Toplam Okunma 0

21 Mart Dünya Down Sendromlular gününde Amerikalı bir arkadaşımın gönderdiği bir linkle haberdar olduğum Guest Room, Türkçe adıyla Misafir Odası, 2015 tarihli Amerikan yapımı 13 dakikalık bir kısa film. Konusu, down sendromlu genç bir kadın ve onun sürpriz hamileliği karşısında yaşadıkları. Yönetmen Joshua Tate. Başroldeki Amber rolünde Amerika’daki popüler Glee dizisinin oyuncularından down sendromlu Lauren Potter yer alıyor.

Açılış sahnesinde ekran siyah ve sevişen bir çiftin sesini duyuyoruz. Ardından yatakta elleri erkeğin sırtında gezinen Amber’ı, sonra Amber ve erkek arkadaşının resminin yer aldığı bir fotoğraf çerçevesini ve son olarak da çiftimizi birbirlerini öperken görüyoruz. Sonrasında yatakta uzanırlarken Amber komodinin üzerindeki açılmamış prezervatifi fark edip panikle doğruluyor. Ardından onu ve kendisi gibi down sendromlu olan erkek arkadaşı Daniel’ı yatakta başları önlerinde düşünürken görüyoruz. Amber “dikkatli olmak zorundasın” diyor ve sahne değişiyor.

Yeşillikler içinde büyük bir ev ve sonrasında Amber’ın bir yatakta uyandığını görüyoruz. Amber odadan çıkıp kapısında Daniel’in odası yazan başka bir odaya giriyor. Uyuyan Daniel’in üzerine çıkıyor, onu uyandırıyor, birlikte gülerek yataktan yere düşüyor ve birbirlerini seyrediyorlar.

Sonra Amber’ı mutfakta kahvaltısını ederken görüyoruz. İçeri giren ve ilerleyen dakikalarda erkek arkadaşı Daniel’ın annesi olduğunu öğrendiğimiz kadın “günaydın” diyor ve kısa bir sohbetin ardından “ikinizi bir arada görmek...” diyor yüzünde mutlu bir ifade ile. Ardından ekliyor “bu akşam partiden sonra kalmayı planlıyorsan ablana haber vermeyi unutma.”  Amber önündeki kâseden tam lokmasını alacağı esnada bu sözleri duyunca duruyor ve öylece kalıyor.

Amber’ı otobüs durağında beklerken görüyoruz. Ardından bir markette raflardan birinin önünde durmuş ürünleri inceliyor. O sırada onun bulunduğu yere doğru yürüyen genç bir kız dikkatli bir şekilde Amber’a ve incelediği ürünlerin yer aldığı rafa bakıyor. Amber’ın elindeki ürünü gösteriyor kamera: korunmasız cinsel ilişki sonrası istenmeyen hamileliği önlemek için kullanılan bir ürün.

Ardından Amber’ı bir kuaför salonunda çalışırken görüyoruz. Tezgâhın üzerindeki ürünleri toparlıyor ve tezgâhı siliyor; hemen ilerisindeyse erkek kuaför bir kadın müşterinin saçını boyuyor. Tam Amber tezgâhın üzerindeki makası eline aldığında kuaför  “ah tatlım makas… lütfen dikkat et” diyor, Amber bir an offf dercesine gözlerini kapatıyor ve sonra makası yerine yerleştiriyor. Bu sırada saçı boyanan kadın müşterinin kuaföre “ah ona karşı çok iyisin” dediğini duyuyoruz.

Amber evine dönüyor. Lavaboda bez yıkayan ve yanında bebek olan, daha sonra ablası olduğunu anladığımız genç bir kadın görüyoruz. Amber’ın geldiğini duyunca ona seslenerek anne ve babasıyla ilgili bir şeyler söylüyor fakat Amber’ın odasının kapısını çarpmasıyla şaşırarak duraksıyor.

