Yazılarda Ara

ENGELİNE RAĞMEN TACİZE UĞRAYABİLEN AZMİN ZAFERİ

Değerli okurlar,

Aylardır sizi agresif kompleksli hayal ürünlerimden mahrum bıraktığım için özür dilerim. Fakat bu ayki yazımda açığı kapatacak bomba gibi bir malzeme var elimde. Artık alıştık bombalara, diyeceksiniz ama bu gerçekten egzotik bir bomba. Dolaplara kilitlenen engelli cinselliğini fünyeyle patlatabilecek bir dizi olay anlatacağım.

Evet, sevgili okurlar, başlıktan da anlayabileceğiniz üzere son 1 ay içinde üst üste birkaç taciz olayı başıma geldi. Şu satırları yazarken bile ne kadar öfkeli olduğumu tahmin edersiniz. Açıkçası tedirginim de, çünkü bu yazıyı okuyan herhangi birinden “Birkaç kez başına gelmişse sen sinyal vermişsindir.” ya da “Dişi, baston sallamadan erkek yanaşmaz” gibi tepkiler alma ihtimalim hayli yüksek. Ama yine de biliyorum ki yalnız değilim. Özellikle kadın bedenine sahip olanlar “yardım” bahanesiyle yaklaşıp ellerini muhtelif bölgelerinde gezdiren şahıslarla karşılaşmıştır mutlaka.

Her neyse, aşağıda anlatacağım olaylar bizzat benim başımdan geçmiş olup abartı içermemektedir.

Kan tahlili yaptırmak için hastaneye gidiyordum. Hastane girişinden poliklinik binasına inen yokuş dik olduğu için, ayrıca kasıklarım da fena halde ağrıdığından, yavaş yürüyordum. 60’lı yaşlarda bir adam tedirgin yürüdüğümü görünce yürümekte zorlandığımı düşünmüş olacak ki yokuşu inerken koluma girmeyi teklif etti. Ağrılarım beni iyice yormuştu ve teklifini kabul ettim. Konuşkan bir adamdı, sohbete başladık.

“Doğuştan mı?

“Doğuştan.”

“Tedavi yok mu?”

“Yok amca.”

“Allah şifa versin. Okuyor musun?”

“Üniversite öğrencisiyim amca.”

“Maşallah, niye tek geldin ailen yok mu?”

“Kendim de gelebilirim amca, biriyle gelmem şart değil.”

“Haklısın, anan baban da yaşlanmıştır, artık bakamazlar sana. İnsana da can yoldaşı lazım, zorda kaldığında işini görecek biri lazım. Kaçıncı sınıftın sen?”

Sinirlenmiştim, ama adamla kavga edemeyecek kadar halsizdim. Nasıl yapsam da adamdan kurtulsam diye düşündüm. Sorusunu yineledi.

“Son sınıf amca bitiriyorum.”

“Haa iyi iyi, okul bitince evlenirsin de kocan bakar artık sana.”

“Yeter ya, çocuk muyum ki ben, bakarım kendime, Lütfen, bırakır mısın ben hallederim burdan sonrasını.”

“Tamam yavrum, bakarsın bakmasına da, e cinsel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaksın kocan olmazsa?”

Yol kenarındaki ağacı söküp adamın kafasına geçirmek istedim. Kan beynime sıçramıştı. Öylece kalakaldım. Adam da lafının nereye vardığını fark mı etti bilmem, ortadan kayboldu.

Taciz bunun neresinde, dediğinizi duyar gibiyim. İşin taciz boyutu şu: Bir insan, hiç tanımadığı birine sırf engelli olduğu için cinsel hayatıyla ilgili soru sorabiliyor, imada bulunabiliyor. Yolda gördüğünüz herhangi birine cinsel hayatıyla ilgili soru soracak cesareti nereden alabilirsiniz? Uyuşturucu? Hayır, o adam bu cesareti bizzat benim körlüğümden almıştı.

Zincirlikuyu’dan metrobüse binmiştim. İstanbul’da yaşamasanız da metrobüsün kalabalık olmasıyla ilgili onlarca espri duymuşsunuzdur. Ben de iş çıkış saatine denk gelmişim. Neyse bindim metrobüse, Tıklım tıklım dolu olduğu için tutunacak yer bulamadım. Adamın teki de fırsat bu fırsat “Dur bacım tutayım düşme.” dedi veeee hamlesini yaptı. Elini arkadan uzattı ve göğsümü kavradı. Nasıl kavrama ama! Mıncıkladı resmen.

“Çek lan elini! N’aptığını sanıyorsun?”

Adam elini çekti çekmesine de, oradan bir teyze anlamadan dinlemeden atıldı.

“Ne var yavrum, abin sana yardım ediyor, düşsen daha mı iyi?”

“Yahu teyze, öyle yardım mı olur? Nasıl mıncıkladı görmedin mi?”

Bir anda metrobüs halkına malzeme olmuştum. Etraftaki diğer yolcular onu yanlış anlamamam gerektiğinden, engelli olduğum için kimsenin bana o gözle bakmayacağından, yardım için dokunduklarında aklıma kötü bir şey getirmemem gerektiğinden falan bahsettiler.

İnanamıyorum. Adamı linç etmelerini beklemiyordum elbette ama sırf memelerimi okşatmadığım için ne alınganlığım kaldı ne fesatlığım. Sanki her gün yüzlerce kadının tacize uğradığı, 10 kadından birinin tecavüz mağduru olduğu bir ülkede yaşamıyormuşuz gibi, nasıl inanabilirler bir insanın engelli birine “o gözle” bakmayacağına? Hele ki bebeklere, hatta koyunlara bile “o gözle” bakılabildiğini gazeteler çarşaf çarşaf yazarken…

Ve işte asıl bombayı patlatıyorum sevgili okurlar, Homo İbretus’un kısmeti açıldı! Kısmet de ne kısmet! Takım elbiseli, boylu poslu, hali vakti yerinde yağız delikanlı!

