa sahip hiçbir toplulukta, ırkçılık veya cinsiyetçilik içeren herhangi bir ayrımcı söylemde bulunamazsınız. "Kadın olmasına rağmen çok başarılı." diyemezsiniz mesela. "Kürt olduğun hiç belli olmuyor." diye bir övgüde bulunamazsınız kimseye. Ya da türbanlı bir kadını "Biz, seni Müslüman olarak görmüyoruz." diye onurlandırmaya kalkışamazsınız. Ve dahası tüm bunları neden yapamayacağınız, neyin yanlış olduğu hiçbir açıklamaya gerek olmayacak kadar açıktır.

Gelin görün ki aynı grupta, doğaya duyduğu saygıdan çocuk istismarı konusundaki mücadelesine, sokak hayvanlarıyla ilgili duyarlılığından toplumsal sınıflara ilişkin bakış açısına kadar hayran olduğunuz biri, engellilere özel ayrı yerler olması gerektiğini söyleyiverir. Zekanın bir anda böylesine dibe vurmasına anlam veremeyerek kaşlarınızı çatarsınız; "Yanlış anlama, ben seni engelli olarak görmüyorum." diye devam eder; "Neden?" diye sorarsınız, "Engelli olunca ne oluyor ki?" diye eklersiniz. Buz gibi bir hava esmeye başlar, tedirgin olur karşınızdaki, mahcup olur, özür diler ama neden özür dilediği hakkında hiçbir fikri yoktur. Sonra birden sizin hafızanızın çok güçlü olduğundan, becerilerinizden ve başkaca engelli tanıdıklarının becerilerinden, "Biz bile öyle yapamayız!" Evet, "Biz bile" diyerek bahsetmeye başlamak suretiyle, yaptığı şeyi bir güzel sıvar.

Engellilikle ilintili bir sorununuzu anlattığınızda en katı materyalist arkadaşınız, hayatın anlamıyla ilgili ibretlik bir söylem geliştirir; anarşist öfkesinin sınırı yok zannettiğiniz dostunuz, arabesk bir boyun eğiş içine girer. Konu engellilik olunca akıl devreden çıkıyor mu anlamıyorum; herkes bir anda duygusallaşıyor. En kaba saba, en vurdumduymaz dediğiniz adam bir anda, her şeye gözleri dolan hamile kadın gibi hüzünleniyor. Daha geçen gün kullandığım bir mobil uygulamadaki erişilebilirlik sorunuyla ilgili olarak geri bildirim gönderdim; son derece ciddi, büyük ve kurumsal bir firma bu. Bir hafta sonra güncelleme geldi; güncelleme açıklamasında şöyle yazıyordu: "Tüm gönüllere ulaşabilmek için erişilebilirlik iyileştirmeleri yaptık." Yahu "gönül" falan nereden çıktı şimdi! Profesyonel bir iş yapıyorsun sen, ben de müşteriyim, hepsi bu! Ne akıl, ne profesyonellik ne de tutarlılık...

Ezbercilik gerçekten de bu toplumun iliklerine işlemiştir doğrusu. O sözde gelişmiş zihinler, iddialı söylemler, entelektüel tavırlar, modern fikirler ve hatta marjinal duruşlar bile; aslında bir ezberden ve bir modanın takip edilmesinden ibarettir. Sözünü ettiğim entelektüel çevrelerde, birine "Homofobik" demek çok ağır hakarettir mesela. Belki o kişi gerçekten homofobik olsa bile bu asla kabul edilemez bir şeydir; hiçbir entelektüel, bu duruma düşmeyi kabul etmez/edemez; çünkü homofobik olmak iğrenç bir şeydir. Bence gerçekten de öyledir ama bu kişiler bu bilgiyi içselleştirmiş midir hiç sanmıyorum. Cinsiyet veya cinsel yönelim ayrımcılığına karşı bu denli keskin bir duruş sergileyebilen kişiler, engelli ayrımcılığı konusunda nasıl sıfır noktasında olabiliyorlar. Tam da burada engellilik meselesinin bir zeka turnusolü olduğunu düşünmeye başlıyorum. 2 ile 3'ü toplayınca 5 ettiğini akledebildiğini zanneden veya iddia eden kişinin, 5'ten de 3'ü çıkarınca 2 kalacağını akıl edememesi; aslında ilk işlemde de bir akıl yürütme yapmadığını, sadece 2 ile 3'ü toplayınca 5 olduğunu ezberlediğini gösteriyor. Bildiğini zannettiği bir şeyi benzer başka bir duruma adapte edip uygulayamıyor ve çıkarım yapamıyor; oysa zeka tam da bunu gerektirmiyor mu?

Peki, ezberden de olsa, engellilik konusunda da doğru düzgün bir söylem ve davranış içine girseler iyi olmaz mı? Daha geçen ayki yazımda, "Anlasalar da anlamasalar da..." dememiş miydik? Burada bize göre pek çok bakımdan dezavantajlı oldukları halde, LGBTİ hareketinin başarısını biraz daha yakından inceleyebiliriz. LGBTİ bireyler, toplumun sözde ahlaki değerleriyle, dinsel ve geleneksel normlarla ters düştükleri halde, kısıtlı bir çevrede de olsa kendilerini anlatmayı başardılar. Onlar bunu nasıl yaptı, önümüzdeki sayılarda derinlemesine araştırmaya girebiliriz; şimdilik cevabını bildiğim bir soru var: Biz niye anlatamıyoruz? Biz bir şey anlatmaya kalktığımızda, o kemikleşmiş tutum set çekiyor iletişime. "Engelli ya, hassas tabii." diyerek dinliyor çoğu kişi. Neden anlatmayla olmadığına ilişkin durumu, "Anlatacaklarım var." adlı yazımda ele almıştım.

Fakat anlatmaktan vaz geçmek, demek değil ki boyun eğeceğiz. Övgü, iyi niyet ve merhamet görünümünde; ayrımcı uygulamalara, mikrosaldırgan sözlere teşekkür etmeyeceğiz. Hadsizliği ve saygısızlığı hoş görmeyeceğiz. Adım adım izlenmeye, istemediğimiz halde ilgi odağı yapılmaya, utandırılmaya sessiz kalmayacağız. Biz utanılacak bir şey yapmadık; kaldırın başınızı dostlar. 


Sesli Dinle

Yorumlar

Yorum mevcut değil.