Amber banyoda duşun altında ve kafasını çevirdiğinde kamera marketten aldığı ürünü gösteriyor. Ardından ayna karşısında hazırlanırken görüyoruz. Sonrasında ise bir doğum günü partisinde. Bu, erkek arkadaşı Daniel’ın doğum günü partisi. Birçok başka down sendromlu arkadaşları da var partide. Müzik çalıyor ve Amber’da dahil herkes çok eğleniyor. Sonra Amber’ı masada tek başına oturmuş ve eğlenceye katılmazken görüyoruz. Ardından da gece yatağında uzanmış bir halde.  Bir ara duyduğu bir konuşma sesine uyanıyor. Kamera konuşmanın olduğu odada ayakta duran bir adamı gösteriyor. O sırada bir kadın sesi “ bu önemli bir mesele, sana bu konuda net olduğumu sanıyordum, korunmak zorundasın, sen ve Amber’ın birlikte mutlu olmasını istiyorum” dediği sırada ayakta duran adam Amber’ın üst kat koridorunda onları dinlediğini görüyor ve “tatlım lütfen aşağıya gel” diyor. Anlıyoruz ki Amber, erkek arkadaşı Daniel’ın evinde kalmış. Ayakta duran adam Daniel’ın babası ve konuşan kadın da Daniel’ın annesi. Amber aşağıya iniyor. Daniel ve annesi yan yana bir kanepede oturuyor. Baba da yanlarındaki koltuğa oturuyor. Amber aşağıya iniyor ve Daniel’ın yanına oturuyor sessiz bir şekilde. Anne konuşmaya başlıyor “Amber, Daniel bize sizin yakınlaştığınızı ve bu esnada korunmadığınızı söyledi” diyerek Amber’a bir hamilelik testi uzatıyor. Amber “yalnızca bir gün oldu” diyor. Annesi “evet ama başka zamanlar da olmuş” dediğinde Amber “bu ne demek oluyor” der gibi bir ifadeyle Daniel’a bakıyor, Daniel bakışlarını kaçırıyor. Annesi “Çocuklarınız yüzde elli ihtimalle..” diyor ve susarak babaya bakıyor, baba da bakışlarını yere indiriyor. Kadın cümlesini tamamlamıyor ama başka şeyler söylemeye devam ediyor ve Amber onu dinlemeden hızla kalkarak uzaklaşıyor. Daniel’da kalkıyor.

Amber odanın banyosunun kapısı açık klozete oturmuş,  Daniel içeri giriyor ve sırtı ona dönük olarak yatağa oturuyor. Bir süre sonra Amber’ın yanına geliyor. Amber’ın hamilelik testini yaptığını görüyoruz. Konuşmaya başlıyorlar. Amber “bu onları ilgilendirmez” diyor, Daniel yalnızca onlara yardım etmeye çalıştıklarını söylüyor. Amber bir yetişkin olduğunu ve eğer isteseydi üniversiteye gidebileceğini söylüyor. Daniel “evet sen zeki, güzel ve eğlencelisin ve ben senin yanında olacağım” diyerek elindeki yüzük kutusunu gösteriyor. Amber “bu ailenin fikri mi?” diye soruyor, Daniel onların haberinin olmadığını söylüyor. Amber düşünmeye ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

Amber evine dönüyor. Yeğeninin ağladığını duyduğu için ablasının odasına giriyor. Yeğeni yatağında ağlıyor ve tek başına. Amber yatağın kenarına dayanıyor, bebeğe emziğini veriyor ve dalıp gidiyor. Bir süre sonra arkasında banyodan yeni çıkmış ablası belirip  “ne oldu?”  diye soruyor. Amber ona bakmadan “yüzde elli ihtimal..” diyor, ablası “ne?” diye soruyor, Amber “down sendromu” diye cevap veriyor. Ablası önce “ne olmuş yani” diyor ve bir süre kardeşine baktıktan sonra gülümseyerek “sen iyi kıvırdın” diyor. Amber önce ablasına bakıyor, sonra gülümseyerek yeğenini öpüyor.

