Yazılarda Ara

Mihri İlke Çeperli

Mihri İlke Çeperli Hakkında

E-posta Adresi:

1994 İstanbul doğumludur. Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim bölümü son sınıf öğrencisidir. Homo ibretus takma adıyla yazdığı kişisel bloguyla tanıdığımız genç yazar, aynı zamanda, sakatlık kimliği, erişilebilirlik, sesli betimleme gibi alanlarda çalışmalar yapmaktadır.
Yazara
ilkeceperli@gmail.com
e-posta adresinden ulaşabilirsiniz.

Mihri İlke Çeperli Tarafından Yazılan Yazılar


Sunuş

BBC yapımı “Sakatlık: Yeni Bir Tarih” adlı belgesel serisinin “Liverpool’daki Tek Cüce” adlı ilk bölümünü Elif Nur Aybaş’ın çevirisiyle yayınlamıştık. Belgeselin “Mucize Tedaviler” adlı ikinci bölümünü bu sayıda sizler için Türkçeleştiriyor ve beğenilerinize sunuyorum. Keyifli okumalar.

 

SAKATLIK: YENİ BİR TARİH


Sakatları sağlamlardan ayıran belirli sınırlar vardır. Sakatları da birbirinden ayıran epeyce kalın bir çizgi var ki adına “engelini kabullenme” diyoruz. Asosyal, agresif ve alayına isyan modunda takılan bir sakatsanız muhtemelen engelinizi kabullenememişsinizdir ve sakatlar sizden olmadıklarını kanıtlamak için bir hayli uğraşır.


Dergimizin bir önceki sayısında yer alan “İbneler ve Körler” başlıklı yazısında Meral Sözen, toplumun engelliliği de eşcinselliği de kibar yolla ifade etme gereği duyması üzerinden engellilerin ve LGBTİ’lerin deneyimleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları sorgulamıştı. Ben de gerek bir kör olarak, gerek bir trans erkek olarak karşılaştığım tutumları düşününce fark ettim ki, bu iki kimliğe yönelik önyargılar farklı olsa da temeldeki düşünce kalıpları çok benziyor.


Özellikle  sosyal medyada paylaştıkları farkındalık mesajlarına bakılırsa, sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğu engellilerin hayatı güzelleştiren harika detaylar olduğunu düşünüyor. Ne var ki, metrekareye 12 kişinin düştüğü bir eğitim araştırma hastanesinde tedavi olmak isteyen bir engelli, hele de refakatçisi yoksa saatte ortalama 30 hastayla ilgilenen sağlık personeli için hayatı o kadar da güzelleştirmeyebiliyor ve bu durum engelli hastalara da zor anlar yaşatabiliyor.


Sağlamlarla ne zaman engellilik hakkında konuşsak hep şu klişe tepkiyi alırız: Toplumumuz çok bilinçsiz.
- Biliyor musun geçen gün bankada para çekerken şahit istediler.
- Toplumumuz çok bilinçsiz bu konularda.

- Otobüste tutunacak yer bulmaya çalışıyorum, adam bastonumdan çekiştiriyor, neredeyse düşecektim.
- Ne yapsın, bilmiyor nasıl davranacağını.

- Yol soruyorum, kadın sürekli “şuradan, şöyle, bakın orada” diyor, eliyle gösterdiği yeri görsem, niye ona sorayım?
- Haklısın, Türkiye’de farkındalık çok düşük zaten.


“İlk Görüşte Aşk” adlı yazımın yayınlandığı Ağustos ayından bu yana ikili ilişkilere dair çok sayıda mail aldım, hatta en çok ilgi gösterilen yazım oldu diyebilirim. O yazımda “Sakat bir adamın engelsiz erişemeyeceği tek şey kadındır.” demiştim ve aldığım mailler de bunu doğrular nitelikteydi. Birbirini tanımayan farklı kişiler aynı şeyi söylediğine göre, ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Bir erkek istediği kadar yakışıklı, kariyer sahibi, kültürlü, eğlenceli, özgüveni yüksek olsun engeli varsa bunların bir önemi yok.


***Yerli ve milli tanışma uygulaması Tandır, engel tanımayan arkadaşlıklar diler***

 

Engelsizplayboy: selam

Kuymakprenses61: selam

Engelsizplayboy: ilke ben

Kuymakprenses61: yasemin ben de

Engelsizplayboy: yaş kaç

Kuymakprenses61: 23 sen

Engelsizplayboy: 24

Kuymakprenses61: fotoğrafında neden baston var kaza mı geçirdin?

Engelsizplayboy: hayır görme engelliyim ben

Kuymakprenses61: anladım zor tabi

Engelsizplayboy: yoo değil


-  İlk görüşte aşka inanır mısın?

+ Bir saniye, bastonumu alıp geliyorum.