Mecidiyeköy durağında otobüs bekliyordum. Bilen bilir, Mecidiyeköy durağından peş peşe zibilyon tane otobüs geçer, hangisine bineceğinizi şaşırırsınız, bineceğiniz otobüsün nerede durduğunu, geçip geçmediğini anlayamazsınız. Bu yüzden ben de durakta bekleyenlerden birinden, benim otobüsüm geldiğinde haber vermesini rica ettim. Tesadüf bu ya, aynı otobüse binecekmişiz, ancak o birkaç durak önce inecekmiş. Klasik sorular başladı, doğuştan mı, tedavisi var mı, zor oluyor mu falan filan derken adam birdenbire kendinden bahsetmeye başladı.

“Ben 27 yaşındayım, adım Halil. Levent’te çalışıyorum. (Çalıştığı yerin ismini de vermişti de unuttum şimdi)

“İyiymiş.” dedim

“Sen neler yapıyorsun?”

“Üniversite öğrencisiyim, son sınıf.”

“Ha, iyi bitiriyorsun, maşallah.”

“Aynen.”

Tabii ki konunun Karanlıkta Diyalog’a ve körlü filmlere gelmemesi düşünülemezdi. İşte bu noktada Halil, yokuşta freni patlamış araba gibi yardırmaya başladı.

“”Biliyor musun, hayattaki en büyük uğraşım iyi bir insan olabilmek. Yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek, yüzlerini biraz olsun güldürebilmek,  Senin gözlerinde de yaşama sevinci var. Engellere inat gülümseyen, şakalar yapabilen bir insansın. Biliyor musun, belki burada karşılaşmamız bile bir işarettir. Hayatımız tamamen ilahi rastlantılara bağlı. Yani diyorum ki, senin yardıma ihtiyacın var, benim de her baktığımda iyilik yapmayı hatırlayacağım bir vesileye. Demem o ki, ben senin görmeyen gözlerine ışık, yaralı kalbine umut olmak isterim. Engelini birlikte göğüsleyelim. Belki beni tanımadığın için kızdın bana ama inan ki beni tanıyınca bana kolayca teslim edeceksin yaralı ruhunu. Hem ben içinde Allah korkusu olan, dilinden tatlı sözler dökülen, kimseye zararı dokunmayan bir insanım. İzin ver sana tüm engellenmişliğini unutturayım. Meleksi masumiyetine layık olmak için elimden geleni yapayım. Engellerle dolu hayat yolunda bir yol arkadaşı olayım, yolundaki engelleri kaldırayım. Bana o şansı verir misin? Takva yolunda ilerleyip cennet bahçelerine benimle gelir misin? Yoldaşım, sırdaşım, bir ömür hayat arkadaşım olmak ister misin?”

Halil’e okkalı bir tokat çaktım.

“Ne saçmalıyorsun lan sen? Ne hayat arkadaşı ulan! Gözlerime umut olacakmış da, meleksi masumiyetime layık olacakmış da!”

Bir tokat daha çaktım.

“Al sana sırdaş, al sana arkadaş! Alt tarafı bir yardım istedik, sen ne cesarete bana evlenme teklif edersin aşağılık herif!”

Herkes etrafımıza toplanmış bizi izliyordu. Onlara da döndüm.

“Ne bakıyorsunuz, seyirlik mi oynuyor burada?”

Halil’e döndüm.

“Sakın ha benim bindiğim otobüse binip de beni takip etmeye kalkma. Polisi çağırmakla kalmam, engelli bacımıza sarkıyorlar diye ortalığı ayağa kaldırırım.”

Özür diledi, ağlayarak gitti.

Aşırı tepki mi verdim dersiniz? Bir de şöyle anlatayım, herifin teki aniden karşınıza çıkıyor, şişmanlığınızdan tutun da sivilcelerinize kadar sayıyor da sayıyor. Üstüne diyor ki seni bu çirkin halinle beğenecek fedai ben olayım. Ayrıca bunu ihtiyacınız olduğu için iletişime geçmek zorunda kaldığınız birinin (banka şubesindeki veznedar ya da yolda saati sorduğunuz kişi) yaptığını düşünün. Birine ilgi duyabilirsiniz, ilginizi bir şekilde belli de edebilirsiniz, ama karşınızdaki kişinin engelliliğinden, çirkinliğinden, yoksulluğundan vs. kendinize avantaj sağlayamazsınız. Üstüne bir de “Nasılsa yardım istedi, gidemez.” düşüncesiyle karşıdaki kişinin özel alanına giremezsiniz.

Tekrar sinirlendim. Başıma gelenler burada bitiyor çok şükür. Açıkçası, olayları homo ibretus komikliğiyle anlatamadığım için tüm okurlardan özür dilerim. Ancak olaylar çok taze ve dalgasını geçebilecek kadar atlatamamışım sanırım. Fakat sizden ricam, özellikle engelli kadınlar, tacizi konuşalım. Cinsel şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşlarında engelli istismarını gündeme taşıyalım. Kör erkeklere ve eril soslu kadınlara diyecek lafım yok. Onlara göre niye sohbet ediyorsun ibretus, niye tek başına sokaktasın ibretus, açık giyinme ibretus, karşı cinsten yardım isteme ibretus, ibretus da ibretus!


Sesli Dinle

Yorumlar

Yorum mevcut değil.