Amber’ı gece yarısı dışarda bisikletiyle bir yere giderken görüyoruz. İlk olarak Daniel’ın evinin kapısının önünde paspasın altından bir şey alıyor, sonra yatakta uyuyan Daniel’ın yanına uzanırken görüyoruz. Daniel uyanıyor, gülümseyerek birbirlerine bakıyorlar ve film bitiyor.

Filmde engellilikle ilgili hayatın içinden pek çok temaya yer verilmiş. Bunları örneklerle ele alalım. Mesela dergimiz sayfalarında da zaman zaman bahsedilen engellilerin yok sayılan cinsel hayatları. Film iki engelli kişinin sevişme sahnesiyle açılıyor. Birbirlerine dokunduklarını, sevgiyle baktıklarını ve bir ilişkiyi yürüttüklerini görüyoruz filmde. Bir de üstüne beklenmedik bir hamilelik mevzusu var.

Sonra yetişkin hayata adımını atmış, çalışan bir kadın olan Amber’a erkek arkadaşının annesinin doğum günü partisinden sonra gece onlarda kalmayı istiyorsa ablasına haber vermesini hatırlatması. Biliyoruz ki eğer Amber down sendromu olmayan bir genç kadın olsaydı, anne bu hatırlatmayı yapmayacaktı.

Bir de toplumun en başta vazgeçmesi gereken şu engeli olan kişiyi görünce adımlarını yavaşlatıp, hayretler içinde bakması meselesi var. Amber markette hamilelik önleyici ürünü incelerken aynı reyona gelen genç kızın gözlerini dikerek bakmasıyla serinin bu halkası da tamamlanmış oluyor.

İş yerinde ortalığı toparlarken eline aldığı basit bir makas için patronunun onu uyarma ihtiyacı hissetmesi ve müşterinin Amber’ın da duyabileceği bir sesle “ona karşı çok iyisin” demesi yine günlük hayatta engellilere çok sık yapılan çocuk muamelesine ve onlara sunulduğu düşünülen “lütuflara” bir örnek. Bkz: “bu halinle sana bir de iş vermişiz”

Sağlamcılığın yalnızca sağlamlar değil engelliler tarafından da ister istemez ya da cebren ve hile ile demeliyim belki de sahiplenildiğini görüyoruz. Daniel’ın annesinin onları, çocuklarının yüzde elli ihtimalle down sendromlu olacağı konusunda, down sendromlu kelimesini telaffuz etmekten inanılmaz bir çabayla kaçınarak uyardığını görüyoruz. Ve sonra evine dönen Amber’ın kendi kendine konuşur gibi ablasıyla yaptığı konuşma. Yüzde elli...down sendromlu.. Endişesi, korkusu ve mutsuzluğu yüzünden okunabiliyordu.

Engelliliği ve farklı engel türlerine sahip insanları gündelik yaşamın içinde ve yine herkes gibi hayat meseleleriyle uğraşırken gösterilen filmlerin artmasını diliyorum. Düşünün ki otizm denilince yıllardır “hani Yağmur Adam filminde vardı ya” cümlesi sarf ediliyorsa, bu tür filmlerin yaratabileceği etkinin önemli olduğu göz ardı edilemez. Bir de güzel bir haber verelim. Yönetmen Misafir Odası filmini temel alarak College Girl isminde bir uzun metrajlı film çekmeyi planlıyormuş. İsmine bakılırsa Amber’ın filmde sarf ettiği “eğer isteseydim üniversiteye gidebilirdim” cümlesinden hareketle yola çıkan ve onu üniversite öğrencisi olarak göreceğimiz bir film olacak bu.

Guest Room isimli filmi aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz:

https://vimeo.com/120125960


Sesli Dinle

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum yok.