Yazılarda Ara

Murat Kefeli

Murat Kefeli Hakkında

E-posta Adresi:

Murat Kefeli Tarafından Yazılan Yazılar


Önümüzdeki ay birkaç yemek tarifi ile son bulacak olan yazı dizisinin teorik bilgi içeren son parçacığıyla devam ediyoruz.

PİŞTİ Mİ PİŞMEDİ Mİ?

Yemek yapmaya yeni başlayanlar için bu soru ilk zamanlar hayli sık dile getirilir. Eğer sizde de benzer bir şüphe uyanıyorsa karalar bağlamanıza gerek yok. Bir önceki yazıda belirttiğim bir detayı hatırlatarak konuyu eşelemeye başlayayım: Tencereye koyacağınız suyun miktarı ile yemeğin pişmesi arasında doğru bir orantı yoktur. Suyu bol koymanızın yemeği daha hızlı ve iyi pişireceği düşüncesi çoğunlukla yanılgıdır.


Yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

DÖKMEDEN VE YANMADAN

Doğranmış veya yıkanmış gıdaları sağı solu batırmadan tencereye aktarmak başlangıçta zor olabilir. İlk zamanlar için en makul yöntemin gıdayı önce yemek tabağına koyup oradan tencereye aktarmak veya tencereyi tezgâha alıp işi bitirdikten sonra tekrar ocağa yerleştirmek olduğunu geçen yazıda belirtmiştim. Ancak bu durum bir süre sonra can sıkıcı bir hâl alıyor ve doğrudan tencereye atma girişimleri başlıyor.


Yazı dizimizin üçüncü bölümüyle devam ediyoruz. İtiraf etmek gerekirse bu satırları yazarken biraz gerginim… Bıçak kullanımı ve sebze soymayla alakalı yazıya, geçen ayki derginin editöryal yazısını yazan Burak Sarı'nın yaptığı "bıçak aşkı" benzetmesi sebep oluyor bu gerginliğe. Çünkü bu ayki yazının ilk parçacığının konusu ölçekler; yani kâseler, çanaklar ve fincanlar…

Öte yandan Burak gibi ayrımcılığa sonuna kadar karşı olan bir dostun, yazısında "enter" tuşuna uyguladığı ayrımcılığı da kınıyor ve yumuşak parmaklarıyla ara sıra entera da basmasını umuyorum.

ÖLÇEKLER… Devamını Oku...


Yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Tenceremiz var mı? Var… Blender'ımız var mı? Var… En iyisinden kepçe ve bıçak setimiz var mı? Onlar da var… Peki, biz ne yapıyoruz? En yakın kebapçıdan dürüm söylemeye devam ediyoruz; tâ ki bir yakınımız ortaya çıkıp, "Madem evde yemek yapmayacaktın, o kadar ıvır zıvırı neden aldın? Oha! Oha! Tencerenin altındaki etiket hâlâ duruyor! İnsan, adet yerini bulsun diye bir kez ocağa koyar ulan!" diyene kadar. Sürecin bu aşamasının da tamamlandığını varsayıyor ve mevzuya devam ediyorum.

 

BIÇAK KULLANMAYI ÖĞRENİN


İmanla temizlik arasında bağlantı kurar mısınız veya bu düşünceye katılır mısınız, hiçbir fikrim yok… Ben pek katılmam; amma velakin mutfak temizliği ile böcek arasında bağlantı olduğu tezine sonuna kadar destek veririm. Eğer ki mutfağınızın böcek yetiştirme çiftliğine dönmesini istemiyorsanız bu fikre katılmanızı şiddetle tavsiye ederim. Neyse ki böcek fobim nedeniyle bu iki konu arasındaki bağı deneyimleyerek öğrenmek zorunda kalmadım.


Peşin peşin söyleyeyim: Eğer uzun süredir size ait bir yaşam alanınız varsa bu yazı dizisinden pek bir şey öğrenemeyeceksiniz. Ancak yazı dizisi içinde bahsedilecek olan bazı ürünleri duymamış olma olasılığınız da mevcut. Bu yazı dizisini, bir yerlere tayin olan veya üniversitede, üniversite sonrasında yalnız yaşamaya başlayan arkadaşlar için derlemeye çalıştım. Bir evin temel fiziksel ihtiyaçlarına ve ürün önerilerine yer verdiğim yazının bu parçacığından sonra ev temizliğiyle ilgili konulardan dem vuracağım.


Hijyen operasyonumuza devam ediyoruz. Tabii bu yazıyı okumadan önce bir şeyin altını çizmek istiyorum: Aşağıdaki cümleler, yazı dizisinin bir önceki bölümünde bahsedilen "Temizliğin temel kuralları" alt başlığındaki işlerin yapıldığı varsayılarak kurulmuştur.

 


Evet, evet; bir önceki yazının bitiş noktasından da gayet net anlaşıldığı üzere zamansız kahve içmek konusunda hayli başarılıyım. Başka bir kahve içme arzusunun peydah olmasına izin vermeden bu sefer yazıya bodoslama dalıyorum.

 

TEMİZLİĞİN TEMEL KURALLARI


"Başlamak, bir işi bitirmenin yarısı demektir" özdeyişinin, kirli çömleklere veya kenarda kullanılmamaktan tozlanmış çalı süpürgesine bakılarak söylenmiş olması büyük bir olasılık bence. Aynı aforizmanın başka konulara uyup uymadığı konusunu tartışmaya açığım; ama temizlik mevzusuna "cuk" diye oturduğundan şüphem yok. Gerçekten de yalnız yaşayan birinin temizliğe girişmeden önce kendini psikolojik olarak mevzuya şartlandırması ve odaklaması gerekiyor. Aksi takdirde o temizlik bir türlü başlamıyor.


Peşin peşin söyleyeyim: Eğer uzun süredir size ait bir yaşam alanınız varsa bu yazı dizisinden pek bir şey öğrenemeyeceksiniz. Ancak yazı dizisi içinde bahsedilecek olan bazı ürünleri duymamış olma olasılığınız da mevcut. Bu yazı dizisini, bir yerlere tayin olan veya üniversitede, üniversite sonrasında yalnız yaşamaya başlayan arkadaşlar için derlemeye çalıştım. Bir evin temel fiziksel ihtiyaçlarına ve ürün önerilerine yer verdiğim yazının bu parçacığından sonra ev temizliğiyle ilgili konulardan dem vuracağım.


Yirmili yaşların ortasındaki bir avukat arkadaşımla sohbet ediyorduk. Sorulan bir soru üzerine yanıtımı sesli olarak vermek yerine muzip bir ifadeyle el hareketi yaptım. Ancak ne var ki elimi mıncıklayarak inceleyen arkadaşım, el işaretine bir anlam veremedi. "Sen misin, beni anlamayan!" diye mıkırdanıp peşi sıra aklıma gelen el işaretlerini yaptım. Ama cıks! Birçoğu için gelen cevap aynıydı: "Bu ne ya?"


Hâlâ lateks eldiven takmadıysanız bence tekrar düşünün! Çünkü içindeki kullanım araçları nedeniyle en çok bakteri barındıran yaşam alanına girdiniz. Midenizi bulandırmak istemem; amma velakin lavabo çevresinde ufak bir kapalı dolabınız olduğunu umarak yapılan bir bilimsel araştırmadan söz etmeyi uygun buldum. Banyo yaşam alanı gerçeğini idrak etme konusunda hayli etkili bir deney çünkü.