 

Yaşamın her alanında enteresan olaylarla karşılaşan biz sakatların gönül işleri de bir o kadar çetrefilli oluyor. Aşkın engel tanımadığı, sevginin her engeli aştığı bu dünyada nasıl yalnız kaldığımı bu yazıda sizlerle paylaşıyorum. İşte karnımda kelebekler uçuşturan, kalp atışlarımı tavan yaptıran o tatlı anılar…

 


Sakatları sağlamlardan ayıran belirli sınırlar vardır. Sakatları da birbirinden ayıran epeyce kalın bir çizgi var ki adına “engelini kabullenme” diyoruz. Asosyal, agresif ve alayına isyan modunda takılan bir sakatsanız muhtemelen engelinizi kabullenememişsinizdir ve sakatlar sizden olmadıklarını kanıtlamak için bir hayli uğraşır.


-  İlk görüşte aşka inanır mısın?

+ Bir saniye, bastonumu alıp geliyorum.

 

Yaşamın her alanında enteresan olaylarla karşılaşan biz sakatların gönül işleri de bir o kadar çetrefilli oluyor. Aşkın engel tanımadığı, sevginin her engeli aştığı bu dünyada nasıl yalnız kaldığımı bu yazıda sizlerle paylaşıyorum. İşte karnımda kelebekler uçuşturan, kalp atışlarımı tavan yaptıran o tatlı anılar…

 


Sakatların ve sakatlığın toplumumuzda bir tabu olduğu ve özel günler ve durumlar dışında pek konuşulmadığı bir gerçek. Peki konuşulduğumuz zaman nasıl konuşuluyoruz? Hangi özelliklerimizle anılıyor, nasıl biliniyoruz? Toplumsal hafızamızın önemli bileşenlerinden olan atasözlerinin körlü sağırlı olanlarını şöyle bir yoklayarak Anadolu coğrafyasında sakatlığa yüklenen anlamları “sakat” bir bakış açısıyla analiz etmeye çalıştım.

 

Körle yatan şaşı kalkar.


Geçtiğimiz hafta sosyal medyada yankı bulan İETT rezaleti üzerine ÖSYM’den sürpriz bir açıklama geldi. Bir otobüs şoförünün engelli bir yolcuya, tekerlekli sandalyesiyle otobüsten inmesini sağlayacak rampayı açmaması ve yolcunun bu yöndeki talebine incitici sözlerle karşılık vermesi üzerine, ÖSYM, özellikle hizmet sektörü çalışanlarına engelli farkındalık düzeylerini ölçmeye yönelik bir sınav yapılacağını ve bu sayede engelli vatandaşların bilinçsiz ve merhametsiz personelce mağdur edilmesinin önüne geçileceğini açıkladı.


Sayı 9, Kasım 2014

 

Sevgili ibrettaşlarım ve ibret olmayan arkadaşlarım,

Çoğu internet sitesinde, “Körlere Nasıl Davranmalıyız?”, “Sağırlara Su İçirmenin 10 Altın Kuralı” veya “Özel Gereksinimlilere Pasta Yedirme Rehberi” gibi abuk yazılar yer alıyor. Ben de her zaman olduğu gibi yapılmaması gerekenler yerine yapılması gerekenleri ibretçe anlatacağım. Öncelikle sakatlar hakkında doğru bilinen yarım yamalak inanış ve tespitlerden bahsedeceğim ve sonrasında da bir davranma kılavuzu oluşturacağım.

Girişi kısa tutalım, işte doğru bilinen yarım yamalaklar… Devamını Oku...


Yazıma başlarken, geçtiğimiz ay yakılarak öldürülen trans kadın Hande Kader'i ve Hacettepe Üniversitesi yurdundan atılışıyla zengin bir ajitasyon rezervi haline gelen Merve'yi anmayı bir borç sayarım.

Şimdi bastonun çatırt dediği yere geldik. Peki ya bu iki kişi aslında aynı kişi olsaydı? Yani kör bir transseksüel "Sana yardım edeceğim." diyen biri tarafından tenha bir yere götürülüp bıçaklansaydı ya da okuduğu okulun yurdundan atılsaydı ne olurdu?


Değerli okurlar,

Aylardır sizi agresif kompleksli hayal ürünlerimden mahrum bıraktığım için özür dilerim. Fakat bu ayki yazımda açığı kapatacak bomba gibi bir malzeme var elimde. Artık alıştık bombalara, diyeceksiniz ama bu gerçekten egzotik bir bomba. Dolaplara kilitlenen engelli cinselliğini fünyeyle patlatabilecek bir dizi olay anlatacağım.


Hoh hoh ho-mo ibretus!

2015’in son şakaları bunlar, yetişen alıyor!

Şaka bir yana, Engelli Noel Baba Seçme Sınavı (ENBSS)’yi tam puanla kazanınca ilk tercihim olan İstanbul Beylikdüzü bölgesine maskülen noel anne olarak atandım. Bu gün bütün evlere kısır ve patates salatası dağıtacağım. Tabii eğer bizim Noel İşleri Genel Müdürü çıkıp da “Sen engellisin, yorma kendini, sen evde otur biz sana maaşını yollarız.” demezse…